Ulver – ATGCLVLSSCAP

Nasıl kelimelere dökeceğimden çok emin olmadığım bir kritikle bu defa karşınızdayım. ULVER’le ilgili her yazımda istemsizce değindiğim gibi ULVER benim için müzikten çok öte bir şeydir, dönem dönem beni kendine bağımlı eden kimi grupların aksine, ilk dinlediğim günden beri hayatımın grubudur, baştacımdır, vs. Az da olsa objektiflik peşinde koşacağım ama bunları kritiğin başında bir uyarı olarak vereyim dedim.

Çıkarttıkları film müziği albümlerini de sayarsak, “ATGCLVLSSCAP” ULVER’in kariyerindeki tam 13. albüm. Muhtemelen akla gelebilecek tüm müzik alt türlerinde birer albüm çıkartmaya çalıştıklarını bir kenara bırakırsak bile; grubun kendini tekrar ettiği, tekrar etmeyi geçtim birbirine benzer iki albüm çıkarttığı bile pek görülen bir şey değil. Black metal denilebilecek iki albümleri “Bergtatt” ve “Nattens Madrigal”in bile birbirinden ne kadar farklı olduğunu düşünürsek, bu işte çok ciddi olduğumu anlayabilirsiniz. “ATGCLVLSSCAP”te ise tam da bu konudan ötürü hayatımda ilk defa ULVER’den şikayet edeceğim, sıkı durun.

Tromsø oda orkestrası ile birlikte kaydedilen “Messe I.X-VI.X”, vasat “Wars of the Roses” ve tamamen cover’lardan oluşan “Childhood’s End”den sonra müthiş yeni bir nefes olmuştu ULVER için. O albümün turnesinde canlı da izleme şerefine eriştiğim (ki ölmeden önce yapılması gerekenler listeme çok büyük bir çizik attım böylece) grup, “ATGCLVLSSCAP”ta bir nevi canlı performansını albüm haline getirmiş diyebiliriz. Şikayet diye nitelendirebileceğim kısım da buralarda başlıyor. ULVER, özellikle 2000’li yılların ilk dönemindeki ağır elektronika döneminden çok fazla materyali yeniden kullanıyor son zamanlarda. Müziğin doğal akışına güvenip, fazla planlama yapmadan kimi önceden kaydedilen pasajların üzerine doğaçlama yapmak şeklinde icra ettikleri performansları konserler için kesinlikle mükemmel çalışan bir formül, bunu inkar edemem. Böylece dinleyiciye hem tanıdık materyallerden parçalar dinletip onları gülümsetmeye başarıyorlar, hem de her bir ULVER konserinin bir diğerinden nüanslarla da olsa farklı olduğunu fark ettirip dinleyicilere kendilerini özel hissettirmeyi başarıyorlar.

İş bu materyalleri bir albüm olarak yayınlamaya gelince ise, fikrim biraz değişiyor. Bakın, “ATGCLVLSSCAP”ın kötü ya da vasat bir albüm olduğunu iddia edecek değilim. İçinde Glammer Hammer gibi, Cromagnosis veya Ecclesisastes (A Vernal Catnap) gibi şarkılar olan bir albümü bu tarz sıfatlarla yan yana anmak haksızlıktan başka bir şey olmaz; fakat bu tarz bir albüm yapısında gözüme çarpan sorunlar olduğunu da maalesef görmezden gelemiyorum. İlki, değindiğim gibi, albümü ilk defa dinlerken bile çok fazla tanıdık materyal duyuyor olmak. Tamam, ULVER az eser yayınlayan ve her EP’sini her demosunu saniye saniye içimize çekmemiz ve şarkı eksikliğinden milyonlarca defa tekrar döndürmemiz gereken bir grup değil; ama yine de ULVER dinlediğimi hissetmek için Eitttlaneden notalar duymak zorunda değilim. Bunca yaratıcılık içinde yüzen bu adamların kendi yazdıkları şeyler bile olsa eskiye bu kadar dayanmaları gerektiğini düşünmüyorum.

İkinci problem ise, şarkılarının vermelerini istenen hissiyatın kimi zaman albüm kaydı olarak canlıda verilen etkilerinin çok altında kalıyor olması. Bildiğim kadarıyla kayıtlar daha bir albüm havası vermesi için sonradan zenginleştirilmiş; fakat bana yeterli gelmedi bu. İlk defa konserde dinlediğim ve aklımı ciddi anlamda başımdan alan Ecclesiastes (A Vernal Catnap)i albümün şarkı listesindeki görünce beynim yerinden oynadı örneğin; fakat ne kadar iyi olsa da, (aslında olduğu gibi) ULVER’in en iyi şarkılarından biri olarak tınlamıyor albüm içinde.

Sanırım bu kadar objektiflik yeter, gelelim albüm için devasa bir fanboy olarak neler düşündüğüme. “ATGCLVLSSCAP”, “Messe I.X-VI.X”e göre daha hareketli, daha canlı bir albüm, orası kesin. O albümün yıkıcı hüznü ve adeta ilahi ağırlığı bu defa kendine yer bulmuyor. Özellikle Cromagnosis ve Moody Stixte ön plana çıktığı gibi, neredeyse hipnotize edici ritimlerin üzerine büyük oranda doğaçlama yürüyen değişik ses elementleri en kütük dinleyicide (ben) bile ufak ufak kıvırtma, bel seğirtme isteği yaratabiliyor. Kimi zaman fazla uzadığını düşündüğüm drone segmentleri ULVER’in son dönemdeki genel gidişatını yansıtıyor olsa da, daha çok akılda kalıcı kısımlar da bunlar oluyor aslında. ULVER’in arkasındaki beyin Garm’ın albümlerdeki vokal miktarının gittikçe azalmasından hayatımın her saniyesinde şikayet edebilirim, ve burada yine edeceğim. 80 dakikalık albümün keşke her anında onun sesini duyabilsek diye düşünürken, 12 şarkının yalnızca ufak bir kısmında vokal kullanılmış olması benim adıma gerçekten üzücü. Öte yandan ise, vokal kullanılan iki parçanın en sevdiğim ULVER şarkılarından biri olan Nowhere/Catastrophenin remix’i olan Nowhere (Sweet Sixteen) ve dediğim gibi özellikle canlıda insanın ömründen birkaç yıl yiyebilecek Ecclesiastes (A Vernal Catnap) olması beni bu konuda bir nebze de olsa teselli ediyor.

Hep olduğu gibi konu ULVER olunca yine çenem düşmüş, daha fazla uzatmayayım. Toplamda uzun uzadıya anlattığım bazı problemler olduğunu düşünsem de, “ATGCLVLSSCAP” yine bir ULVER albümü; yani çok iyi bir albüm. Kendi diskografileri içinde belki en üst sıralarda yer almayacak olsa da, bu onun kendi alanında çıktığı yıla damga vuran eserlerden olmasına elbette ki engel değil. Umarım ULVER sonsuza dek müzik yapar, ve milyarlarca yıl sonra Güneş bir kızıl deve dönüşüp Dünya’yı yutarken duyduğumuz son notalar yine onların ellerinden çıkmış olur.

86/100

img_0075

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Ulver – ATGCLVLSSCAP” için bir yorum

  • 2 Şubat 2017 tarihinde, saat 00:26
    Permalink

    Mükemmel bir ulver yazısı. ulver benim içinde müzikte tektir. diğer tüm gruplar tarzlar bir yana, ulver bir yana. bu albümdeki en iyi şarkı sıralamam 1. glammer hammer 2. desert/dawn

    Yanıtla
    • 2 Şubat 2017 tarihinde, saat 12:33
      Permalink

      Çok teşekkürler. Desert/Dawn gerçekten çok iyi bir şarkı, öylesine iyi ki o şarkıyı sündürüp koca Riverhead soundtrack albümünü yaptılar neredeyse 🙂

      Yanıtla
  • 3 Şubat 2017 tarihinde, saat 16:29
    Permalink

    albümü tekrar dinledim. tespitinizde haklılık payı var gerçekten. ben bunu farketmemiştim..hatta soundtrack albümü olduğunuda bilmiyordum. çok şaşırmıştım ardı ardına ulver’den 2 albüm diye. yanlız adamlar inanılmaz gerçekten. benim tanışmam bir arkadaşım vasıtasıyla perdition city ile olmuştu. o gün bugündür ulver benim için her zaman 1 numara olmuştur. sevgiler.

    Yanıtla
    • 3 Şubat 2017 tarihinde, saat 16:57
      Permalink

      Ben ilk Kveldssanger ile başlamıştım sanırım, tam emin olamamakla birlikte.

      Benden de sevgiler saygılar, Ulver’i bu kadar seven birilerini gördükçe sanki kendi grubummuş gibi seviniyorum hahah.

      Yanıtla
      • 3 Şubat 2017 tarihinde, saat 22:45
        Permalink

        hehe. aynen bende ulver dinleyen birini gördüğümde çok seviniyorum.. çölde su bulmuş gibi hissediyorum. türkiye’de bilen insan sayısı çok az.

        Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir