Whom the Moon a Nightsong Sings

Do you hear the fountains whisper?
Do you hear the crickets sing?
Silent, silent, let us listen,
blessed dreams departure bring.
Blessed, who in clouds is lying,
whom the moon a nightsong sings,
blessed he, who will be flying
on the dream of golden wings;
there, from heaven’s azure cover
stars like flowers will he pluck.
Sleep and dream and fly and hover:
soon I’ll wake you to my luck.

Bu şiir 18. yüzyıl sonlarında ve 19. yüzyıl ortalarında yaşamış Alman romantik şairi Clemens Brentano’ya ait. Elbette özü Almanca olan şiirin İngilizce çevirisinde bulunan “Whom the Moon a Nightsong Sings,” dizesinden ismini alan bu toplama albüm ise en az Brentano kadar romantik, şairane ve güzel. Hem yavaş yavaş çevremizin beyaza bürünmeye başlamasıyla ağırlaşan ruhumun kendiliğinden bu albüme yönelmesinden hem de albümün yayımlandığı 2010’dan günümüze kadar her ne hikmetse bir türlü beklediğim ve hak ettiğine çok inandığım popülerliğe ulaşamamasından dolayı aslında 2010’da kaleme aldığım bu incelemeyi bir parça revize ederek tekrar paylaşmaya karar verdim. Umarım bu muhteşemliğin yeni  dinleyicilere ulaşmasına vesile olabilirim yeniden.

Efendim “Whom the Moon a Nightsong Sings”, 2 CD ve 100 dakikalık çalma süresi içerisinde  19 farklı gruba ait şarkılarla dinleyicisine bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyor. EMPYRIUM’un yıllar sonra yeni bir şarkı yazmasına (sonradan albüm ve konserler ile iyice coşup hayatımızı karartmasına) vesile olması açısından taşıdığı önem bir yana, tüm şarkıların belirli bir konsept üzerine oturtulmuş olması, albümde yer almasına karar verilen grupların bu konsepte uygun şarkılar yazabileceğine inanılarak seçilmesi ve şarkıların büyük bir çoğunluğunun başka bir çalışmada yer almayan, yalnızca bu albüm için özel olarak kaydedilen bestelerden oluşması hali hazırda neo/dark folk severler için hazine değeri taşıyan albümü daha da kıymetli bir hale getiriyor.

Toplama albüm olayının genellikle birbirinden çok kopuk şarkıların peş peşe sıralandığı, bütünlükten uzak ve albüm hissi taşımayan, kısaca oldukça kötü bir sonuç verdiği durumlardan enfes bir konsept ile kendini kurtarmayı başaran albüm için özel olarak kaydedilmeyen şarkıların ULVER, LES DISCRETS ve DORNENREICH gibi insanı asla yarı yolda bırakmayacak gruplardan seçilmiş olması aslında bu albümün kötü olmasının imkansız olduğunu belirtmeye yetiyor. Kaldı ki bu eski şarkılar arasında bile acayip işler var. Örneğin Ulver’in “Synen” parçasının daha önce 1997’de çıkmış ve bulunması imkansıza yakın “Souvenirs From Hell” toplaması için kaydedilen bir çalışma. Yani büyük ihtimalle birçok dinleyici için yeni bir şarkı.

Yine 2010 yılında çıkmış ve “Whom the Moon a Nightsong Sings” kadar olmasa da yine yıllardır ayıla bayıla dinlediğim “Der Wanderer über dem Nebelmeer” gibi bu albüm de doğanın ve ruhun saflığına odaklanıyor. Dark folk, folk, ambient, neo-folk gibi türleri harmanlayan albümde tahmin edebileceğiniz gibi pek çok yeraltı grubu ve yukarıda saydığım devasa isimler dışında yine kendi türünün en büyük temsilcileri olarak görülen TENHI, VALI, OCTOBER FALLS ve MUSK OX gibi ünlü gruplar da yer alıyor. Duyan gelmiş arkadaşlar.

Tür belli olduğundan albümün nasıl ilerlediğini az çok tahmin edebilirsiniz. O nedenle bu şarkı şöyle, şu şarkı böyle demek yerine albümdeki bitmek bilmeyen detaylarla devam edelim. Tabii en önemli detay şüphesiz EMPYRIUM. 4 yıl süren endişeli bir bekleyişin ardından gelen ve daha sonra kendi albümlerine de aldıkları “The Days Before the Fall” belki de grubun kariyerindeki en önemli şarkılardan biri. Daha sonradan çıkacak albüme de, grubun konserler vermeye başlamasına da vesile olan şarkı bu zira, daha ne olsun.


DORNENREICH’ın “Dem Wind Geboren” parçası, 2008 çıkışlı “In Luft Geritzt” albümünden alınmış ve özellikle kemanlarıyla albümdeki duygu yoğunluğunu bir anda bir üst seviyeye çıkarıyor. O albüme de bir göz atın mutlaka. Keza ULVER’in “Synen” de ilk dinlediğim günden beri ULVER’e dair en sevdiğim şeylerden biri oldu. NEST’in “Summer Storm” şarkısı da aslında bilenlerin bayıldığı “Woodsmoke” albümünden. Ancak grup bu toplama için şarkıyı akustik olarak tekrar kaydediyor ve sonuç neredeyse asıl kayıttan bile iyi. Bir de NEST’in yan projesi olan SYVEN’in kapanışı da muazzam. Bu projeden çıkan iki albüme, özellikle de ilk albüm “Aikantaite”‘e mutlaka bir göz atın.

Özetle neo/dark folk seven birinin dinleyebileceği en acayip albümlerden biri “Whom the Moon a Nightsong Sings”. Bugüne kadar denk gelmediyseniz büyük ihtimalle kafanızı taşlara vuracaksınız. Hali hazırda albümü bilenlerin ise baştan sona felaket geçen 2016’nın kapanışına doğru ilerlediğimiz bu soğuk günlerde bir parça huzur bulabilmeleri için bu albüme geri dönmelerine vesile olmuş olayım. İyice kapanış gibi oldu, şöyle havalı bir lafla bitireyim: Müzikle kalı…Yok ya, yapmayacağım.

100/100

Various_Artists_-_Whom_The_Moon_A_Nightsong_Sings_artwork.jpg

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Whom the Moon a Nightsong Sings” için bir yorum

  • 15 Aralık 2016 tarihinde, saat 00:10
    Permalink

    Sonunda birinin bunu yazması, hele ki bu sitede yazılması beni aşırı mutlu etti. Eline sağlık. Çok güzel bir yazı olmuş 🙂

    Yanıtla
    • 15 Aralık 2016 tarihinde, saat 00:49
      Permalink

      Ne mutlu bana. Kritikte belirttiğim gibi aslında eksi bir yazının revize hali ama hatırlamayı ve hatırlatılmayı sonuna kadar hak ediyor gerçekten ve bu tip muhteşemlikler hep yer alacak burada. ^_^

      Yanıtla
  • 17 Aralık 2016 tarihinde, saat 14:12
    Permalink

    Çifte Alex gücünde albüm. Ama özellikle vali albümleri ve bu albümde saçma reaksiyonlar oluşuyor bende. Bir uzaklara dalma hali, kaçıp dağlara bayırlara çekilme isteği falan. Hayra alamet değil yani. O yüzden çok bokunu çıkarmamaya çalışıyorum yada elimin altında varsa bir doz Marduk alıyorum.

    Yanıtla
  • Geri bildirim: Havnatt – Etterlatte – Metalperver

  • 4 Temmuz 2017 tarihinde, saat 16:33
    Permalink

    Bu albümü bir de plaktan dinlemenin keyfi vardır ki of of.İlk kez indirip dinledikten sonra deliler gibi plağını aradım.Baktım ki epey rare bir kayıt.Çeşitli mecralarda albümün fiyatını görünce üzüldüm,beni bir hüzün aldı.Toplama olması sebebi ile Prophecy nin tekrar basması da pek mümkün gözükmüyordu.

    Gel zaman git zaman bir arkadaşımın,başka bir arkadaşına albümün çıktığı yıl hem Plağını hem cd sini satmış olduğunu öğrendim.Sordukki bu arkadaş plağın jelatinini dahi açmamış.Aldı beni bir sevinç.Albümü ne kadar çok sevdiğimi bilen arkadaşım hemen sattığı çocuktan plağı aldığı gibi bana verdi.

    Sevgilisine kavuşmuş insanlar gibi şendim.Ne harika bir toplamadır,plağa yakışır ender albümlerdendir.Korhancığımın yazmasına da epey sevindim

    Yanıtla
  • 4 Temmuz 2017 tarihinde, saat 21:09
    Permalink

    Bu albümü dinlemiş olmak bile büyük bir şansken bir de sahip olmak gerçekten süper bir histir eminim ya haha.

    Aklıma geldikçe teşekkür ediyorum içimden Prophecy’ye, iyi ki varlar canımlar.<3

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir