Black Sun Aeon – Blacklight Deliverance

Finlandiya’nın kalifiye müzik adamlarından Tuomas Saukkonen’in, her şeyiyle tek başına ilgilenerek var ettiği birçok projesinden biri olan Black Sun Aeon, bu pek yetenekli ve birikimli vatandaşın doom/death metal sevdasının yansıması olarak karşımıza çıkıyor. 2008 yılında hayata geçirilen bu projeden çıkan son albüm Blacklight Deliverance ise Tuomas’ın bu isim altında üç yıl içerisinde çıkardığı üçüncü albüm. Hatta aynı yıl iki farklı grupla iki albüme daha imza atmıştı Tuomas. Böyle de makine gibi bir adam kendisi. Manyak mıdır, işsiz midir nedir. Yok işi varmış gerçi biliyorum; bahçıvandı en son. Şaka değil bu ha.

Genel anlamda tüm işlerinde doom hissiyatlı ve gotik temalara sahip melodik metal ile uğraşmayı seven Tuomas, Black Sun Aeon’da doom metali death metal ile birleştirerek melankoliyi yüksek tempoda servis etmeyi tercih etmiş. Akılda kalıcı melodi yazma konusunda zaten usta olan Tuomas’ın Blacklight Deliverance’a daha kişisel ve karamsar bir bakış açısını yansıtması, karakter sahibi ve belirli bir çizgide seyreden bir müziğin ortaya çıkmasını sağlamış.

Blacklight Deliverance ile bir önceki Black Sun Aeon ürünü olan 2010 çıkışlı Routa ile arasındaki en büyük fark vokaller. Zira kendisinin yer aldığı her albümde olduğu gibi yine hayvan adam vokallerini Tuomas icra ederken, bu sefer Brothers gibi, Wasteland gibi şarkılarda kötücül vokalleriyle kendisine HORNA manyaklığından tanıdığımız Mynni Luukkainen de eşlik ediyor. Mynni’nin varlığı albümün death metal tarafına katkı sağlarken, yine ön planda sayılan kadın vokalin sahibi Janeca, Blacklight Deliverance’a kesinlikle başka bir hava katıyor. Bunların üzerine bir de yer yer I.C.S Vortex‘in vokallerine benzettiğim billur sesli Mikko kardeşimizin vokalini ekleyince vokal anlamında gerçekten tam bir şölen yaşanıyor, adeta konfetiler patlıyor insanın kulağında. Albüm boyunca bu çeşit çeşit vokalin kendi arasındaki paslaşmaları deneyimlemek bile gayet keyifli bir tecrübe. Bir de tabii bu kadar vokal vokal bir albüm olunca işin anlatı boyutu da epey zenginleşiyor.

Amerikan death/doom metal grupları gibi Black Sun Aeon’un da temel karakteristiklerinden bir tanesi bestelerin çoğunda agresiflikten ödün vermiyor oluşu. Diğer albümlerine nazaran bu agresiflik bir nebze düşmüş olsa da sert gitar bölümleri ile Tuomas’ın homurtularındaki öfkeli tını yüksek tempolu davullarla birleştiğinde müzik doom havasından sıyrılarak bir şeylere canı sıkılmış adam death metaline dönüşebiliyor. Genel anlamda melankolik bir atmosferi olmasına karşın bestelerde yapısal olarak çok homojen bir dağılım söz konusu. Albümde süre olarak ne kadar blast-beat gidilmişse aynı süre kadar kadın vokal kullanılmış mesela… Yok lan atıyorum kafadan; manyak mısınız lan oturup onu mu sayacağım. Belki de saydım. Bilemezsiniz. Ya saydıysam?

Ne diyordum, önden biraz doom metal dayayıp sonra çat diye death metale geçen ve melodik doom/death metalin bu şekilde yapıldığını sanan akıl fakiri arkadaşların aksine mis gibi albüm yapmış ya Tuomas. Blacklight Deliverance’de eleştirebileceğim tek nokta, eğer melodik doom/death metal türüne aşinaysanız size muhtemelen çok yeni bir şey sunamayacak olmasıdır. Hatta sırf bu yüzden ilk bir kaç dinlemede müziği fazla risksiz görüp bir kenara bırakmışlığım bile var. Sonra ne olduysa Sheol‘un ana rifi, Oblivion‘un başındaki endüstriyel hava, lan bu Horizon da tam NOVEMBERS DOOM‘un saçmalamadan önceki hali gibiymiş, oğlum Wasteland‘in girişi ne kadar da RPG müziği gibi, derken aldı götürdü albüm beni. O yüzden ilk denemenizde burun kıvırsanız da bence şans vermeye devam edin; dinledikçe açılıyor namussuz.

Albümü ve Tuomas kardeşimi beğenirseniz Dawn of Solace, Before the Dawn, RoutaSIelu gibi diğer Tuomas Saukkonen işlerine de gözü kapalı göz atabilirsiniz (işte güzel dilimiz). 2013 yılında Tuomas’a haller gelince saydığım bu projelerin hepsini rafa kaldırıp bundan böyle kendini WOLFHEART‘a adayacağını duyurdu. Şimdiye kadar üç albüm yayınlayan Wolfheart epey iyi gidiyor ve artık gerçek bir grup gibi birkaç kişiden oluşuyor, ona da bir bakın derim. Sitede bir yerlerde bir kritiği de olacak hatta. Neyse, öyle işte. Kapatamadım ya lan yazıyı bir türlü. Kapı önü sohbeti gibi, güzel de gidiyor aslında. Ee, başka ne yaptınız? Vay be, resmen kapatamadım.

85/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Black Sun Aeon – Blacklight Deliverance” için 2 yorum

  • 8 Mart 2018 tarihinde, saat 20:33
    Permalink

    Wolfheart’ı duyduğum gün adamdan haberim oldu. Wolfheart müziği de pek risk taşımıyor. Diğer hiçbir projesini de nedense hiç merak etmedim ama Wolfheart’ı epey severim. Konu o değil de, yine okuduğum en acayip ilk ve son kritik paragraflarından birini yazmışınız hahah 😀 bahçıvan? Tuomas? Yani çok tuhaf olmasa da ilginç.

    Şu diğer iki adamı da çağırın lütfen ayıp oluyor he. La bildiğimiz grupları geçtik bilmediğimize de atlıyoruz aloo!?

    Yanıtla
    • 8 Mart 2018 tarihinde, saat 21:37
      Permalink

      Ahah, teşekkürler. İyice kendi kendime konuşur oldum yazılarda, sonum hayır olsun.

      Şimdilik benimle ve abuk yazılarımla idare edeceksiniz ya, tek tabanca devam en azından bir süre daha haha.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.