Yerli Pazarı: Emre Kula – Theory of Change

Merhaba.

Ülkemizden çıkan keyifli işleri dilim döndüğünce, objektif bir gözle tanıtmaya çalıştığım Yerli Pazarı’nda bugün ilk albümü Theory of Change‘i geçtiğimiz yıl çıkaran ama üşengeçliğim nedeniyle bir türlü Metalperver’e incelemesini yazamadığım müzisyen Emre Kula var.

Emre Kula’nın kim olduğuyla ilgili kitabi veya popüler müzik/magazin gündeminin konusu olabilecek bilgileri es geçip bizim dünyalara yakın taraflarda neler yapıyor, ona bakalım. Türkiye’nin son dönemdeki açık ara en başarılı müzikal oluşumlarından biri olarak gördüğüm KES grubunun gitaristi kendisi; bu da epey bir şey anlatmalı zaten. Bunun dışında Ceza’dan Can Bonomo’ya, eşi Sertab Erener’e kadar birçok müzisyenle çalışan, üreten, üretilmişe arka çıkan ve piyasada bilinen, bir müzik emekçisi diyebiliriz kısaca.

Kendi bestelerinden oluşan ilk albümü Theory of Change’i epey uzun bir sürede, yaklaşık on yıllık bir dönem içerisinde yazmış ve albümde kendisine KES’ten takım arkadaşları, NEKROPSİ gibi, DUMAN, VEGA ve MALT gibi gruplarda da çalmış isimler eşlik ediyor. Haliyle müzik gibi müzik var bu albümde.

Açıkçası eskiden bu tarz, profesyonel olarak müzik yapan ve tabiri caizse her tarakta bezi olan müzisyenlere karşı biraz mesafeli yaklaşır ve pek samimi bulmazdım. Tabii sonra biraz daha meyve-sebzeye ağırlık verip karbonhidratı azalttım ve aklım başıma geldi. Yine de genel olarak solo gitaristlere, onların solo işlerine karşı hiçbir zaman çok heyecan duymadığımı itiraf etmem gerek. Nitekim birçoğu müziği bir bütün olarak ele almayı tercih etmeyerek ya da bunu başaramayarak, yalnızca gitara merak sarmış sınırlı bir kitleye hitap eden işler ortaya koyuyorlar. Neyse ki Emre bu konuda olumlu anlamda bir istisna ve Theory of Change de pırıl pırıl bir albüm.

Bir gitaristin solo albümünün değerlendirilmesi esnasında sıra vokale pek gelmez aslında ama ben ilk olarak vokalden bahsetmek istiyorum, zira Emra Kula ilk olarak vokaliyle yakalıyor dinleyiciyi. Kendi müziğini yazmış olmanın verdiği avantajı sonuna kadar kullanarak müziği çok iyi hisseden, zaman zaman hikaye anlatıcılığı boyutuna varan ve rol çalacak kadar ileri gitmeden ve müziği asla aşağı çekmeyen, bence tam kararında bir vokal performansı göstermiş. Özellikle Sertab Erener destekli  Sorry – Hold On‘daki hafif puslu vokaline bayıldım. Bunun dışında albümdeki sözlerin İngilizce olduğunu, fakat Türk aksanı bariyerine takılmamayı başardığını da belirtmek gerek. ROTTING CHRIST‘dan Sakis değilseniz anadili İngilizce olmayan ülkenize özgü aksan ile vokal yapmayın; bu kamu spotunu da buraya iliştirmiş olayım.

Bunun dışında elbette gitar önderliğinde ilerleyen Theory of Change, dinleyiciyi çok da yormayan bir progresif rock tabanda, 80’lerden günümüze kadar popüler olmuş birçok elektro gitar tabanlı müzik akımından beslenmiş bir havada ve haliyle her parçada başka bir şey bulabileceğiniz, müzikal anlamda gayet doyurucu bir albüm. Bir de KES gibi bir örnek epey fikir veriyor ama kayıt hakikaten yağ gibi akıyor; miksajdan sorumlu kişinin Grammy Ödülü sahibi Dave Collins olmasının bir etkisi olabilir mi acaba? Yok canım, ne alakası var.

Yerli albüm incelemelerinin sonunda, eğer albümü beğendiysem, bir şekilde lafı bakın yerli diye övmüyoruz, iyi diye övüyoruz  demeye getiren cümleler kurmaktan gına geldi bana biraz, o nedenle hiç o toplara girmek istemiyorum. Theory of Change iyi bir albüm ve yayınlanalı bir yıl olmasına rağmen bu köşenin fikri çıktığında aklıma ilk gelen albümlerden biriydi. O nedenle amiyane tabirle eğer bu müziğe varsanız mutlaka bir göz atın derim; Graduate from Life solosuyla boşlukta salının, Bury It‘in baslarıyla coşun ya da Sorry – Hold On dinleyip birilerine mesaj atın, haha.

EMRE KULA

 

 

 

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.