Dead Congregation – Promulgation of the Fall

Hazır önümüzdeki ay ülkemizi de ziyaret edeceklerken şöyle bir kez daha Dead Congregation övmenin tam sırası. Daha önceden grubun ilk albümünü incelemiş ve ne menem bir hayvanlık abideleri olduğunu dilim döndüğünce aktarmaya çalışmıştım. Şimdiyse sizlere grubun şimdilik son albümü olan 2014 çıkışlı Promulgation of the Fall isimli terbiyesizlikten bahsedeceğim.

Ilk albüme gelen harika yorumlar ve eski ekol death metal hayranları tarafından gruba gösterilmeye başlanan büyük saygı belli ki elemanları hiç rehavete sürüklememiş. Gerçekten de death metal için yatıp kalktığı belli olan Yunan dadaşların son Promulgation of the Fall grubun bir basamak daha yukarı tırmanmasını sağlıyor.

Only Ashes Remains‘in ilk rifi ile birlikte grubun kaldığı yerden devam etmiş olduğunu açıkça görmek mümkün. Hele ki ortalarından itibaren çok başka kulvarlara, 90’ların uğursuz ve kasvetli yollara sapan şarkı, orta temponun death metaldeki yeri ve önemini açıklayan bir makaleye referans olabilecek kadar cevval.

A.V’nin iyiden iyiye kalınlaşmış, brutal-guttural vokalleri, hemen hemen her şarkıda kendine yer bulmuş orta tempo bölümler ve grubun asla vazgeçmemesi gerektiğini düşündüğüm düşük, anlaşılır, ayırt edilebilir prodüksiyon anlayışı ile Promulgation of the Fall’u Graves of the Archangels’ın bile önüne koymak mümkün. Potansiyellerini gösterdikleri ilk albümü geçtiklerine karar verdiğim anın 3. şarkının sonu olması ise grubun beni ne denli gaza getirebildiğinin kanıtı.

Alev almış tremolo riflerden külçe külçe doom riflerine, MORBID ANGEL‘ı aratmayan Quintessence Maligned gibi deliliklere kadar her anı taş gib bir albüm Promulgation of the Fall. İlk albümde duyduğum gitarlarla kendi kolumu kesmek istemiş, o kol ile kendimi dövecek kadar heyecanlandığımı belirtmiştim. Bu albüm için de aynı şeyleri söylemek mümkün. Serpentskin’de kendimi bıçaklamak, Nigredo’nun nursuz solo bölümünde dikenli tel ile sevişmek, Promulgation of the Fall‘un iyice ağırlaştığı bölümlerde boz ayıyla güreşmek, Schisma’da 7 dakika boyunca durmak bilmeyen türlü hayvanlık esnasında rüzgarlı bir bahar gününde polenler içinde kalmışcasına çaresizlik içinde oradan oraya savruluyorum. Schisma gerçekten biraz acayip.

Belki her şarkının belirli bir tempo aralığında ilerliyor olmasının bir parça tekdüzelik yarattığı söylenebilir. Hızlı bir başlangıç, minik bir solo, düşük tempo bir bölüm ve ardından başa dönerek kapanış.  Ancak böyle bir eleştiri de albümdeki mükemmel gitar işçiliği ile ortadan kalkıyor. Zira her ne kadar başta birbirlerine benzetmek mümkün olsa da, albümü birkaç defa dinledikten sonra her şarkının kendine ait bir ruhu olduğu, her rifin bir başka ruh hastalığı semptomu olabilecek kadar enfes olduğu anlaşılıyor. Hoş, bu formülü ile yüz tane daha şarkı yapsın,ar ben dinlerim. Gaza mı geldim ne.

Amerikan death metali ile İsveç usulü death metali bir kez daha, yine müthiş bir şekilde harmanlamayı başarıyor Dead Congregation. Üstelik bu sefer kimi yerlerde dooma kadar uzanan ağırlıkta bölümler de kullanarak etki alanını daha da genişletiyor. Kısaca death metal sevginiz daha yumuşak melodik death metal gruplarıyla sınırlı değilse bu albümü dinleyin, gaza gelin, eğlenin, çıldırın. İlk albüme yaptığım yorumu aynen Promulgation of the Fall için de kullanarak kapatıyorum: Death metali iyi yapan her ne ise Promulgation of the Fall’da fazlasıyla var.

94/100

Not: Grup 2 Aralık’da İstanbul KargART’da, kaçırmayınız.

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.