Ripped to Shreds – 埋葬

Merhaba.

San Jose, California’dan ve Bay Area bölgesinden olmasıyla bile çizgisini belli eden tek kişilik death metal projesi Ripped to Shreds’in ilk albümü 埋葬, ya da biraz daha okunabilir haliyle Máizàng, yeraltı dünyasında metal müziğin neden asla bitmeyeceğinin bir ispatı adeta.

Kapkaranlık, rutubetten çürümek üzere haldeki bir odanın içerisinde günler boyu meditasyon yaparak ve bu esnada yalnızca çiğ et tüketerek, death metalin İsveçli ustalarının tariflerini ve yöntemlerini çalışan ve uhrevi bir boyutta onlar ile bir olmayı başaran Andrew Lee, bu kadim ve kutsal yöntemleri kendi yetenek ve iştahıyla birleştirerek kamyon gibi bir albüm yazmış.

İki BURZUM albümü dinlemiş her amatör müzisyenin kotarabileceğini düşünerek yola çıktığı ve günün sonunda blok halinde kaka kütleleri ürettiği tek kişilik black metal projelerine alıştığımız şu piyasada tek kişilik death metal projesine sahip olmak bile bence fantastik bir hadise. Açıkçası her şeyden önce Ripped to Shreds’in bu özelliğine tav olduğumu söylemem gerek. Kaldı ki hiçbir departmanda bir eksiklik, bu da böyle oluversincilik görmek mümkün değil; Andrew dana gibi vokal yapıyor, jilet gibi rifler yazıyor, insanın göğüs kafesinde tepinen davullar çalıyor ve vertigoya neden olabilecek şekilde gürül gürül bas gümbürdetiyor. Hakikaten helal olsun.

ENTOMBED ve DISMEMBER gibi isimleri anmadan anlatamayacağım bir albüm Máizàng. Ancak elimizde basit bir özenmeden, öykünmeden fazlası olduğunu da baştan belirteyim. Özellikle rif bazında bu gruplardan ve EXHUMED gibi diğer büyük death metal devlerinden fazlasıyla bir şeyler kapmış Andrew. Tok, karakterli bir davul eşliğinde Andrew’nun bastığı her bir rif zamanda farklı boyut kapıları açıp insanı klasikleşmiş death metal albümlerinin yeraltı barlarındaki yüz kişilik lansman konserlerine ışınlayarak ter, kan, bira ve boyun fıtığını kapsayan bir teste tabii tutabilecek kadar testisli. Ayrıca prodüksiyon da efsane Stockholm kayıtlarının seviyesinde ve gitarlar sanki bir elektrikli testere, davul ise kuvvetli bir hilti mahiyetinde.

Albüm isminin işaret ettiği şekilde Máizàng Uzakdoğu kültürünü konu edinen bir albüm. Andrew 19. ve 20. yy başlarında Çin’in sahip olduğu eşsiz kültürü death metal çerçevesinde irdelemiş ve bu bağlamda da kendine has bir karakter oturtmayı başarmış. Elbette müzikal açıdan Uzakdoğu ile bağdaştırabileceğimiz pek bir şey yok, fakat bu paldır küldür müziği bir de Çin kültürü ile ilgili sözlerle dinlemek şahsen benim için keyifli bir yenilik oldu.

Yalnızca belli bir kesimin ilgisini çekebilecek olsa da bence o kitleyi epey oyalayabilecek ve iyi bir alternatif olabilecek, güçlü bir albüm Máizàng. İkinci yarısında biraz tekdüzeleşir gibi oluyor, fakat hiç baymadan, otuz altı dakikada bittiği için ben albümden sıkılamadım henüz. Özellikle ilk dört parça bence epey müthiş. Eski usul death metal seviyorsanız mutlaka bir göz atmanızı tavsiye ederim. Haydi gideyim de 1938’de Çin’in yapay şekilde taşırarak yaklaşık sekiz yüz bin Japon’u katlettiği, günümüzde hala yılda ortalama beş yüz cesedin bulunduğu şu Zhengzhou yakınlarındaki Sarı Nehir neymiş, biraz ona bakayım. Çünkü neden olmasın?

85/100

 

 

 

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.