Shining – X – Varg utan flock

Kalitesi ve gücü genellikle kadar çiğ, ne kadar kulak tırmalayıcı ve ne kadar rahatsız edici olduğu üzerinden ölçülen bir tür olmasına rağmen gerçek benlik ile ideal benliğin arasındaki çatışmanın herhangi bir standartı olamayacağından yola çıkarak aslında belirli bir sınır da çizemeyeceğimiz depresif black metalin en büyük gruplarından bir tanesi şüphesiz Shining. Üstelik türün genel ortalamasının üzerindeki prodüksiyon kalitesi ve kimi zaman yoğun eleştirilere maruz kalmasına neden olabilecek Niklas Kvarforth’a rağmen ve bir noktada da onun sayesinde.

Sevmeyenin veya saygı duymayanın eline kendi tezini daha da güçlendirecek türden malzeme verme konusunda herhangi bir çekincesi olmayan Niklas Kvarforth’un bebeği Shining için iki ayrı uçta durabilecek cinsten yorumlar yapmak mümkün. Genellikle bir taraf Kvarforth’un -kabul edelim ki biraz enteresan – özellikleri üzerinden, “İntiharlı Shining ehuehuehue,” veya “Adam sabah akşam intihar savunmuyor mu aga; albüm yapacağına öldürsün kendini aminyum,” gibi müthişlikler ile Shining boklarken diğer aklı başında ve bu müziğe aşina kitle müziğin gücü üzerinden mantıklı açıklamalar yapmaya çalışarak kendini ve sevdiği eseri koruyup kollamaya çabalıyor. Ben müsaadenizle herhangi bir yere varması mümkün görünmeyen bu konulara hiç girmeden albüme geçiyorum.

Birkaç albümdür geçmişe nazaran daha melodik, daha çeşitli ve zengin bir müzikle derdini anlatan Shining’in depresif black metal açısından en kuvvetli yönlerinden bir tanesi de müziği yalnızca acı, keder, kendi kendini yok etme düşüncesi veya binbir çeşit varoluş sorunu etrafında şekillendirmemesi olsa gere. Shining müziğinde çok gerçek, çok direkt bir şekilde kabullenmeyi reddeden bir öfke ve nefret de söz konusu. Diğer pek çok depresif grubun yerine Kvarforth bir köşeye çekilip sınırlı kaynaklarla kendi hüznünü yaşamak yerine atipik birçok farklı unsurdan da beslenerek tüm hislerini patlayıcı bir güç ile birlikte ortalığa saçıyor.

Sürüsünden ayrı olmak anlamına gelen albüm adının da işaret ettiği şekilde Kvarforth bir kez daha gücü tükenmiş, yalnız bir kurdun doğaya isyanı metaforu etrafında şekillendirdiği bir albüm ile karşımızda. Ben ayılıp bayılsam da 2012’de karanlığı yeniden tanımlarken İngilizce sözler kullanarak hayranlarını şaşırtması ve açık söylemek gerekirse özellikle atmosfer açısından epey zayıf bulduğum IX – Everyone, Everything, Everywhere, Ends ile 2015’de bizi biraz arzuladığının dışında bir biçimde üzmesi, Kvarforth ve Shining için de yavaştan yolun sonunun görünmeye başlayıp başlamadığını sorgulamama neden olduysa da içten içe bu işin kolay kolay bitmeyeceğini tahmin ediyordum. Nitekim öyle olmuş. Yalnız malnız, kurt hala kurt.

Aslına bakarsanız Redefining Darkness’daki muhteşem rock gitar sololarının azalması, İngilizce sözlerden vazgeçilmesi beni bir parça üzdüyse de zaten hali hazırda o çok sevdiğim eski Shining’in zaten bu özelliklere sahip olmadığını düşününce işler biraz karışıyor. Tabii bu durumda da ancak şöyle bir karşılaştırmaya gidebiliyor ve çok sevdiğim işlerin çıkmasına da vesile olan bu ara dönemden çıkılmasını ancak grubun geçmişindeki görkemine yaklaşabildiyse kabullenebilecek bir hale geliyorum. Nesnellikten aşırı uzak bu bakış açısına kendimi kaptırmamak için ise salt müziğe odaklanmak en iyisi herhalde.

Shining’in içten içe kabaran bir yapısı olduğunu düşünmüşümdür hep. Grubun müziği sürekli fokurduyor, taşıyor ve bir noktada kabını delecek bir tepkime noktasına ulaşıyor. X – Varg utan flock da bir istisna değil. Kvarforth’un hala bu seviyede sürdürmeyi nasıl başardığını asla anlayamayacağım vokalleri üzerinde yükselen Svart ostoppbar eld henüz girişinden albümün tavrını ortaya koyuyor. Bir depresif black metal efsanesi olan V – Halmstad albümünden tatlar ilk defa bu parçanın sonlarında hissediliyor ki, sonrasında da hiç durmadan devam ediyor.

Kvarforth’un önceki iki albümde denediği şeylerden neden vazgeçtiği, bu kararda hayranların veya eleştirilerin ne kadar payı olduğunu bilebilmek mümkün değil elbette ama bu albümü dinledikçe yazım sürecinde Halmstad’ın izinden gitmek gibi bir motivasyon ile hareket edildiğini görebiliyorum. Kaldı ki kritik için sağa sola bakınırken daha öncesinde rastlamadığım, bu yönde bir albüm için çalıştığından bahseden bazı açıklamalarına da denk geldik. Ustaların ustası Andy LaRocque‘un hem prodüksiyon koltuğunda gruba kattıkları hem de Jag är din fiende solosu ilk bakışta dikkatleri çekiyor hemen. Çok temiz ama hiç süslü olmayan bir prodüksiyon hem türün standart lo-fi anlayışını yerle yeksan etmeyecek kadar tırmalayıcı hem de modern dinleyicinin burun kıvırmayacağı kadar steril. Ayrı ayrı Shining ve LaRocque hayranı olduğum için ekstra mı çok sevdim acaba diye sormadan edemiyorum ama harikulade bir prodüksiyon söz konusu gerçekten de.

Bonus versiyonundaki PLACEBO yorumunu da işin içine katarsak başından sonuna doğru giderek garipleşen ve değişen bir müziğe sahip X – Varg utan flock (Mot aokigahara nedir öyle hala tam anlamadım mesela), Shining’e dair sevdiğim birçok şeyi barındırıyor. Buna karşın albümü bir defa dinledikten sonra anında aklıma kazınan bir bölüm olmaması, ancak birkaç tur sonra içine girebilmem bir handikap sayılabilir. Tabii bu ancak normal bir albüm için bir handikap. Shining dinleyicisi için bu bir sorun olmamalı. O nedenle daha da lafı uzatmadan ve bu kritiği bir Shining hayranından diğerine yazdığımı düşünerek gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim; X – Varg utan flock taş gibi bir Shining albümü.

85/100

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.