Kayo Dot – Coffins on IO

kayo_dot_coffins.jpg

Bu kritik 14 Kasım 2014’de kaleme alınmıştır.

Ben de böylece Kayo Dot’ı hayatımın gruplarından biri haline getirdim dedim arkadaşıma. Tabi o sahilde akan birçok güzel kızı kesiyor, diğer yandan köz mısırını ısırıyor, yerine göre ağzını kurulamak için zaten defalarca silmiş olduğu peçeteyi kullanıyordu. Söylediklerimle pek ilgilendiğini düşünmüyordum, yalnızca sohbet etmek için, bak senin de ilgi alanlarına merak duyuyorum görüyor musun demeye getirebilmek için soru soruyordu o kadar. Yoksa hayatında dinlediği en sıra dışı parça Anemi’den Amına koyayım olan adamın kalkıp da Kayo Dot’ın diskografisindeki müzikal değişimleri ve albümlere göre soundlarının dinamiklerinin nasıl farklılık gösterdiğini merak etmesi beklenemez. Şu dedi, leopar desenli tayt giyen kız var ya, mısırından ısırık aldı, sence kaç yaşındadır? Kıza baktım, yirmi veya yirmi iki yaşındadır ortalama dedim. Güldü, lafa başlarken bir mısır tanesi yere fırladı ağzından, hızlıca peçeteyle ağzını kapattı. On beş yaşında daha dedi, bizim alt komşunun kızı, tanıyorum onu. Altından geçtiğimiz çınar ağacının dallarına geceleyin uyumak için konan bir güvercin her zamanki gibi dışkısını yerçekiminin özgür iradesine teslim ediyordu o sırada. O dışkı ise tam önümüze düşünce hemen yürüdüğümüz yolu değiştirdik. Gözüm leopar desenli kızda kalmıştı, arkadaşım ise elime silah verseler tek tek vururum şu kuşları dedi. Yürümeyi sürdürdük.

Kayo Dot en genel tabiriyle avangart metal yapan Amerikalı bir grup. Kimdir nedir diye tam tanıtmadan önce bu dahi insanlar topluluğunun tam olarak ne tarz müzik yaptığını biraz daha açmak istiyorum. Kayo Dot’ın müziği black metal, atmosferik metal, jazz ve oda müziğinin bir karışımı olarak tanımlanabilir. Hiç dinlememiş olan biri için bu alışılmadık bir kompozisyon elbette. Böyle bir etiketin altında tamamen çorba bir müzik çıkması son derece olası, gelgelelim Kayo Dot bu işi öyle bir ustalıkla yapıyor ki, dinleyici hemen hepsinin tadını alabiliyor ve tabii bana göre bununla da yetinmeyip tadı damakta bırakıyor. Bu söylediğim türlerin yanında, ilk albümlerinde kendilerinden post-rock, post-metal tatları almak da mümkün. Grubun yaratıcısı, müzik yazarı, kısacası her şeyi olan Toby Driver’ın Kayo Dot müziğinde etkilendiği gruplar ve sanatçılara göz attığımızda, zaten bütün taşlar yerine oturuyor; Scott Walker, Emperor, Gorguts, The Cure, Bjork, John Zorn.

Tabiri caizse böyle sofistike işler yapan bir grubun kritiğini yapmak da benim için gerçekten zor. Kayo Dot yaklaşık bir buçuk sene önce tanıştığım ve tanışmamdan çok kısa bir süre sonra hayatımın gruplarından saydığım bir grup. Hal böyle olunca yazdıklarımı defalarca sildim, doğru düzgün tanımlayamayacağımı, hissettiğimi tam olarak aktaramayacağımı düşündüm, ancak sonrasında tamamen saldım kendimi ve içimden neler geliyorsa onları yazma kararı aldım. Lafı fazla uzattığımın farkındayım, artık albüm hakkında bir iki kelam etmenin vakti geldi.

Kayo Dot’ın bir albümünü yorumlamadan önce kesinlikle önceki albümler hakkında bilgi sahibi olmak lazım, zira internetteki hemen bütün Kayo Dot kritiklerinde grubun önceki işlerine atıflar yapılıyor, karşılaştırılıyor, referans alınıyor. Tabi eğer buna girersem bu kritik PasifAgresif’in en uzun kritiği olur. Ondandır ki bu işi oldukça kısa tutup doğrudan albümün kendisine geçeceğim. Coffins on Io albümü, önceki albümlere nazaran Kayo Dot’ın en farklı işlerinden birisi, diğer albümlere en benzemeyen albümü diyebilirim. Yukarıda saydığım avangart metal, black metal gibi etiketlerin hiçbirini bu albümde bulamayacaksınız. Onların yerine elektronik müzik, post-punk, jazz fusion ve gotik rock öğeleri Coffins on Io’yu tanımlar nitelikte. Yani bahsettiğim albüm tam anlamıyla bir metal albümü değil, rock albümü sıfatında.

Albüm öncelikle dört şarkılık deneysel bir proje olarak ortaya çıkıyor. Toby Driver öncelikle bir diğer mükemmel grubu olan Vaura’nın yeni albümüne bu dört şarkıyı koymak istiyor ancak sonradan fikrini değiştirip, bu dört şarkılık deneysel projeyi tam bir albüm olarak düzenleyip Kayo Dot’ta kullanıyor. Zaten bütün Kayo Dot diskografisine bakıldığında grubun en melodik işlerinden birinin olması, önceki hiçbir albüme uzaktan yakından bir bağı olmaması, bu şarkıların öncelikle Kayo Dot için yazılmamış olduğunun kanıtı niteliğinde.

Tabi ortada ne yaparsa yapsın, mükemmel yapan bir grup olduğu için bu farklılığın da üstesinden ustalıkla gelinmiş. İlk dinlenildiğinde sanki müzikal kariyerleri boyunca asla tarzını bozmamış, çizgisinden hiç çıkmamış bir grubun yedinci stüdyo albümü gibi profesyonel ve olgun bir albüm havası veriyor. Ancak önceki albümleri ile karşılaştırıldığında yalnızca bu albümle sınırlı olan bir çalışma olduğu göze çarpıyor. Uzun lafın kısası Kayo Dot elinin uzandığı her türde başarılı albümler yapmaya kaldığı yerden devam ediyor diyebiliriz. Şu zamana kadar çıkardıkları hiçbir albüm bir diğerinden eksik veya kötü diye nitelendirilemez benim gözümde. Farklı karakterlerde müzik icra etme konusunda dinleyicilerini bolca şaşırtmalarına rağmen, kaliteli müzik konusunda asla taviz vermiyorlar.

Coffins on Io albümü, Hubardo gibi geçen senenin en iyi albümlerinden birinden hemen sonra çıktı. Farklı tınısıyla dinleyenleri muhtelif diyarlara sürükledi. Üst düzey bir vokal performansı ve göz ardı edilemeyecek derecede başarılı bir davul performansı ile birlikte hayranlarına kafaları yedirtti. Yine de ilk defa dinleyecek olanlar için Hubardo albümünü tavsiye etmek durumundayım, çünkü bu albüm tek başına grubun müziğini tanımlamaya yetmiyor maalesef. Kişisel olarak metal tınıyan albümlerini daha çok seviyorum ama içim rahat. Neden diye soracak olursanız cevabım çok basit; Çünkü Kayo Dot.

95/100

Ozan Turakine

Carnac

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir