Wintersun – The Forest Seasons

Kendi türünde metal tarihinin en iyi albümlerinden birine imza atmış WINTERSUN’ın yaşadığı ve hayranlarına yaşattığı tuhaflıkların sonuncusu olan ve tamamen artık bir halk masalı statüsüne yerleşmiş olan “Time II” için yeni bir stüdyo kurmak aracıyla hayranlardan para toplama maksadı ile bestelenmiş ve piyasaya sürülmüş bir albümün kritiğinde buluşuyoruz bugün. Ne kadar saçma değil mi? Bence öyle; fakat belli ki Jari Mäenpää ilk albümün kritiğinde bahsettiğim kredilerini kendisine gözleri kapalı güvenip yüz binlerce Euro para veren hayranlarının gözünde kaybedecek kadar saçmalamamış daha. Neyse, aşırı sinirli olduğum bu konuyu bir kenara bırakıp daha çok ”The Forest Seasons”ın müziğine odaklanacağım, söz; gerçi işler bazen dolanacak birbirine ister istemez.

Etrafındaki skandalları bir kenara bırakıp yalnızca albümün kendisine odaklanacak olursak şunu rahatça söyleyebiliriz ki ”The Forest Seasons” şimdiye dek WINTERSUN’ın çıkarttığı en kötü albüm. Benim nispeten oldukça sevdiğim; fakat çoğunluk tarafından bir nebze de olsa aşırıya kaçmış ve vasat bulunan ”Time I”, saçmalıklardan geçilmeyen ”The Forest Seasons”ın yanında adeta Vivaldi’nin Dört Mevsim’i gibi kalıyor (heh).

Koro vokallerdeki konuklar dışında albümdeki HER şeyi üstlenen ve aslında grubun kadrosunda olan Kai Hahto gibi adını metal tarihine kazımış bir davulcuyu dahi kullanma gereği hissetmeyen Jari Mäenpää daha ne kadar açık bir ”biz bu albüm için masraf yapmamaya karar verdik, ben oturup hallettim işte her şeyi” mesajı verebilir gerçekten bilmiyorum. Basit ötesi bir şekilde programlanmış, köy düğününde davulu etrafına bez sarılmış tokmakla dövme sound’uyla öne çıkan davullar, kimi zaman devasa bir senfoniklikle müziği sarmalarken kimi zaman çocukken Gülpembe çaldığım Casio marka orgumdan çok daha kötü bir tınıyla adeta 8-bit midi tonlarına bürünen klavyeler ve Jari’nin aslında ne kadar iyi bir gitarist olduğunu kanıtlamak için saçma sapan yerlere sıkıştırdığı sololar WINTERSUN adını oradan oraya çalmaktan, grubun efsanevi statüsünü günbegün değersizleştirmekten başka hiçbir işe yaramıyor.

Sövdükçe rahatlıyorum biraz ama daha bitmedi. Beni en fazla sinirlendiren iki noktaya gelmek istiyorum artık.

Birincisi, besteler. Daha önce yaptığı her işten biliyoruz ki Jari hiçbir şey değilse bile çok iyi bir besteci. Muazzam akıcılıkta uzun süreli şarkılar yazıp hem hüznü, hem coşkuyu, hem de o an başka ne gerekiyorsa onu kusursuz bir şekilde şarkıya yedirmeyi, bunların etrafını da metal dünyasında eşi benzeri az görülen bir epiklik ile sarmalamayı çok iyi başarıyor. Peki, haydi hafifçe tekdüzeleşse de iyi bir şarkı olan Loneliness (Winter)’ı bir kenara koyalım, ilk üç şarkının bu kadar baştan savma, bu kadar birbiriyle alakasız bölümlerin bir araya gelmesiyle oluşmaları bu albümün müzik yapmak için değil de para cukkalamak için yapıldığından başka nasıl açıklanabilir ki?

İkinci ve Jari’nin yıllardır bitmek tükenmek binmeyen stüdyo takıntısıyla birleşince iyiden iyiye affedilmez hale gelen nokta ise albümün rezalet prodüksiyonu. Klavye ve davul tonlarının rezilliğinden bahsettim yukarıda zaten de, bunun üzerine neredeyse tüm albümü kaplayan bu boğukluğun açıklaması nedir ki? Neredeyse diyorum bakın, zira Jari iyi bir gitar partisyonu ya da solosu yakaladığı zaman muslukları açmaktan gocunmuyor. İşin en komik tarafı da bu zaten, albümün prodüksiyonu resmen bilerek bu şekilde kötü yapılmış, adeta ”mmh bakın yeni stüdyo ne kadar da lazım” demek için. E peki ”Time I”ın, yahu hatta ilk albüm ”Wintersun”ın dahi bu albümden daha temiz, daha parlatılmış birer sound’a sahip olması nasıl oluyor o zaman?

Daha içim soğumadı ama ana fikri almışsınızdır sanıyorum, 500 kelimeden fazla olmuş ki saydırıyorum zira. Toparlayıp bitireyim: ”The Forest Seasons” bu yıl dinleyeceğiniz en kötü albüm falan olmayacak, yanlış olmasın. Eminim ki beğenip bu yazıya da ”ne diyor bu dallama” diye yaklaşacaklar da olacaktır; ama ben bu denli baştan savmalığı, seyirciye bu denli büyük bir saygısızlığı mazur göremiyorum, kusura bakmayın. ”Şöyle müthiş olacak, böyle inanılmaz olacak” diye 10 küsür yıldır şişirilen ”Time II”nun da kesinlikle beklentileri karşılamayacağına, Jari’nin narsist kişiliğinin müzisyenliğinin önüne geçtiğine artık tamamen eminim. Yazık.

20/100

IMG_0130

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Wintersun – The Forest Seasons” için 3 yorum

  • 3 Ağustos 2017 tarihinde, saat 12:04
    Permalink

    Son yılların en büyük hayal kırıklığı oldu bu. Davulları bile kendi yazmış psikopat. Dinlediğim en kötü davullar bu albümde zaten. Dinleyince çok da beğenmediğim Time 1 ın değeri arttı sadece. Onun dışında beş kuruş etmez.

    Yanıtla
  • 3 Ağustos 2017 tarihinde, saat 12:53
    Permalink

    Kritik uğruna bu albüme tahammül edebildiğiniz için tebrikler.

    Yanıtla
  • 3 Ağustos 2017 tarihinde, saat 20:48
    Permalink

    Ghost Bath ile beraber bu sene dinlediğim en kötü şey bu galiba ya. Biraz düşünsem belki çıkar daha ama istemiyorum; Jari’nin denyoluklarına yılın en kötüsü unvanı yakışıyor.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir