Oranssi Pazuzu – Mestarin Kynsi

Ölçümü mümkün olmayan parametrelerin değişkenliğindeki mucizeler sonucunda şu an bu yazıda buluşmuş durumdayız Metalperver okuru. Bugün içerisinde yaşadığım, hatta belki dün veya ondan önceki günlerde hayatımda olan biten şeyler şu an beni buraya, bu yazıyı yazma noktasına getirmiş olabilir. Daha geriye, en geriye gidersek belki de ilk tanrı Kronos, tanrılardan önce de varlığını sürdüren Khaos’un düzene girmesini sağladığı için şu an bu kelimeler dökülüyor klavyemden. Belki de Enûma Elish anlatısındaki gibi Abzu’nun, kaosun hükümdarı Tiamat ile sularını karıştırmasından dolayı işi gücü bıraktın, bu satırları okuyorsun sen de.

Sebebi her ne olursa olsun, kaosun içinden bir akış, bir devinim ve öznel bir düzen doğuyor. Sonsuz olasılıkların uyumsuzluğu sayesinde tekillik kazanan milyarlarca varlık, bu uyumsuzluğun verdiği özgünlük hissi sayesinde varlığını benlik odağına oturtuyor ve hareketlerini anlamlandırıyor. Bu sonsuz parçanın genel çerçevedeki uyumsuzluğu, varlığın her noktasında ve ölçeğinde yıkıma, ölüme neden olmaya devam etse de o kadar sık yaşanıyor ki artık onun da düzenin bir parçası olduğuna dair yaygın bir inanış var.

Kısacası Arif’in de dediği gibi, “uzaydayız, herkesin kafası karışık.”

Black metal bakış açısının özünde kaos vardır. Hangi yoldan giderse gitsin, hangi yöntemi seçerse seçsin, günün sonuna vardığı yer düzen öncesi kaos, kaos içerisindeki gerçek tekillik ve güçlü olanın var olması prensibinin övüldüğü bir yerdir. Düzen nefreti, argümanını milyonlarca örnek üzerinden besleyebilecek ciddi bir bakış açısı olarak bu müziği cidiye alan pek çok insanın zihninde önemli bir yer tutar ve sözde düzenin aldatmacalarını ortaya çıkarmak, kendi doğrusunu dikte etmeye çalışmasa dahi en azından yanlışa parmak doğrultmak, bir noktada bu müziğin en temel motivasyonudur.

Tam da bu yüzden, düzen diye kabul ettirilmiş indirgemeci müzik prensiplerinin ötesine geçmeyi başarabilmiş gruplara saygım çok ama çok yüksek. Yanlış anlamayın; kahvaltıda bira içen, akraba dolandıran, basit bir rif ve 4/4 davullarla şeytanın ne kadar iyi birisi olduğunu bağırıp duran ateşli gruplara da tapıyorum hala. İşin eğlencesi diye sıkça bu tür benzetmeler ve abartmalar ile anlatıyorum bu tip isimleri belki ama biraz düşünürseniz günün sonunda onlar bile kaos övüyorlar işte. Pagan olanı dinin getirdiği düzenden dem vurup eskiden herkes saplıyordu birbirine ne güzel diye hayıflanırken, ormanı, doğayı seveni bile toprağın, suyun, havanın kontrolsüz gücüne övgüler yağdırıyor sıklıkla. Yani black metal kendi içinde ne kadar dallanıp budaklansa da düzeni üç aşağı beş yukarı bell… Haydaa.

Kapadım hadi bu parantezi, yanmasın kafalar. Ana konuya dönecek olursak progresif kavramına fobili, düzensizlik fikri karşısında dizleri titreyen dinleyicinin hızla ötekileştirip uzaklaştığı isimler, sıklıkla aslında bu işin tek ve temel doğrusunun hakkını en iyi teslim eden isimler aynı zamanda ve böylesi insanların müziklerini değerlendirme aşamasında iş biraz da dönüp dolaşıp başlangıç noktalarına, nedenlere ve nasıllara geliyor bende.

Bu yüzden de Oranssi Pazuzu’ya bayılıyorum. Psikodelik müziğin ilüzyon gibi görünen doğası içinde, gerçek diye bildiğimiz düzen ilüzyonlarını yıkarak esas kaotik gerçeği çıplak bırakan özünü benimsemelerini, black metalin sonsuz savaşında, yalnızca en tutkulu neferlerine ait bir korkusuzluk, cesaret ve kararlılıkla hareket etmelerini, üstelik tüm bu düzen karşıtlığı sunumunu da Nuclear Blast gibi bu işte gelebileceğiniz zirve noktada, endüstriyel düzenin en güçlü temsilcisinin kanatları altında yapabiliyor olmalarına bayılıyorum. Oranssi Pazuzu’nun bu müzikle bu kadar büyük olabilmesine, bunun içimdeki kaos sevdalısının düşüncelerinde yaktığı umut ateşinin yaydığı sıcaklığa bayılıyorum.

Merhaba.


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

4 thoughts on “Oranssi Pazuzu – Mestarin Kynsi

  • 18 Aralık 2020 tarihinde, saat 22:05
    Permalink

    .abahreM
    Belki de sitenin en iyi kritiği.
    Bu yılın en iyi kritiği.

    Yanıtla
  • 19 Aralık 2020 tarihinde, saat 23:37
    Permalink

    Başarılı bir kritik,özellikle ilk bölümü…Grubun müziği ile yazı bağlamına paralellik yakalanmış.Tebrikler.

    Yanıtla
    • 20 Aralık 2020 tarihinde, saat 13:25
      Permalink

      Bu tarz abstrakt yazılara başlarken bazen okura ulaşamayacağımı düşünüp endişeleniyorum ama bu tip yorumlar alışageldik kalıpları kırma konusunda motive ediyor insanı. Teşekkürler. \m/

      Yanıtla
  • Geri bildirim: 2020’nin En İyi 20 Albümü – Metalperver

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.