Between the Buried and Me – Automata II

Geçtiğimiz aylarda yayımlanan ilk kısmına dair yazdığım incelemede de belirttiğim üzere Between the Buried and Me, yakın dönem progresif metal sahnesinin en heyecan uyandıran, en zıpır ve çılgın isimlerinden bir tanesi. Grubun iki bölümden oluşan -aslında bu iş biraz da plak şirketinin halt etmesi, yoksa grup yine tek bir uzun albüm yapmış- yeni albümü Automata’nın bu kısmında bizi neler bekliyor, bir bakalım.

İlk bölüm direkt, sert ve kısa parçalardan oluşuyor ve Between the Buried and Me markasını yaratan tüm değerleri içeriyordu. Ancak bütünlük konusunda ezelden beri var olduğuna inandığım bazı sorunlar yine kendini belli ediyordu. Fakat yine bir önceki kritikte BTBAM’in dünyanın en iyi albüm sonu yazan gruplarından biri olduğunu iddia etmiştim; Automata II sağ olsun, bu iddiam doğrulandı yine.

Dört parça ile otuz dakikaya ulaşan Automata II, bu anlamda ilk bölümden bile kısa. Fakat bu kısa süresi içinde rahatlıkla fark edeceğiniz üzere bu defa her şey fazlasıyla hızlı gelişiyor. Özellikle bu kısımdaki en uzun, en cevval ve epik parça olan The Proverbial Bellow, klavye önderliğinde o kadar güzel alıp yürüyor ki, BTBAM deliliğine bir kez daha hayran kalmak işten bile değil. Her şeyi çok basit gibi gösterebiliyor olmalarındaki sinir bozuculuğu saymıyorum bile.

Bu on üç dakikalık çılgınlık sonrası giren, akordiyonlu Glide ise, enfes temposu ile olayı iyice avangardın zirvesine taşıyan Voice of Trespass öncesi dinleyiciye soluk aldıran kısa bir interlüd havasında. Gerçekten de bu parçada ne oluyor, ne bitiyor anlayamıyorum pek ya hala. Teknik açıdan kusursuz ve gerçek bir gövde gösterisi. Tam bilemiyorum gerçekten ne diyeceğimi, inanılmaz. Kaç türe dokunuyorsun belli değil yahu BTBAM.

Kapanışı yapan The Grid ise biraz daha derli toplu ve albümün kapanış parçasından beklenilebilecek epiklikte. Aklı pek de yerinde olmayan bir vatandaşın canlı yayınlanan rüyaları ile ilgili, fazlasıyla yeterli bir konsepte sahip albümü enfes bir biçimde kapatıyor. Sözleri takip etmesi ayrı bir keyif ve albümün iki kritikte de aldığı puanların bir bölümü net konseptten geliyor, bunu itiraf etmeliyim.

Açıkçası ben Autotama II‘yi çok daha fazla sevdim. Yalnızca iki parça ve toplamda yirmi bir dakika gibi bir süre içerisinde Automata II, yıl içinde en beğendiğim albümlerden biri olmayı başardı. İlk kısım ile birleştirince de kesinlikle sırıtan hiçbir şey yok ortada. Zaten Between the Buried and Me albümü tek bir bütün olarak yazdığı ve sonrasında plak şirketinin önerisiyle ikiye bölünüp piyasaya ayrı ayrı sunulduğu için aksi bir durum söz konusu olamazdı. Kaldı ki bence çok yerinde bir tercih olmuş, zira benim gibi yetmiş dakikanın üzerinde albüm görünce tadı kaçan pek çok insan vardır eminim ki. Bana bile, hem de iki bölüme bile ayrı ayrı kritik yazdırdın çakal seni Sumerian Records. Neyse, dağılıyorum yavaştan; mutlaka dinleyin bir tur.

91/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.