Owls Woods Graves – Secret Spies of the Horned Patrician

Merhaba.

Çok fazla MGŁA diyeceğim yeni bir kritiğe hoş geldiniz. Polonyalı Owls Woods Graves, bütünüyle Mgła insanlarından oluşan bir punk/black metal grubu. Aslında 2015’te, iki kişilik bir proje olarak başlıyor ve başındaki şahısları Mgła konserlerinde M. ile Darkside’a eşlik eden E.V.T. ve The Fall olarak tanıyoruz. 2022 itibariyle M. de vokal ve bas tarafında kadroya dahil oluyor ve kabaca zil dövücü Darkside hariç, paralel Mgła tadında bir şeye dönüşüyor Owls Woods Graves. Tabii bu oluşumun bambaşka bir müzik ürettiğini söylemek gerek baştan; haddinden fazla Mgła bahsi görünce atmosferik nihilizm şovu beklentisiyle albüme dalanlar hayal kırıklığı yaşayabilirler, uyarmadı olmasın.

Polonya sahnesinden MEDICO PESTE, ODRAZA gibi isimlerle de ilişkilendirebileceğimiz bu kök ikili, ilk albümleri Citizenship of the Abyss‘i 2019’da yayımlamıştı. M. destekli Secret Spies of the Horned Patrician ise geçtiğimiz haftalarda ortamlara düştü ve grubun 2. albümü. Punk ağırlıklı, fakat black metal kimliğini de bir kenara atmayan beste anlayışı, üç buçuk dakika ortalama süreye sahip enerjik, punk ve black metal karışımında şarkılar halinde çıkıyor karşımıza. Yine tremolo gitarlar, kısa sürse de blast-beat ritimler mevcut tabii ama punk karakteri de hayli baskın. Bu çift pasaportlu şarkılardan bazıları çifte vatandaşlığın havasını atarken bazıları da aidiyet eksikliğinden dolayı buruk, keyifsiz anlar yaşatıyor insana.

Owls Woods Graves’in bir çeşit kimlik bunalımı yaşadığını düşünüyorum. Crust punk diyemeyeceğimiz kadar heterojen; kimi dümdüz black metal olup bazısı da 80’ler İngiliz punk parçaları tadında şarkılara sahipler. Sadece Antichristian Hooligan ve At the Crossroads‘u arka arkaya dinlediğinizde bile (ki zaten albüm sıralamaları da öyle) anlayacağınız üzere punk/black metal geçişinde hiç yumuşak davranmıyor grup ve bir şarkı düpedüz punk iken diğer black metal olabiliyor. İki türden birine ilginiz diğerinden daha düşükse boynuzlu aristokratın gizli ajanı olma ihtimaliniz da düşük gibi görünüyor kısacası.

İlk albüm Citizenship of the Abyss hem kayıt hem de beste anlamında daha amatör, daha çiğ tınlıyor ve açıkçası Owls Woods Graves karakteri için daha doğru bir albüm gibi geliyor bana. Hem bu albümün prodüksiyonu biraz daha black metale yakın hem de bestelerde bir bütünlük hissi yok. Elemanlar eğleniyor işte diye bakabiliriz ve muhtemelen de öyle bakmalıyız zaten ama albümü değerlendireceksek bunlardan bahsetmeden olmaz bence.

Rabies tümüyle kuduruk, Obscure Monastery gibi önce basitlikten beslenip 2. yarıda erken dönem Mgła’sını andıran tiz bir tremolo melodi, orta tempo çift bas davuluna geçerek yüzleri güldüren, At the Crossroads gibi tümüyle black metal havasında parçaları çok sevdiysem de bütüne bakınca kafası karışık, dağınık bir şey görüyorum ve nerede konumlandıracağımı çözebilmiş değilim. Her yıl şöyle yarım saatte insanın aklını alan punk, thrash veya black metal karışımı birkaç albüm gelip gönlümde taht kurmayı başarıyor bir şekilde ama Secret Spies of the Horned Patrician bunu tam olarak başarabildi mi, emin değilim. Yine de kabaca Polonya’nın son 20 senede ortaya koyduğu işlerden ve prodüksiyon anlayışından hoşlanan, Mgła ile içli dışlı, punk ve black metali eşit miktarda sevdiğini düşünen herkesin Owls Woods Graves ile tanışmasını isterim bir şekilde. Son olarak da şunu belirtmek istiyorum ki böyle zart zurt ediyorum ama şu ekip Kızılay’da veya Kadıköy’de tırto bir yerde sahne alacak olsa en önden, arada sahneye mahneye düşmeli, mutlak bir yerimi kanatmalı/burkmalı şekilde izlerim. Canlıda harika olabilecekleri enerjisi hissediliyor albümün her anından. Zaten M.’in sahibi olduğu No Solace stüdyolarında, canlı canlı kaydetmişler. Sırf o his için bile bir-iki tur dinlenir bence.

70/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.