Nailed to Obscurity – Black Frost

Merhaba.

Bir önceki albümü olan 2017 çıkışlı King Delusion kritiğiyle tanıttığım ve çevremde de birkaç hayranı oluşmasına ön ayak olduğum Alman melodik death/doom grubu Nailed to Obscurity, yirmi üç ay sonra yayımladığı yeni stüdyo albümü Black Frost ile karşımızda.

Açıkçası çok eskidiğini ve cazibesini yitirdiğini düşünüyorum bu müziğin ve heyecan verici, taze fikirlere sahip ya da gerçekten tam manasıyla duygusal yıkımlara sebebiyet verecek türden güçte bir grubun çıkma sıklığı giderek azalıyor ne yazık ki. Burada hemen bir parantez açıp Hamferð adını analım tekrar; o neydi öyle. Neyse, kısacası biraz uzaklaştım artık bu müzikten. Yine de King Delusion, her ne kadar standart kalıpların dışına çıkmasa da hem müzikal açıdan hem de duygusal anlamda dikkat çekici olmayı başarabilen bir albümdü ve bu nedenle de Black Frost, 2019’un merak ettiğim albümler listesinde yer alıyordu.

Yedi şarkıyla kırk beş dakikayı geçen, yine dolu, yoğun ve kalabalık bir albüm yapmış Nailed to Obscurity. Ennenga’nın bu müziğe iyi oturan ve arzu edilen etkiyi yaratmayı başarabildiğine inandığım brutal vokalinin ve zaman zaman Nick Holmes tadı alabileceğiniz temiz vokalinin önderliğinde, NOVEMBERS DOOM, SWALLOW THE SUN, KATATONIA, PARADISE LOST gibi isimlerin olduğu kulvarda yer alan, gitar tabanlı melodik bir death/doom kırması yapıyorlar ve yaptıkları müzik tam olarak bu kadar. Kısacası Nailed to Obscurity’yi sevip sevmeme kararını vermek epey kolay. Şarkıların çekip sündürülmesinden, anlamsızca uzayan kompozisyonlardan ise zerre hoşlanmadığım için bu türde dişime göre bir şeyler bulmak o kadar kolay olmuyor aslında ve Nailed to Obscurity, bir önceki albümde elli altı dakika süresine rağmen anlamsızlaşmadığı için beni yakalamayı başarmıştı. Black Frost’tan ise henüz tam emin değilim.

MY DYING BRIDE hayranlarında tebessüm ettirecek açılışıyla The Aberrant Host, albümdeki ilk favorim. Bol bol OPETH öykünmesi yakalanabilecek sekiz dakikalık Cipher ise bir diğer favorim. Hafif bir TIAMAT havasıyla (gerçi vokal kör göze parmak adeta) gönlümü çelen Resonance da gayet keyifli. Ayrıca Nailed to Obscurity bu türe çok yakışan, etkileyici sözler yazabilen bir grup. The Aberranth Host‘ta insanı kelimenin tam anlamıyla içeriden tüketen bir paraziti, Feardom’ daki deliliği, Resonance’ta da hayatta yaptığımız şeylerin karşılıkları olacağı fikri harika veriliyor. Bence grubun en güçlü yönü bu.

Nailed to Obscurity için kimliğini oturtamamış gibi bir değerlendirmede bulunmayacağım, çünkü 2005’de kurulmuş ve dördüncü albümünü yayımlamış bir grup için böyle bir ifade kullanmak grubu çöpe atmamıza neden olurdu. Fakat Nailed to Obscurity’nin olmak istediği şey özgünlük değil ve belirsiz, her yerden beslenen bir varlık yaratmayı seçmiş olmaları da aslında bir suç değil. O yüzden türü seven herhangi biri zaten yazıda bahsi geçen grupların bir kısmını biliyordur mantığıyla yola çıkarsak Black Frost gayet iyi bir albüm ve hatta tür dışı bir-iki referans da yer aldığı için fazlasını bile bulabileceğiniz bir iş. Fakat Nailed to Obscurity’yi orta karar seviyesinin ötesine taşıyacak türden güçlü veya hatırda kalıcı olmadığını not etmek şart.

77/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Nailed to Obscurity – Black Frost” için bir yorum

  • 22 Ocak 2019 tarihinde, saat 01:21
    Permalink

    metal dinlemeye doom/death gruplar ile başladım desem yeridir sanırım..geçen sene çıkan ve aklımı başımdan alan ocean of grief ‘i biraz anımsattı bu vatandaşlar da.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.