Klasik Bir Cumartesi – Forbidden – Forbidden Evil

Merhaba.

Yaklaşık 20 yıldan uzun bir süredir metal dinliyorum. Artık duyduğum dinlediğim grup ve müziğin hesabını bilemeyecek bir noktada olduğumu söyleyebilirim rahatlıkla. Fakat metal denilince aklıma daha çok (ve ilk olarak) thrash metal geliyor hala. Birçok açıdan metal dediğimiz şey thrash bence. O güç, enerji, hız ve öfke… Metal bu işte!

Tabii thrash metal denilince de Bay Area‘dan şaşmaya gerek yok pek. Şöyle 80’lerin ikinci yarısına doğru uzanıp ortamda birbiriyle yarışır halde peş peşe albümler çıkaran muhteşem thrash gruplarının serpilmelerine, fiziksel olarak değilse bile düşüncede şahitlik etmek, eski albümleri çevirirken o dönemi ve insanların coşkusunu, heyecanını hissetmeye çalışmak beni keyiflendiren bir aktivite açıkçası ve bunun için elimin altında onlar harika albüm var, ne şans! Bunlardan biri de şüphesiz FORBIDDEN‘in 1988 çıkışlı ilk albümü Forbidden Evil.

İlk olarak Forbidden Evil olarak kurulup dönem itibariyle bir black metal grubu zannedilme ihtimaline karşı Forbidden ismiyle devam etme kararı alan Bay Area thrash topluluğu, ilk albümüne de bir TESTAMENTThe Legacy vakası gibi Forbidden Evil adını vermiş. Kısa sürede birçok thrash hayranının favori albümlerinden birine dönüşen Forbidden Evil‘ı bu kadar iyi yapan şey ise aslında basit ve kabaca grubun NWOBTHM devleri ile SLAYER ve MEGADETH gibi thrash canavarlarının arasında hoş bir denge kurabilmesi şeklinde özetleyebiliriz.

Russ Anderson, hem sert ve kirli thrash vokallerinde hem de Rob Halford üstadımızdan kalma o tiz çığlıkları atabilme yetisiyle donanmış iyi bir thrash vokalisti. Açılışı yapan Chalice of Blood‘ın hemen başında koyveriyor zaten çığlığı Russ başkan. Neyse ki bu tür tiz seslere alışkın olmayanların endişelerini bertaraf edecek sert bir vokalle de verse kısma dalıp yüreklere su serpmeyi ihmal etmiyor. Denge meselesi de Russ’ın vokallerinde başlıyor zaten. Gitar ikilisi ise bir şekilde Testament‘dan Death‘e kadar pek çok grupla çalışmış, piyasanın saygı gören isimlerine dönüşmüş Craig Locicero ve Glen Alvelais. Belki bugünden bakınca yeni görünmeyecek ama 1988 yılında yapılmış olduğunu düşünerek dinlediğinizde eminim rifleri ve soloları vay babey tepkileri vererek dinleyeceksiniz. Davulda ise Paul Bostaph var zaten, bu konuda bir şey söylememe gerek olmamalı. Aynı yıl çıkan bir başka thrash klasiğine kıyasla cayır cayır bas gitar duyduğumuz Forbidden Evil, bu özelliğiyle de hem groove havası hem de prodüksiyon farkıyla öne çıkıyor. Matt Camacho’nun bası, hakikaten karakteristik bir güç katıyor gruba ve bir thrash albümünde deli gibi bas duymak, Cliff Burton’a rağmen, genele bakınca gayet şaşırtıcı bir şey aslına bakarsanız. Off the Edge‘in açılışı, March into Fire‘ın solo öncesi bölümü ve daha birçok anda imzasını atıyor Matt albüme.

Fakat albümü teknik thrash taraflarına da kaydıran müthiş gitar işçiliği, her şarkının ayırt edilebilir özellikte olmasını sağlayan dinamik şarkı yazımıyla da birleşince Forbidden Evil‘ı bir thrash klasiği haline getiren ana etmen kesinlikle. Craig – Glen ikilisinin değiş-tokuş halindeki soloları hakikaten tek tek incelenecek türden ve alıştığımız, sevdiğimiz thrash canavarlarlıklarının yanına gayet teknik, hatta progresif şeyler sıkıştırmayı başarıyorlar. En ufak boşlukta bile bir numara çekiyor gitar mesela; Follow Me‘nin nakaratına bir bakabilirsiniz genel kafa yapısını anlamak için.

Talihsiz bir plak şirketi anlaşması (Combat Records) ve sonradan iyice ayyuka çıkacak (gitarist Glen PANTERA tribute grubunda çalıyor) daha groove ve basit yapılara geçmeleri, Forbidden’ın bu ilk albümdeki müthiş potansiyelinin hiçbir zaman gerçek bir güce dönüşememesine neden olduysa da Forbidden Evil, her thrash metal severin cebinde durması gereken albümlerden. Paul Bostaph’in bir an bile üzmeyen harika davulculuğu, Russ’ın dengeli vokalleri, Glen-Craig ikilisinin akrobatik gitarları, Matt’in ben de varım diyen basları ve 80’lerin o ağız kenarında patlayan yumruk tadındaki tavrıyla birlikte, gerçek bir 80’ler cevheri.

96/100


Olan bitenden keyif alıyorsanız devamlılığı garantilemek için kendiniz için küçük, Metalperver için büyük bir adım atıp Patreon sayfamıza bir göz atın:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.