SILENCER – Death – Pierce Me

silencer_death_pierceme.jpg

Bu kritik 14 Nisan 2015’de kaleme alınmıştır.

Bazı grup ve albümlerin Türkiye’de nasıl bu kadar ünlü olduğunu anlayamıyorum. Bunların belki de en başında SILENCER geliyor diyebilirim. (Bir diğeri de MURMUÜRE mesela) Yani nasıl bu kadar uçlarda gezen bir albüm, ana akım metal müziğin domine ettiği Türk Metal piyasasında kendine bunca sağlam bir yer açabilmiş anlamak güç geliyor. Tabi SILENCER için konuşacaksak yalnızca Türkiye’de değil Dünya’nın her yerinde hatırı sayılır bir kitlenin yaşatmaktan asla geri durmadığı ve elbette diğer yandan hala huncarca ekmeğinin yenildiği bir grup olduğunu söyleyebiliriz. SILENCER değil de Nattramn desem daha doğru olur hatta zira grubun geri kalan iki elemanı hakkında hemen hemen hiçbir bilgi yok.

SILENCER kanımca 2005-2007 yılları arasında Türkiye’deki ADSL devriminin rayına oturmaya başladığı dönemde, yurdum kullanıcılarının daha Facebook’dan falan haberi olmadığından olacak, sabah akşam takıldığı Bin bir konu başlıklı forumların birine, depresif metal seven bir arkadaşın okuyucuların merakını cezbedecek şekilde yazdığı kısa kritiğimsi SILENCER yazısının tüm Türk forumlarına aynı şekilde kopyala yapıştır yapılmasıyla birlikte ünlü oldu. O dönemde ben de kendilerine denk gelmiş ve “Death, Pierce Me” şarkısının ilk çığlığında korkudan zıplayıp ardından şarkıdan adeta koşarak uzaklaşmıştım. Buna rağmen grubu internette deli gibi araştırıyor, Nattramn’ın o ünlü fotosuna dikkatlice bakıp “acaba gerçekten elini kesip, domuz toynağı mı basmış üstüne?” diye sorguluyordum. Hakkında az bilgi olan hemen her şey gibi, SILENCER ve Nattramn hakkında tonlarca asparagas hikaye, rivayet, doğru bilinen yanlış mevcuttu. Ancak şarkılardaki vokal performansı o kadar içten, o kadar tüyler ürpertici hatta ve hatta o kadar korkunçtu ki, kayıt esnasında kendini kestiğine, yine kayıt esnasında defalarca intihara kalkışıp hayatta kalmayı başardığına (!) inanmamamız için bir sebep yoktu, zira son nefesini verircesine çığlık atıyordu Nattramn.

Kalkıp müziği kritize etmek gibi bir yanlış yapmayacağım. SILENCER her ne kadar profil bakımından underground bir grup gibi görünse de, aslında oldukça rağbet gören, bilinen bir grup. Depresif Black Metal türünün belki de en kült albümlerinden biri, kendisinin izinden giden yüzlerce gruba ilham vermeye devam eden bir eser. Hakkındaki rivayetler albümü aşacak duruma gelmiş olsa bile, birçok manyak fikri kaldırabilmesi sanırım bu albümü efsaneler arasına almaya yetebilir. Her ne kadar DIAGNOSE: LEBENSGEFAHR projesini daha çok sevsem de hem kişisel olarak hem de metal müzik açısından bu albümün yeri gerçekten bambaşka.

Beni bu albümle ilgili en çok rahatsız eden şey, çok fazla bilinmesi, yani çok takılmıyorum bu mevzuya normalde ama yine de burada belirtmek istiyorum. Albümdeki yadsınamaz vokal baskınlığının bir tık gerisine bakmak istediğimizde artık bir marka haline gelmiş “Death, Pierce Me” giriş melodisi ve komik biçimde şarkının gerçek klibi zannedilen 1990 yapımı Begotten filminden alınma hastalıklı görüntülerin bulunduğu Youtube’daki “Sterile Nails and Thunderbowels” klibi o kadar gereksiz yayıldı ki, albümün ruhaniliğini tamamen ortadan kaldırdı. Katılmayabilirsiniz ama depresif black metalin en önemli özelliği az bilinir olmasıdır bence. Arayan kişi bulmalı, isteyen, çabalayan ulaşabilmeli, yoksa sağda solda “tecavüz edilen kedi çığlığından hallice bir vokal” “arkadaşlarımı korkutmak için açıp dinletiyorum puahah” diye yorumlar türüyor. DSBM insanın kendine bile itiraf etmeye çekindiği o en derinlerdeki düşüncelere, hislere hitap eden bir müzik ve bu tarif ettiğim müziğin başka bir kişi tarafından espri malzemesi olarak kullanılması, sanki onu seven insanın özel hayatına bir müdahale gibi geliyor. Ya da belki ben çok içselleştiriyorum. Belki de bu yüzden DIAGNOSE: LEBENSGEFAHR projesini daha çok seviyor olabilirim.

“Death – Pierce Me” sahip olduğu karanlık şöhretinin haricinde oldukça korkutucu, tüyler ürpertici bir albüm. Her şey o kadar içten ki, dinleyiciyi depresiflikten çok dehşete itebiliyor. Çok fazla bilinmesinden dolayı ne yazık ki sevmeyeni seveninden fazla, ancak her ne olursa olsun asla ve asla unutulmayacak bir başyapıt.

100/100

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s