Klasik Bir Cumartesi: Sacramentum – Far Away From the Sun

Merhaba.

Teoride karbon kopya gibi görünüp uygulamada farklılaşmayı başarmış işlere büyük saygı duyuyorum. Eskiden olduğu sıfırdan bir şey yaratmak, ekol belirlemek hiç kolay değil ve metalin geldiği şu noktada yeni çıkan grupların/projelerin büyük bir bölümü, planlı veya istemsiz bir biçimde elemanlarının hayatlarında yer etmiş eski, görkemli işlere öykünen müziklerle bir yerlere varmaya çalışıyorlar. Belirli eşiklerin bir türlü aşılamamasının, klasiklerin klasik olarak kalmasının temel sebeplerinden biri de bu.

İsveçli Sacramentum’un durumu ise daha farklı. Onlar henüz klasiğin klasikliği tescillenmemişken aldığı ilhamı İsveç melodik black/death metal sahnesinin ilk günlerinde orada bulunmanın getirdiği avantajla birleştirip farklı bir konuma yerleşmeyi başarmıştı. 1994’ün sonlarında kaydettikleri ilk EP çalışmaları Finis Malorum, DISSECTION gibi soğuk black metal atmosferini dinamik death metal besteciliğiyle birleştiriyordu. 1995 yılına gelindiğinde ise Unisound Stüdyoları çok hareketliydi; Mart ayının 2. yarısında Dissection, Storm of the Light’s Bane kaydına girmişti ve onlardan sadece üç ay sonra, Sacramentum ilk albümü Far Away From the Sun için aynı stüdyodaydı.

Teori kasmanın lüzumu yok ama iki albümden Sacramentum’unki önce yayımlansaydı ne olurdu diye de merak ediyor insan. Jon Nödtveidt’in faşizm, cinayet ve türlü saçmalıkla bezeli dramalarından azade bir Dissection fikri kulağa daha hoş gelmiyor mu zaten? Tabii o böyle olsaydı, bu şöyle olsaydı demekle olmuyor; Nödtveidt gibi bir karakter ve tek kelimeyle kusursuz bir albümle Dissection’ın önü çok daha açıktı. Sacramentum ise daha az drama, daha ufak bir şirket (Storm of the Light’s Bane‘in Nuclear Blast‘tan çıktığını unutmayalım), daha mütevazi bir albüm derken küçük kardeş tadında kaldı. Ne var ki Far Away From the Sun, ağabeyine kafa tutup alaşağı edemediyse de kendi ayakları üzerinde durmayı başaracak kadar güçlüydü.

Genel yapı ve karakter bakımından neredeyse hiç fark olmadığı için şarkılardan veya bestecilikten bahsetmek yerine farklı ne var, ona bakalım. En büyük fark, şüphesiz Niklas Rudolfsson’un davullarında. Aslında bugünden bakınca standart gibi görünen bir performans/yaratıcılık seviyesinde olsa da hem prodüksiyonda çok öne çıkarıldığı için (nasıl bir miksse diğer her şeye kulağınızı kapatıp sadece davulu duyabiliyorsunuz koca albümden haha) hem de geçişlerde kendin işine adamış manyak bir trafik polisi gibi harika bir kontrol sağladığı için, ön planda Rudolfsson ve onun davulları yer alıyor. Yüksek tempoda, çoğunlukla blast-beat üzerinde ilerleyen bir albüm için harika prodüksiyon tercihleri, keşke bas gitarı da duymamızı sağlasaydı ama neticede 90’lar black metalinden bahsediyoruz ve Dan Swanö de olsan bir noktada normlara uyman gerekiyor belli ki.

For All Tid albümündekine (DIMMU BORGIR) benzer bir temiz vokal kullanımı, soğuk melodilerle birleşip atmosferi yoğunlaştırıyor. For All Tid kadar amatör ve kötü duyulmuyor neyse ki; özellikle Blood Shall be Spilled gibi parçalarda ne yaptığının gayet farkında Nisse Karlén. Daha önce duymadığımız bir temiz vokal kullanımı olmasa da o bol ekolu, atmosferik vokallerin albümün karakterine büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Söz tarafında rüyalar aleminin kapılarını aralamak, sonsuzluğa ulaşıp gecenin bir parçası olmak, transandantal tecrübelerle algı sınırlarının ötesine varmak gibi “Şeytan çok süper birisi değil mi sizce de?” seviyesinden biraz daha yukarıda kalınması da kesinlikle albümün zamansızlığına olumlu etki ediyor.

Mümkün mertebe yüksek tempo tercihi, güçlü fikirleri geri dönüşüme koyup bir süre sonra hep aynı şarkıyı dinliyormuş hissi vermeden, bir devinim hali yaratabilen gitarları, canavar davulları ve buram buram 90’lar İsveç atmosferiyle Far Away From the Sun, bu tür için bir klasik olmayı hak ediyor. Thy Black Destiny ve Coming of Chaos albümlerinde çok daha death metal ağırlıklı ve yaratıcılıktan uzak işler ortaya koyan, 1999’da da dağılan (şu aralar geri birleşmiş görünüyorlar) Sacramentum, bir daha hiçbir zaman Far Away From the Sun seviyesine çıkamadı ve çıkamayacak belki ama özellikle melodik black/death metal severler için yıllarca eskimeyen, dönüp tekrar tekrar dinlenilebilen bir albüm yapmayı başarmaları, Sacramentum adının unutulmamasını garanti altına almış oldu. 90’larda İsveç’te çıkmış melodik black metal albümlerinden keyif alıyorsanız ve elbette en önemlisi Dissection ismi sizin içinbir şey ifade ediyorsa…

95/100


Metalperver’e destek olmak isterseniz aşağıdaki düğmeye tıklayıp PATREON’da aramıza katılabilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.