Heaven Shall Burn – Of Truth and Sacrifice

Merhaba.

Öncesinde de ismini duyduğum, bir-iki şarkısını çevirdiğim bir grup olsa da adamakıllı ilk defa 2010 yılında gerçekleşen Unirock festivalinde dinleyip (izleyip) tanıdığım Alman melodik death metal/metalcore temsilcisi Heaven Shall Burn (HSB), 26-27 yıldır piyasada, fazlasıyla bilinen ve sevilen bir isim. Grubun melodik ve yüksek tempolu müziği özellikle ve ilk döneminde daha da etkili olan metalcore trendinin çok da sevemediğim kimi özellikleri yüzünden geniş kitlelere ulaşma konusunda HSB’ün önünü açtı adeta. 2000’leri domine eden metalcore türünün en bariz özelliği sayılabilecek billur sesli bas veya ritim gitaristin duygusal temiz vokalleri kısmını tamamen gözardı edip daha metal metal tınlayan şarkılar yaptıkları için de yıllardır saygı duyulan, her albümüyle belirli bir etki yaratmayı başaran bir isim oldular. Kendilerini çok sınırlandırmadan, bir kategori şemsiyesinin altında güvenli bir konuma yerleşip keyif çatmak yerine arayışı sürdürüp müzik üretme aşkını kaybetmeden devam etmeleri de takdire şayan kesinlikle.

9. stüdyo albümünde artık kariyerinin en olgun dönemlerini yaşarken grup çift albüm yayımlamaya karar verdi her nasıl olduysa ve Of Truth and Sacrifice adında 98 dakikalık, 19 parçadan oluşan devasa bir eseri tutuşturdular elimize. Her şeyden önce şunu söylemek gerek ki 100 dakika albüm olmaz. Hiçbir ahval ve şerait içerisinde kabul edilebilir bir şey değil bu bana sorarsanız. Tabii sırf uzun diye kenara atacak halim yok, o yüzden haydı incelemeye dalalım:

Standart Heaven Shall Burn patlangaçlarıyla açılıyor albüm. Melodik death metal/metalcore türünde hızlı ve net şarkılar her zaman etkili olmuştur ve HSB de bunu iyi bilen bir grup olarak Thoughts and Prayers, Eradicate, Protector üçlüsüyle sağlı sollu girişiyor. Yüksek tempo, chugga chugga rifler, melodik ve rahatlıkla temiz vokal ekleyip sulandırılabilecek, fakat neyse ki HSB’ün bunu tercih etmediği keyifli nakaratlar vs. derken harika açılıyor albüm. Gerçi onda bile AS I LAY DYING‘in 2005’te, HSB’ün kendi diskografisinde yaptığı onca şeyi tekrar duyuyorsunuz ama bu kadar da sorun değil türü seviyorsanız. Üstelik Protector gibi hit potansiyeli epey yüksek, DARK TRANQUILLTY sevenlerin çok coşacağına emin olduğum enfes bir parça da var bu kısımda. Tabii insan içten içe biliyor bir buçuk saatin böyle gitmeyeceğini ve acaba ne zaman derken Übermacht, albümün ilk ilginçliği olarak karşımıza çıkıyor. İlginç synth tercihleriyle diğer şarkılardan ilk sıyrılan parça Übermacht ve benim de bu kafayı epey sevdiğimi belirtmem lazım.

İlerleyen şarkılarda neredeyse dokuz dakika süren ve elektronik/orkestral düzenlemeleriyle, vaaz veren vokaliyle Expatriate ve yine farklı altyapısıyla La Résistance, grubun farklı şeyler deneyip albümdeki heyecanı belirli bir seviyede tutma çabasının örnekleri olarak karşımıza çıkıyor… Çıkıyor çıkmasına da işte o iş keşke öyle olsa be Heaven Shall Burn. Bak üşenmedim, adını yazdım HSB yerine…

Kısacası ilk bölüm daha standart ve gaz, tek başına da yeterli bir albüm olabilecek parçalarla dolu ve aslında bir noktada albüm de bitiyor zaten The Ashes of My Enemies ile. 2. bölüm başladığında ise HSB’ün deneysel tarafının baskın çıktığı parçalar, Of Truth and Sacrifice‘ı ele geçiriyor ve benim de kafam tam olarak burada karışmaya başlıyor. Çünkü işin aslı, 2. bölüm daha iyi! En azından özgünlük açısından.

Her şeyden önce nispeten serbest, özgür bir Heaven Shall Burn var bu bölümde (bak gene) ve darmadağın, toplama şarkılardan oluşan bir disk gibi görünmesine rağmen tek tek şarkıların her biri, üzerine konuşulmaya eğer özelliklere sahip. Mesela açılıştdaki Children of a Lesser God o kadar 2000’lerin başı kokuyor ki bir noktada insan grubun bu şarkıyı bir kutunun dibinden, bir demo kasetinden hortlatmış olabileceğini düşünmeye başlıyor. Yine sekiz dakikanın üzerine çıkan The Sorrows of Victory gibi ilk dakikaları gayet ballad tadında geçen ve sonradan çıldıran epik, müthiş bir şarkı da barındırıyor bu kısım. Üç dakikanın altındaki süresiyle bak kısa da olabiliyormuş demek ki dedirten hayvan şarkı Truther da favorilerimden bu arada.

Ayrı iki albüm olarak değerlendirsem ilkine 75-80 civarı, ikinciye de herhalde 70-75 arası bir puan verir geçerdim ama ikisi birleşip tek bir hikaye anlatmaya kalkınca ortalık karışıyor ve dört yanlış bir doğruyu götürmeye başlıyor. Of Truth and Sacrifice, elindeki her şeyi topyekün sunmak isteyen Heaven Shall Burn’ün içini döktüğü bir iş ise bunu kabullenebilir, bir sonraki albümde yeni bir şeylerle karşımıza çıkacağı umuduyla (çünkü aslına bakarsanız bu albümdeki o özgürlük ve deneysellik hadisesi de sabun köpüğü biraz) beklemeye koyulabilirim ama yaptıkları en iyi işlerden biri olarak görüyor, sağda solda grup elemanları nasıl da vurduk geçtik ama di mi gel bi öpeyim tekrar koçum benim, diye birbirlerini pohpohluyorsa iç açıcı değil pek vaziyet. Heaven Shall Burn fanı değilseniz bütün albümü dinlemenize hiç gerek yok, doldurma ve bütünü bozan bir sürü şarkıyla kendinizi yormayın. Onun yerine klip şarkılarını, sağda solda sevdiğiniz mecralarda övülen şarkıları birer ikişer çevirip hayatınıza devam edin derim.

68/100


Abonelik&Destek:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

One thought on “Heaven Shall Burn – Of Truth and Sacrifice

  • 25 Aralık 2020 tarihinde, saat 23:02
    Permalink

    Aslında harika bi albüm, içinde çok güzel şarkılar barındırıyor ama gereksiz uzun ve bi yerden sonra her parça birbirinin aynısıymış gibi geliyor. HSB’ye aşina olmayan dinleyicilerin albümü sindirmesi biraz vakit alıcaktır.
    HSB’nin bundan sonra çıkaracakları albümde ciddi bir şekilde tarz değişikliğine gideceğini düşünüyorum o yüzden ellerinde kalan tüm parçaları salmışlar bu albüme. Bu albümden 4-5 ay sonra yayınladıkları single’ı dinleyenler ne demek istediğimi anlayacaktır. (https://www.youtube.com/watch?v=JQeqBbSXfm0)

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.