Gojira – Fortitude

Merhaba, bir dakikanız varsa gezegenimiz için siz de bir adım adıp yeni Goji… Pardon, bakar mısınız? Pardon, dünyamız daha iyi bir yer olsun istemez miydiniz? Evet mi, o halde Gojira dinleyip kendinizi daha sorumlu biri gibi hissetmeye ne dersiniz?.. Afedersiniz, ciğerlerimiz yanarken siz böyle nasıl rahat yürüyorsunuz yolda? Hanımefendi bir saniyeniz varsa şu broşürü inceler misiniz? Pardon! Bir saniye…

Bu mizahı hemen aradan çıkaralım istedim, çünkü Gojira’nın metalin Angelina Jolie’si olma durumlarına girmek istemiyorum bu yazıda. Aklı başında herkes söylemlerinin doğruluğunu kabul edecektir herhalde, gelin bir müziğe odaklanalım. Birkaç gün önce paylaştığım Magma kritiğinde Gojira’nın bugünüyle ilgili fikirlerimi büyük oranda dile getirip grubun yeni döneminden bahsettim de yeterince; o yüzden ben doğrudan Fortitude konuşmaya başlarken bir girişe, ısınma turuna ihtiyaç duyanları önce yan sekmede Magma yazısını okumaya davet ediyor ve devam ediyorum.

Ritmik bir progresif death metal türeviyle, ekstrem metalin önemli isimlerinden biri olarak çıktığı kariyer basamaklarındaki güncel konumu itibariyle, Gojira ana akımda metali sürükleyen en önemli birkaç gruptan biri ve L’Enfant Sauvage albümünden beri giderek daha da kulak dostu, köşesiz, basitleştirilmiş müzikler üretiyor. Fortitude öncesinde albümün yarısını önden paylaştıkları için -ne kadar sinir bozucu bir iş şu!- yeni albümde de sürpriz yaşamayacağımız belli gibiydi ve öyle de oldu. Fortitude, gitar müziği çalan herhangi bir radyoda sabah akşam döndürülebilecek kadar uslu bestelerden oluşan, metale bugün başlayan birine dinletebileceğiniz kadar yumuşak başlı; ne var ki içine girmek o kadar da kolay değil.

Son 8-10 senedir hit şarkılar üzerinden ilerleyen, hatta ağırlıklı olarak konser odaklı çalıştığını söyleyebileceğimiz Gojira’nın atmosfer bakımından belki de en yoğun ve bütüncül eseri Fortitude. Önden paylaşılan parçaların neredeyse hiçbirinde pozitif yönde fikir birliği sağlanamamasının temel nedeni de buydu. Tek başına ifade ettiğinden çok daha fazlasını albüm içerisinde, önündeki ve arkasındaki şarkıyla birleştiğinde ifade edebilen şarkılar, L’Enfant Sauvage, The Gift of Guilt, Stranded, Silvera veya daha da geride Oroborus, The Art of Dying, Flying Whales vb. şarkılarla sevmiş hayranları şaşırtıp ters köşeye yatırdı. ithal bir mesajı doğru olsun da… kafasıyla kendini karşısındaki esere karşı körleştiren tayfa ve grubu Magma ile tanıyan, dünyanın geri kalanından bihaber Amerikalılar dışında kimsenin önden paylaşılan şarkılara ayılıp bayıldığını görmedim. Bir yandan bu kadar ana akımla, pazarlama çemberleriyle haşır neşir olup bir yandan da bu kadar albüm albüm bir iş yapınca resmen algımızla oynamış oldu Gojira. Neyse ki Fortitude, tek başına zayıf görünen ve bağ kurması zor şarkılardan -görece- değerli bir anlam üretebilmeyi başarmış.

Kendi müzikal evrenine sahip bir grubun yapacağı gibi Gojira da geçmişine birçok göndermede bulunarak hem Fortitude‘u diskografinin kalanıyla bağlamayı hem de bu yeni ve farklı Gojira’yı uzaylılaştırıp ötekileştirmeden dinleyebilmemizi sağlıyor. Günün sonunda Fransa’da yaşadıkları günlerden bilen ve seven pekçoğumuz için gerçek Gojira bu değil elbette ama kendi içinde bağlantılar kurulabilecek şarkılar yazmaya devam etmeleri kıymetli. Joe’nun kendi ağzıyla söylediği üzere bariz SEPULTURA selamı dışında Amazonia’daki alttan alta Stranded havası (atmosferik köprülerini düşünün), Another World‘ün ucuz bir Global Warming olması, Hold On The Way of All Flesh benzerlikleri, Sphinx‘in From Mars to Sirius‘tan fırlamış gibi halleri derken bir şekilde derinleşiyor Fortitude ve belki de bu sayede, çıkış haftaları itibariyle Magma‘dan çok daha fazla şans tanıdım kendisine.

Joe’un en çok şarkı söylediği Gojira albümü Fortitude. Pek çok açıdan alışageldik gitar numaralarını (Kirk Hammet’ın wah pedalından sonra Gojira’nın whammy pedalı da bir şaka ve meme unsuruna dönüşecek gibi yavaştan) barındırsa da aslen bir vokal albümü yani. Ağız kopuzu, metal zincirler, çeşit çeşit perküsyon çalgısı ve diğer eklentilerle zenginleştirilmesi hedeflenen müziğin atmosferi kurduğu, mesajı ise Joe’nun ilettiği Fortitude, bu açıdan yenilikçi. Joe her zaman grubun duygusal tarafını temsil ediyordu ve öfkeli haykırışlarıyla anlam katıyordu ama bu defa düpedüz şarkı söylüyor. Ayrıca Magma‘nın üzerindeki kara bulutlara nazaran hayata karşı daha pozitif, enerjik ve yapıcı bir tavrı var.

En azından kendi adıma, öyle seneler içerisinde defalarca dinlemek isteyeceğim lokomotif bir şarkı bulmakta zorlandıysam da zayıf bir şarkı da yok Fortitude‘ta. Sadece Godzilla geek’leri anlayacak belki ama albümü Gojira değil de Ghidorah yapmış olsaydı eminim -muhtemelen bu yazıyı sonlandırdıktan sonra bir daha dinlemeyeceğim- Another World gibi, akılda kalıcı olmakla birlikte uykumu getiren The Chant gibi şarkılarla bile daha iyi geçinebilirdim. Hold on, Into the Storm ve New Found gibi ana akımcılığın zirveye çıktığı nakarat şov şarkılara alışmam ise sandığımdan çok daha kısa sürdü. Pis metalci ille de vur-kır arıyor gibi anlaşılmak istemiyorum kısacası. Ha, zaten o konudaki açlığımı da Sphinx ve The Grind karşılıyor zaten eser miktarlarda da olsa.

Sözler ise maalesef Where Dragons Dwell seviyelerinden çok uzak ve resmen en genç hayran bile anlasın diye, özellikle basit tutulmuş gibi hissettiriyor. Hrekete geçme çağrısında bulundukları, çevreci mesajlar verdikleri şarkılarda bu tercihi anlasam da daha kişisel şarkılarda ucuz Instagram kişisel gelişim hesabı mesajından fazlasını arıyorum ben doğrusu. Kabul, kariyerinin anafikri “Olabileceğinin en iyisi ol ve koşullar ne olursa olsun ayakta kal!” gibi bir cümleye sığıyor zaten ama bunu söylemenin daha özgün yollarını bulmak çok zor değil sanki. Neyse, Amazonia ile başlattıkları bağış kampanyasında APIB’e 250.000 dolardan fazla (Brezilya Yerli Halklar Derneği) bağış yapılması ise kesinlikle takdire değer bir hareket. Ayrıca sakatat, mizantropi ve beyaz ırkın üstünlüğü gibi konulardan geçilmeyen metal dünyasında Gojira’nın istikrarlı bir şekilde çevre bilinci hassasiyetini sürdürmesi de çok klas hareket.

Vokal ağırlığına rağmen mikste kaybolup gidiyor Joe’nun vokali çoğu zaman. Pes, derin bas tonu ve çiğ davullar arasından Joe’ya konsantre olmak çok kolay değil. Fortitude zaten prodüksiyonuyla öne çıkabilecek bir albüm değil ve The Way of All Flesh ile bu albümün aynı insanın (joe) elinden çıktığına inanası gelmiyor insanın. Belki sorun Joe’dan ziyade geçmişte NIRVANA, RAGE AGAINST THE MACHINE, GHOST, SLAYER gibi isimlerle çalışmış Grammy ödüllü Andy Wallace’ın miks işlerindedir. Atmosfer yoğunluğu nedeniyle daha bulanık bir şey elde etmek istedikleri belli ama bu çapaklı prodüksiyona alışmak, albümün kendisine alışmak kadar zor. Gerçi basları iyi veren bir sistem/kulaklıkla Jean-Michel Labadie’nin albümü birkaç basamak birden yükselten baslarına kulak verin mutlaka; en azından basları çok güçlü Fortitude‘un.

Esas sorunsa metali metal yapan ana unsurda, yani riflerde. Tek notalı, çoğu zaman sakız gibi uzadığı için zaman/etki grafiği aşağı yönlü riflerle bezeli Fortitude ve gitar anlamında geçmişteki Gojira albümlerinden farklı, yeni bir şey sunmuyor. Gezindiği progresif suların ise artık kimse için daha önce ziyaret edilmemiş yerler olduğunu sanmıyorum. Hal böyle olunca -eğer müzisyen değilseniz- bir metal neferinin müzikten keyif alabilmesi için elimizde yalnızca Jean-Michel’in bası ve Mario’nun davulları kalıyor. Mario ise her zamanki gibi: Godzilla’nın nükleer nefesi varsa Gojira’nın da Mario’su var ve milyon çeşit triplet ile, her ölçüde değiştirip her çeyrek notada ayrı bir heyecan, yeni bir macera yaşattığı hayalet notalarıyla şahsi şovuna devam ediyor. Yaptıklarının ne kadarı geçiyor ortalama dinleyiciye, bundan emin olmak mümkün değil gibi ama bilindik tarzının dışına çıkmasa da her seferinde stili içerisinde yeni bir ifade biçimi bulmayı başarıyor Mario. Canım Mario.

Üç yeraltı black metal albümü inceleyeceğim sürede ve kelime sayısındayken hala Fortitude üzerine konuşacak çok şey olduğunu düşünsem de kabaca Fortitude‘un ne olup ne olmadığı ortaya çıkmıştır herhalde. Bugüne kadar yapılmış en ana akım Gojira albümü Fortitude ve şimdiden “verin adamlara Grammy’lerini!” şeklinde yorumlar görmeye başladım bile sağda solda. Bununla birlikte Fransız dörtlünün hamuru, endüstri tarafından kolay yutulamayacak kadar yoğun ve kütleli. Metallica’nın geçirdiğine benzer, ancak Metallica’nınkinden çok daha kontrollü ve dikkatli bir değişim geçiriyor gibi görünüyorlar. Magma ile Amerika’yı keşfetmişlerdi, Fortitude ile de tamamen ele geçirecekler. Avrupa’daki bizler ise iyi ayrılınmış, yolda görünce selam verilen, hal hatır sorulan ama eskisi gibi de haşır neşir olunamayan eski sevgili gibiyiz biraz; ya durumu kabul edip hayatımıza devam edecek ya da birden sinirlenip her yerden engelleyen sorunlu eski sevgili gibi tamamen çıkaracağız grubu hayatımızdan. Ben ilkini seçmeye daha yakın gibiyim şimdilik ama belki bir sonraki albümde basarım engeli, bilmiyorum.

68/100


Metalperver’de olan bitenden memnunsanız aşağıdaki düğme aracılığıyla Patreon’a göz atıp destek olabilirsiniz.
Patreon’da hedef: 26/35

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

3 thoughts on “Gojira – Fortitude

  • 7 Mayıs 2021 tarihinde, saat 12:39
    Permalink

    Birçok farklı kritik ve yorum okudum. Okuduklarımdan çok çok farklı bir bakış açısı ve fikrim yok açıkçası. Beğendiğim ve beğenmediğim yönlerini tarttığımda puanım: 7/10
    Umarım daha da yumuşayan bir albüm gelmez bundan sonra.

    Yanıtla
  • 7 Mayıs 2021 tarihinde, saat 19:03
    Permalink

    Benim beklemediğim kadar iyi çıktı albüm. Özellikle Another World ve Born For One Thing’in çıkmasıyla kendisi de biraz çakma olan Magma’nın da çakması bir iş gelecek diye düşünüyordum. Ama beklentilerimi aştı. Keyifle dinliyorum şimdilik , çok primitif şarkılar barındırmasına rağmen dinledikçe açılan bir albüm olması Gojira’nın hedeflediğini başardığını gösteriyor bence. Sphinx, Grind, Amazonia ileride de dönüp çok keyif alacağım şarkılar olacak gibi . Benden 77/100 alır.

    Yanıtla
    • 7 Mayıs 2021 tarihinde, saat 19:30
      Permalink

      Bir de albümde en çok hoşuma giden şeylerden biri duygu paletinin çok geniş olması. New Found’un sonundaki mutlu breakdown gibi bir şeyi Gojira’dan ilk kez duyuyorum. Sphinx’in breakdownunda da benzer bir pozitiflik var. Genel olarak albümde her şarkıda az çok böyle bir duygu paleti hissettim. Bu da albümü diskografide özel bir yere koyacak bence zamanla.

      Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.