Dead Congregration – Graves of the Archangels

New York death metali(NYDM), death metali bölgesel olarak incelediğimde en beğendiğim yöresel lezzetlerden bir tanesi. Hem oldukça saldırgan ve vahşi bir yapıda oluşu hem de Florida death metalinin ağır atmosferini enfes bir biçimde yansıtması sebebiyle bu iki tarz arasında bir köprü işlevi görüyormuş gibi değerlendirmekten geri duramadığım NYDM, SUFFOCATION, IMMOLATION, INCANTATION gibi hayvan çocuğu grupların önderliğinde kendisini sevdirmeyi başarmış, death metal denince ilk aklıma gelen bir kaç piyasadan biri.

Dead Congregation ise herhangi bir “Ustalara Saygı” köşesinin konuğu olabilecek düzeyde iyi bir müziğe ve “Yasemin’in Penceresi”ne çıkabilecek kadar 90’lar başından kalma bir sounda sahip, yukarıda bahsi geçen efsane isimler dışında NYDM icra ettiğini iddia eden herhangi bir death metal grubunun ağzının orta yerine vurabilecek kuvvette bir NYDM icra eden, “Rakı da bizim kahve de bizim olum!” kavgasına girebilecek kadar Yunanistan’lı, Yunanistan’lı olduğu kadar Atina’lı da olan bir death metal grubu.

Martyrdoom ile açılan Graves of the Archangels, içinde ne tür bir terbiyesizlik barındırdığını daha ilk notalarından belli ediyor. Tekinsiz, uğursuz bir intro Martyrdoom. Her ne kadar albümün devamı ile yapısal anlamda herhangi bir benzerlik taşımasa da albümün ruhu ile birebir örtüşen…Tam bu satırları yazarken arkada dönüyordu, gerçekten tadım kaçtı bir an ve cümleyi toparlayamadım. Çok iyi bir intro yani kısaca.

Hostis Humanis Generi ile bir uyarı atışı olmaksızın topyekun taarruza geçiyor Yunan ayısı (iyi anlamda tabii) kardeşlerimiz. Yepyeni şeyler sunup türe farklı bakış açıları getirmesini bekleyenlerin ağzına burnuna vuruyor. Demek değişik death metal istiyorsun ha, diyor. Al, diyor sana değişikli death metal. Ver ediyor hayvanlığı, zerk ediyor beton gitarları. Zaten kısa süre içerisinde bu amansız dayak seansını kabullenmekten başka çare olmadığını görerek Orthodox korosunun baş meleklere seslendiği bölümler gelse de iki nefes alsak, diye dua etmeye başlıyorsunuz.

Küçükken aile terbiyesi almadığı aşikar davulcu Vagelis Voyiantis, Graves of the Archangels’ın bu tokatçı kimliğinin ortaya çıkmasındaki en büyük etkenlerden. Eli dursa ayağı durmuyor, derler ya. Cuk oturuyor adamın üstüne bu söz. Tabii günümüz davul tanrıları ile karşılaştırmak da hata olur. Zira NYDM’de davulun görevi dinleyicinin beynini delmek. Bu işi de layığıyla yerine getiriyor Vagelis. Blast atan yerlerine zeval gelmesin yiğidim.

Death metalde önemli olan genelde riflerdir. Gitarlar iyiyse geri kalan her şey bir gömlek daha iyi gözükür zaten genelde. Dead Congregation için de aynı durumun geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Pes tonlardaki gitarlar genelde hız sınırını zorlayan davullar eşliğinde tremolo rifler üzerinden ilerlese de arada öyle numaralar, öyle klarklar çekiyor ki (bkz: baştan sona Graves of the Archangels) kahvedekiler “ınının” demekten helak oluyorlar. Bu nefis gitar işçiliği sebebiyle albümü döndürürken zaman zaman bir kolumu kesip kesik kolumla kendime mi saldırsam acaba gibi düşünceler beliriyor zihnimde. Bilmem yeterince açıklayabildim mi bazı şeyleri.

Her enstrümanın rahatlıkla seçebileceği temiz ve modern prodüksiyon, 90’lardan kalma soundun daha derli toplu bir örneği olarak özetlenebilir. Mutlak karanlık ile deliliğin saklandığı dehlizlerden, çamur deryasının dibinden sürüne sürüne gelen müzikler bu defa daha da net duyuluyor. Bu anlamda da geçmişle günümüz arasında öyle bir harman yaratıyor ki iyice tadından yenmez bir hale geliyor.

Aynı şekilde kaydın yanı sıra müzikal anlamda da öncüllerinin mirasını yemektense o mirastan beslenmeyi tercih ediyor Dead Congregation. Zira özellikle işin gitar kısmında türe göre daha özenli bir işçilik söz konusu. Beste anlamında da yer yer doom metal ile, hatta nadiren de olsa black metal ile dirsek temasında olduğu anlara rastlamak dahi mümkün. Kısacası düz, basit bir New York death metali albümünden daha fazlasını sunuyor Graves of the Archangels.

Death metalin herhangi bir uzantısını seven herkesin içinde bir şey bulabileceği; köklerine bağlı kemik-kıran death metal neferleri için ise bir kaç dinlemeden sonra türün ağa babaları ile yan yana anılabilecek kadar sağlam, enfes işler yapıyor Dead Congreagation. Death metali iyi yapan her neyse, Graves of the Archangels’da fazlasıyla var. Kaçırmayın.

92/100

a2191656917_5

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Dead Congregration – Graves of the Archangels” için bir yorum

  • 23 Şubat 2017 tarihinde, saat 11:20
    Permalink

    Bu albüm cidden çok zalim. Gerçi DEAD CONGREGATION komple zalim bir grup zaten; kolu kesip kendine onla saldırmak gayet uygun bir davranış bence de bu hayvanları göz önüne alınca.

    Eline sağlık ellam.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir