Orchid – The Mouths of Madness

Yeni grup kurma hevesinde olan kişilerin çoğu grup elemanı olarak diğer kişilerle bir araya gelip yapacakları müziğin nasıl bir kimliğe sahip olacağı hakkında fikir alışverişinde bulunurlar muhakkak. Bireylerin kendi müzikal zevkleri, becerileri, beklentileri ve farklı birçok etmen sayesinde oturmuş olması gereken fikirler doğrultusunda ortak bir karara varılır. Orchid elemanlarının tamamı deliler gibi BLACK SABBATH hayranı olacaklar ki gruplarına kazandırdıkları kimlik de Black Sabbath’ın kayıp çocuğu olmuş.

2007’de San Francisco’da kurulan Orchid, grup adından albüm kapaklarına, müzikal içeriğe ve sözlere kadar aklınıza gelebilecek her yönüyle buram buram Black Sabbath kokuyor. Elbette Black Sabbath taklit etmesi pek kolay bir grup değil. BS efsanesini bir araya getiren kişilerin her birinin ayrı bir müzikal Tanrı olması bir yana her müzisyenin bambaşka birer karakter olması, çıktıkları dönem…vs derken günümüzde müzik piyasasına atılan bir grubu yergi olmayacak şekilde Black Sabbath’a benzetmek o kadar da kolay değil tabii ki.

Bu nedenle her ne kadar Orchid inanılmaz derecede Black Sabbath temelli bir grup olsa da ikinci uzunçaları olan The Mouths of Madness albümünü değerlendirirken, grubun Black Sabbath ile olan benzerliğini yalnızca müzikal sınırlar dahilinde tutacağımı, bu tahlilden yola çıkılarak yapacağım yorumların okuyucunun zihninde bir tür karşılaştırma ya da ikame pratiğine izin vermemesi gerektiğini belirtme ihtiyacı duyuyorum. Tabii ki hepimiz biliyoruz yeni bir Black Sabbath olamayacağını.

Grubun müziğini tanımlamak üzere uzun cümleler kurmanın, gitar işçiliğinden, beste yapısından bahsetmenin çok bir anlamı yok. Orchid, geleneksel doom türü içerisinde Black Sabbath ile dirsek temasını geçtim, onlar olmasa var olamayacak bir grup. Mark Thomas’ın Iommi aşkı bile albüme bir şans verilmesi gerektiğini göstermeli zaten bence.

Bir albümü ya da grubu değerlendirirken en bulaşmak istemediğim şey başka bir grup ile karşılaştırmaya gitmek herhalde. Keza ne kadar anlatılırsa anlatılsın ortalama okuyucunun kafasında X çakmasıymış hocu bunlar algısı bir kere yerleştiğinde bunu kırmak pek kolay olmuyor. Ancak hem yazıyı bu durumdan kurtarabilmek hem de albüm hakkındaki yorumları gözlemlemek adına okuduğum yazıların %99’unda, kaçınılmaz olarak tüm anlatım Black Sabbath üzerinden ilerlemiş gerçekten de.

Albüm prodüksiyonundaki ufak oyunlar, hafif cızırtılı gitar tonları, metal müziğin doğum yıllarındaki ses düzeneğinin hemen hemen aynısını yansıtan bir tını ile The Mouths of Madness‘ı bir barda, arkadaş ortamında dinlediğinizde Orchid’in kırk-kırk beş yıllık bir grup olduğunu düşünebilirsiniz ama 2006’dan beri aktifler yalnızca.

Black Sabbath’ın geri dönüşüyle dinleyiciler olarak çıktığımız zaman yolculuğunu bizlere tekrar yaşatan bir albüm The Mouths of Madness. Albüm kapağındaki Black Sabbath-Vol4 göndermesi yakalandığı an başlıyor bu yolculuk, Marching Dogs of War‘daki War Pigs havasını solur solunmaz da kırk sene öncesine olan yolculuğunuzun ilk durağına varmış oluyorsunuz.

Tüm bunları bir kenara bırakırsak, Orchid’in ne yapmak istediği çok belli olan, ancak yaptığı iş sırasında kolaya kaçıp, kopyacı suçlaması ile karşılaşılma ihtimalini ortadan kaldıracak kadar da mütevazi bir biçimde, yalnızca sevdiği tür müziği, sevdiği gruba benzeyerek yapan bir oluşum olduğunu görmek mümkün. Zira müzikal olarak oldukça dolu, yetenekli adamlardan oluştuğu belli bir grup Orchid.

The Mountains of Steel, tamamen 70’lerden fırlamış duran harikulade ritim gitarları ile See You on the Other Side, mükemmel solosu ile The Loving Hand of God ve Nomad albümdeki favorilerimden. Kaldı ki en vasat bulduğum şarkı da Black Sabbath’ın diğer işlerine nazaran kötü kabul edebilecek herhangi bir şarkısı kadar güzel olan Wizard of War.

Sene 2018 ve ben artık müzik değerlendirmesinde insanların daha açık fikirli olduklarına inanmak istiyor, Black Sabbath sevmesine rağmen Orchid’i beğenmeyen birinin çıkacağına pek ihtimal vermiyorum. Grup bu albümden beri sessiz ve bu durum elemanların cephanesinin tükenip tükenmediği sorusunu akla getiriyor ister istemez ama yine de şimdiye kadar duymadıysanız bir bakın derim.

83/100

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.