KREATOR – Endless Pain

Kreator_-_Endless_Pain.jpg

Bu kritik 21 Nisan 2015 tarihinde kaleme alınmıştır.

Kişinin müzikal karakterine yön veren albümler vardır. Öyle ki, yalnızca sevmekle kalmaz insan, albümünü alıp emeği geçen herkesi öğrenmek, internetten araştırmak ister, kitapçığındaki en küçük yazıya kadar okur, ezberler. Hatta sevgisini o albüm ve hakkındaki her şeyle sınırlamayı başaramayıp, dâhil olduğu türü bile çok sevmeye başlar. Benim için “Endless Pain” albümü tam olarak böyle bir şey. Daha öncesinde DARK TRANQUILLITY’nin “Skydancer” albümüne karşı hissettiklerimin aynısını hissettiren bir albüm. Thrash metalle alakam Slayer’ın ilk üç albümündeki spesifik şarkılarla sınırlıyken kendimi asla Thrash metal sever biri olarak görmüyordum. Gelgelelim “Endless Pain” hayatıma girdikten bir gün sonra azılı bir Thrash metal neferi olarak yaşantıma yeni bir sayfa açtım. Daha Pasifagresif’te okurluk yaparken yazmayı planladığım ilk albümlerden biriydi, hatta bir iki paragraf yazmış, sonra duygularımı iyi ifade edemediğimi hissedip silmiştim. Aradan 4 sene geçti, hala tam olarak ifade edebileceğimi zannetmiyorum, ancak artık bu albümü siteye kazandırmanın vakti geldi.

Rastlantısal biçimde tanıştığım ve ilk bir sene boyunca neyini bu kadar çok sevdiğimi bir türlü anlamadığım tek albüm “Endless Pain”dir sanırım. O sıralarda “Enemy of God” yeni ortamlara düşmüştü, “Violent Revolution” gibi başarılı bir geri dönüşten sonra bütün hayranlara beklediğini fazlasıyla vermişti. Nereye baksam KREATOR görüyordum, herkes “Enemy of God”ı sayfalarca övüyordu fakat ben açmış sabah akşam demeden “Endless Pain” dinliyordum. Ortalama iki sene boyunca KREATOR’un ilk dört albümünü ezberleyene kadar dinledikten sonra yeni albümlerine kulak vermeye başlamıştım. “Endless Pain” ise bu dörtlü arasında en çok vakit ayırdığım albümdü. Nedenini ise gerçekten hala tam kavrayabilmiş değilim. Belki Petrozza’nın 18, Ventor’un 19 yaşında albümü kaydetmiş olmaları, belki KREATOR’un tartışmasız en çok sevdiğim “Flag of Hate” , “Tormentor”, “Endless Pain” şarkılarının bu albümde olması, belki de Petrozza ve Ventor’un şarkıları tekli çiftli olarak bölüşüp seslendirmelerindeki o spontanelik ve amatör ruhun mükemmel biçimde şarkılara yansıması olabilir.

Endless Pain” yalnızca benim için özel bir albüm değil elbette. Riff kullanımları ve şarkıların yapısı bakımından Thrash metal ve Black metalin gelişimine büyük katkılarda bulunmuş metal tarihinin önemli albümlerinden biri. Petrozza’nın vokalinin daha screame yatkın olması, blast beatlerin ardına atılan bazı rifflerin oldukça blackvari olması grubun pek de farkında olmadan Black metale fazlaca malzeme sunmasına vesile olmuş. Özellikle “Total Death” ve “Bonebreaker” bayağı bayağı thrash etkileşimli black metal şarkısı gibi, benim diyen şarkılara taş çıkartırlar. Raw Black Metal grubu kursam ilk coverlayacağım şarkı “Bonebreaker” olurdu kesinlikle.

Tabi bununla birlikte bir de önü alınamaz bir SLAYER etkisi ve hafif hafif esen IRON MAIDEN etkisi var. Ancak elbette çok normal bir şey bu, birçokları için her şey bu gruplarla başladı ki zaten o sıralarda ilham alınacak metal gruplarının sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Albümdeki sololar zaten direk SLAYER’dan alıntı gibi, Petrozza büyük ihtimalle kayıtlar sırasında bu soloları bir defa çaldı, sonra da bir daha hiç çalmadı. Çalınacak tarzda sololar değiller zaten, oldukça karışık, melodiden yoksun, yalnızca solo koyulması gerektiği düşünülüp koyulmuş gibiler. Ha sevmiyor muyum? Ben bu albümle ilgili olan her şeyi seviyorum. Ancak ortada da bir gerçek var yani. Bununla birlikte Ventor’un vokal kullanımının Araya’nın tarzına çok fazla benzemesi, özellikle şarkının solo kısmına geçişlerinde attığı adımların buram buram SLAYER kokması, ister istemez şarkıları SLAYER’ın kaleminden çıkmış gibi gösterebiliyor. Yine de öyle büyük bir etkiden söz edilemez.  Petrozza etkilendiği grupları bana kalırsa yalnızca bu albümünde riff üslubuna biraz fazla yedirmiş. Zaten üslubu “Pleasure to Kill” ile bir yörüngeye oturuyor ve sonra bir daha da kolay kolay değişmiyor.

Onlarca hatta yüzlerce gruba ilham kaynağı olan bir albümden kalkıp da negatif bir şeyler bulmaya çalışmak kanımca oldukça beyhude bir çaba. Bunu neden söylüyorum, internette hakkında yazılmış kritiklere baktığımda şarkı sözlerindeki bazı gramer olarak düşük cümlelere, kelime telaffuzlarındaki bazı hatalara falan değinilmiş. Bir iki kritikte okusam hadi neyse diyeceğim, yahu her yerde bunlar yazıyor. Kalkıp Flag of Hate’i övmek yerine şuna paragraf açtığım için bile kendime kızıyorum. Bu kritiği  “bu albüm Alman Thrash devi KREATOR’un ilk albümü” Bu alttaki videoyu koyarak bitirebilirdim ve yeterli olurdu eminim. Gerçekten hakkında çok kelam edilmeden saygı duruşuna geçilecek bir albüm. Ben de daha fazla uzatmıyorum zaten tamam.

Rüzgâr gibi gelip geçen 38 dakikalık efsane albümdür “Endless Pain”. Benim için Thrash’in kralının kalbimde en çok yer etmiş albümüdür. Headbangers Weekend kapsamında Flag of Hate başladığı vakit bayılan birini görürseniz, kim bayıldı acaba diye düşünmenize gerek yok.

95/100

Ozan Turakine

Carnac

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir