Watain – Trident Wolf Eclipse

Ulan Watain ya.

Bir kritiğe böyle girilmez herhalde ama son yıllarda, daha doğrusu 2013 yılında çıkan The Wild Hunt albümünden beri Watain lafı açıldığında şöyle bir uzaklara dalmadan edemiyorum. Zira şimdi söyleyeceğim biraz böbürlenmek gibi algılanma riski taşısa da yaklaşık dokuz yıldır albüm incelemeleri yapan biri olarak yazdığım üç yüzün üzerindeki inceleme içerisinde beni ters köşeye yatıran, bu kadar yanıldığım ve sonradan verdiğim puana pişman olduğum tek incelemem The Wild Hunt’a ait.

The Wild Hunt’ın ilk bakışta anlaşılabilecek şekilde Watain diskografisi içerisindeki ayrıksılığı ve deneyselliği bir yana, müzikal anlamda Watain standartının çok altında kaldığı ve zamana meydan okumaktan uzak, zayıf ve güçsüz bir albüm olduğu, aradan geçen dört-beş yılın da getirdikleriyle artık iyice ayyuka çıkmış durumda. Daha öncesinde grubun giderek yükselen bir grafiğe sahip olması ve Watain markasının şu an dünyanın en büyük black metal gruplarından biri olarak algılanmamasının tek sebebi gerçekten de bu son albüm ve sonrasındaki dört-beş yıllık süreç. Haliyle grubun yeni albümü, her ne tür bir beklentiyle bekleniyor olursa olsun, çok büyük bir haber değeri taşıyor her şeyden önce.

Watain’in bundan sonra ne yapacağı, Casus LuciferiSworn to the Dark veya Lawless Darkness‘ın getirdiği noktadan The Wild Hunt ile uzaklaşmış olması, Erik’in grubun perspektifine aykırı kabul edilebilecek ılımlı açıklamaları ve kısacası Watain balonunun irtifa kaybederek düşüşe geçmesi, bir noktada yeni albümün mutlak üç puan parolasıyla sahaya çıkılan tamam mı devam mı maçı havasında büyük bir öneme sahip olmasına neden oldu.

Bir takım çekinceler eşliğinde albümü açtığımda Watain’den hiç beklemediğim bir şekilde albüm AURA NOIR olarak açıldı ve bilenin bileceği sebeplerden ötürü daha ilk saniyeden benden +10 puan aldı. Nuclear Alchemy o kadar çatır çutur bir şarkı ki, özellikle giriş rifi o kadar Aura Noir usulü black/thrash ki ve üç dakikalık süresi içinde o kadar insanı yerden yere vuruyor ki, bu kadar tartışmalı bir sürecin ardından, insanlar Watain hakkında yavaş yavaş eski coşkusunu kaybetmişken ve akıllarda soru işaretlerinin bulunduğu bir dönemde albüme böyle bir şarkıyla girmek aslında çok sağlam bir mesaj veriyor ve olan biten her şeye meydan okuyor.

Grubu bilenlerin ıskalama ihtimali olmadığını düşündüğüm, köklere işaret eden albüm adından tutun da ilk Rabid Death’s Curse ile beraber en kısa çalma süresine sahip albüm olması, grubun bu defa ne kadar direkt, ne kadar kesin ve kararlı olduğunu anlamamızı sağlayan diğer iki ana etmen olarak karşımıza çıkıyor. Bundan önceki iki albümün bir saatin üzerinde olduğunu göze alırsak, beş sene sonra otuz beş dakikalık bir albüm yapmak normal şartlarda riskli sayılabilecek olsa dahi Watain özelinde bu çok mantıklı ve aslında biraz da gerekli bir tercih.

Nuclear Alchemy sonrasında Watain yine hiç hız kesmeden Sacred Damnation ile yine bildiğimiz, sevdiğimiz Watain silahlarını peş peşe ateşleyerek thrash metal tabanlı black metal saldırısına devam ediyor. Açıkçası bu iki şarkı gerçekten Watain hakkında son yıllarda sahip olduğum bütün olumsuz düşünceleri bir kalemde silip attı ve neden Watain’i çok sevdiğimi yeniden hatırlamamı sağladı. Tabii bu şarkılar ve albüm özelinde tek olumlu şey grubun kendi geçmişinden başarısı kanıtlanmış unsurları yeniden keşfetmiş olması değil. Kaldı ki albüm bundan ibaret olsa dinleyicinin yeniden gönlünü kazanmak için samimiyetsiz bir iş ortaya konmuş olabilirdi ve kaş yapayım derken göz çıkartarak iyice Watain isminden soğumamıza neden olabilirdi. Neyse ki öyle değil.

Grubun zaman zaman freni patlamış bir kamyon misali karşı konulamaz bir şekilde yardırdığı ve bu bölümlerin ne kadar gaz olduğunu bilmeyen yok. Aynı şekilde arada çok iyi bir denge bularak istediği zaman ne denli ürkütücü ve işin ruhani boyutunu yüceltecek türden gizemli ve karanlık bir atmosfer yaratabildiklerini de biliyoruz. Trident Wolf Eclipse’de bu denge çok iyi sağlanmış. Albümün kısa süresini de göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederek söyleyebilirim, atmosferi perçinleyen o orta-tempo şarkılarda bile uzatılmış, sakız gibi sündürülmüş tek bir kısım dahi yok. Watain geliyor, vuruyor, kırıyor, parçalıyor ve gidiyor. İkinci yarısına sonra temposu düşse de bir an bile sıkıcılaşmadan hızlı ve seri bir şekilde akıyor Trident Wolf Eclipse ve hakikaten albüme dair en sevdiğim şey bu direkt tavır oldu zaten.

Otuz beş dakika süren bir albüm için uzun bile oldu yazı ama söz konusu Watain olunca elbette havada uçuşan fikirler arasından düzgün bir şey ortaya çıkartabilmem kolay değildi. O nedenle albüme dair çok bir şey söyleyememiş olsam da Trident Wolf Eclipse’in The Wild Hunt’ın kötü hatıralarını unutturabilecek türden bir albüm olduğunu belirtmiş olayım son tahlilde. Tek başına incelediğimizde harika bir black metal albümü değil ve hatta Watain dinlemek istediğimde ilk üç sırada bu albüme yer verir miyim henüz ondan bile emin değilim ve 2018’in sonunda hala Trident Wolf Eclipse konuşacağımı hiç sanmıyorum ama Watain’in geri dönmüş olduğunu görmek çok güzel, orası kesin.

77/100

 

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Watain – Trident Wolf Eclipse” için 2 yorum

  • 12 Ocak 2018 tarihinde, saat 19:31
    Permalink

    Prodüksiyondan mıdır nedir bilmiyorum, yolda dinlemek mümkün olmadı. Öyle az ses alabiliyordum. Neyse, hoparlörleri bağırtarak dinledikten sonra diyebilirim ki benim için 82/100 diyebileceğim bir albüm olmuş. Büyük beklentilerle dinlemediğimi de söylemeliyim. Kusursuz olmasa da hatasız, akıp giden cinsten.
    Tabii umarım olmaz ama bundan sonra Watain bu ayarda birkaç albümle devam edip kendisini aşamayacakmış gibi geliyor. Yaklaşsa yeter, bir Waters of Ain daha gelmese de olur.

    Yanıtla
    • 12 Ocak 2018 tarihinde, saat 19:42
      Permalink

      Prodüksiyona genel bir eleştiri var zaten. Kaliteli iş çıkarmak istemişler ancak epey hacimsiz kalmış.

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir