Klasik Bir Cumartesi: Uaral – Sounds of Pain…

Dinlemesi de yazması da zor bir grup Uaral ve “Sounds of Pain…”, Şilili grubun kuruluşundan dokuz sene sonra dinleyicileri ile buluşturabildiği ilk albümü. 1996’dan beri demo ve E.P. kayıtları ile piyasadaki varlığını sürdürmeye çalışan Uaral, 2005 yılında çıkan Sounds of Pain… ile bir anda klasik folk/doom müzikte çok önemli bir noktaya geldi. 2007’de “Lamentos a Poema Muerto” isimli bir albüm daha yayınladıktan kısa bir süre sonra ise alanlarında kült bir isim olmayı başardılar. Dahası, hayatımda neredeyse hiçbir grubun ilk albümünü sevmeyen şahsımın Şili’de aynı kanı taşıyan iki kişinin kimi evrensel duyguların etrafında şekillendirdikleri müzikleriyle kelebek etkisinin ne olduğunu çok daha iyi anlamasını sağladılar.

Aciago ve Caudal’in akıl hocaları olarak belirledikleri, gitarının üzerinde “Uaral” sözcüğünün kazınmış olduğu bir gezgin, müzisyen ve muhtemelen filozofun çeşitli öğütler ve kendi yaşam felsefesini paylaşmasının ardından iki kardeş müziklerini Uaral adı altında yayınlamaya karar vermiş. Şu an Uaral isimli bu gizemli şahıs yaşamını kaybetmiş olsa da Aciago ve Caudal Uaral’ın müziği, tavrı ve duruşu, bir anlamda ustalarının müzik ile tekrar yaşam bulmasını sağlıyor.

Aciago klasik gitar, elektro-gitar, bas gitar, flüt, davul ve klavyenin tamamından sorumluyken Caudal ise Aciago’nun yazdığı melodileri kimi zaman ULVER’in “Bergtatt” albümündekine benzeri vokaller ile, kimi zaman EMPYRIUM insanı Schwadorf’u öykünen bir stilde ve kimi zaman ise normal bir insanın anormal bir durum karşısında verebileceği en doğal tepkiler olan ancak aslında tamamen insana ait olmalarına karşın bu tip bir reaksiyonu gören diğer insanların reaksiyonu gösteren kişiyi yadırgayacakları türden çığlıklar ve ağlamalar eşliğinde dinleyicinin kalbinin parçalanmasına neden oluyor.

Dinlemesi ve yazması çok zor demiştim ya başta; Uaral o kadar samimi ve duygu yüklü bir müzik yapıyor ki herhangi bir yapıtlarından herhangi bir şarkıyı öyle alelade bir zamanda açıp dinlemek insani duygulara hakaret niteliği taşıyabilecek bir davranış olarak bile kabul edilebilir. Çünkü hem hüzünlü melodileri hem de Caudal’ın insanın aklına göz pınarlarının boşalmasına neden olabilecek şeyler getirmesine sebep olan sesi, albümdeki müziği sadece müzik normlarına göre değerlendirmeye kesinlikle izin vermiyor. Tam bu konudan bahsederken bir-iki dakika önce arkada çalan Niche’nin 6:10 da giren melodisinin bana bir anda yazmayı bıraktırması ve sadece iki ölçünün sonunda gözlerimin de dolmasıyla şu ana kadar yazdığım şeyler daha mantıklı geldi birden. Ulan.

Uaral iyi ve kötü aralığında değerlendirilebilecek, güzel ya da çirkin gibi içi boş kıstaslarla ölçümlenecek bir grup değil. Ne yaparsanız yapın, Uaral dinlerken günlük hayattaki rutin içerisindeki normal düşünce akışını sürdüremiyor, stabil ruh halinizi koruyamıyorsunuz. Her zaman dinlenebilir olmamasını geçtim, dinlemeye karar verdiğinizde albümün sonunu getirmek ya da dinlerken başka bir şeyle uğraşmak bile bazen bir mesele olabiliyor. Şu an bu yazıyı yazmaya çalışırken albümdeki kimi bölümleri hatırlamak için 1-2 defadır dinliyorum baştan sona kadar ve daha 3-4 paragraf yazıyı anca bir araya getirebildim. Arada dalıp gitmek işten bile değil.

Sözlüklerde, forumlarda Uaral’dan “ağlak metal”, “adam böğürürken ağlıyor” gibi kimi alaycı ve hör gören yorumlara denk gelmiş olabilirsiniz. Bunların hepsi doğru. Bu yoğunluğu kaldıramayacak kadar havalı veya düz kardeşlerim bu konuda istediklerini söylemekte serbestler elbette. Grup ile aynı ismi taşıyan Uaral parçasının çoğu bölümü Caudal’in bazı kağıtları yırtışının ardından hüngür hüngür ağlamasından oluşuyor mesela. Yine bir başka şarkının sonunda bir yandan vokal yapmaya çalışırken bir yandan hıçkırdığını duyabiliyorsunuz. Surrended To The Decadence (Demo version)’ı ben bile, üstelik Uaral dinlemeye çok müsait bir ruh halinde olduğumu düşündüğüm zamanlarda dahi bazen albümün kalanını dinlediğim ses seviyesinin altında dinliyor veya direkt atlıyorum. Fakat bu parçanın dandik veya komik olduğunu değil, benim bu hüzün şovunu kaldıramayacak kadar kuvvetsiz bir ruh haline sahip olduğumu gösteriyor. Ya da baştaki yorumları yapan kardeşlerim gibi bu müzikte ruhuma dokunabilecek hiçbir şey bulamayacak kadar boş bir yaşama sahip olduğumu.

Şili’nin geleneksel folk müziğini doom çerçevesine koyarak, bunun üstüne yazdıkları akıl almaz samimiyetteki vokaller ile yeterince bunaltan albümün süresi de bu yoğunluğu göz önüne alınca çok, çok uzun gerçekten. 66 dakikadan vazgeçtim, La Bellaza Eterna de Los Arboles’in çok bariz bir 29 saniyelik bölümü bile çoğu zaman yetiyor pek çok şeye.

Acının tek bir sesi, dışavurumunda tek bir biçimi mi olur? Olmaz tabii. Baştan aşağıya klasik folk ve doom öğeleri ile bezeli ve parçalanıp incelendiğinde de hakkında konuşmaya değer, kaliteli müziğe sahip bir albüm aslında ve bu yönden de tanıtılmayı da hak ediyor, fakat albümün başlığı ve genel havası daha iyi bir açıklamaya müsaade etmiyor ne yazık ki.

Ortak duyguların albüme ne kadar yerleştiğini göstermek için ve albümü dinlerken hissettiğim her şeyin kısa bir özeti niteliği taşıdığını düşündüğüm bir anektod ile kapanışa geçeyim: La Vaga Esparanza del ser’in başında Aciago ve Caudal’in büyükannelerinin şarkı söylediği bir bölüm var. Caminito Chileno isimli büyükanne bu parçayı 15 yaşındayken beri söyler ve çok da severmiş. Bir radyo programında bile söylemiş gençlik yıllarında. Kaybettiği kocası ile birlikte söylerlermiş hep. Bir röportajda bu konu hakkında sorulan soruya Aciago’nun uzun ve hüzünlü yanıtının sonunda ise büyükannenin ağzından ağır mı ağır, arkasında pek çok güzel, özlem dolu ve ne yazık ki hüzünlü duygular barındıran, çok az lafla çok şey anlatan şöyle bir cümle var:

“Lets sing, Eliana? he used to tell me…”

Bizden çok uzak bir yerde, çok farklı bir kültür ve hayatı paylaşan iki insan, iki kardeş birlikte yaşadıkları birçok şey için birlikte ağlıyorlar. Bazen sadece çalıyorlar, ağlamak size kalıyor. Bazen susup sizi dinliyor, bazen de sadece dinlenilmeyi bekliyorlar. Ne herkese göre ne de herkes için ama Uaral kendini onlara açabilen dinleyiciler için her zaman çok özel olmaya devam edecek, orası kesin.

100/100

7da961e28675536a5823012092d3dce2.996x1000x1

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir