Ancient – Back to the Land of the Dead

Hayır, bu yeni George Andrew Romero filminin incelemesi değil. Zaten ne yazık ki Romero artık aramızda değil. Huzur içinde yat zombilere fısıldayan adam.

Öncelikle şunu söylemem gerekiyor sanırım: Back to the Land of the Dead, 1992’de kurulmuş melodik black metal grubu Ancient’ın şimdiye kadar dinlediğim ilk albümü. Yani tamamen kendi içinde değerlendirmelerde bulunacağım bir yazı olacak bu. Şayet aranızda varsa Ancient hayranlarından özür dileyerek devam ediyorum.

Back to the Land of the Dead’in en ilginç ve albüme bir şans vermemi sağlayan özelliği prodüksiyonu. Nitekim bilenlerin bildiği üzere çok sevdiğim Nicholas Barker ile ilgili bir şeylere bakınırken gördüğüm bu albüm ile ilgili gördüğüm şeyler arasında kayıtların Norveç’ten San Marino’ya uzanan bir yelpazede, tam beş farklı ülkede gerçekleştirilmiş olduğu bilgisi direkt cezbetti. Grubun bir İngiliz, bir İtalyan ve bir Norveçliden oluştuğunu düşününce bu pek garipsenecek bir durum değil ama yine de bir enteresanlık yaratıyor. Her ne kadar başta ilgi çekse de büyük ihtimalle bu nedenle, albümün pek ısınamadığım taraflarından biri kaydı oldu ne yazık ki.

Söz konusu black metal olunca kayıt mayıt ne alaka tabii ama burada söz konusu olan o bahsettiğimiz türden bir black metal değil. Korku öykülerinden beslenen, albüm kapağından ve adından rahatlıkla anlayabileceğiniz şekilde gerçekleştirdiği saygı duruşuyla, sözleriyle ve bir parça gotik karanlığıyla farklı bir kulvarda olduğunu açıkça belli eden bir iş bu. O nedenle Aphazel’in vokalini duymakta zorlanıyor olmak hiç keyifli değil. Kaldı ki o kadar çiğ, öfkeli ve tabiri caizse yırtıcı bir vokali var ki insan duymak da istiyor. Fakat çoğu zaman kaybolup gidiyor arada ve bu güzelim performans çöpe gidiyor. Bas gitar için de benzer şeyler söylemek mümkün. Gerçi oradaki performansı bile değerlendiremiyorum pek, zira neredeyse hiç duyulmuyor.

Hal böyle olunca başta epey tadım kaçtı ve Nicholas Barker ağabeyimin hatrı olmasa daha yarısına gelmeden kapatıp arkama bile bakmadan giderdim ama beklenmedik anlarda giren akustik gitarlar mı dersiniz, Nick Barker’dan duymaya çok alıştığımız o enfes davullar mı dersiniz, yoksa Romero’ya olan saygım mı dersiniz bilemiyorum, ben albümü dinledim ve bir şekilde sevdim. Fakat şunu da açıkça belirtmem gerek ki ısmarlama melodik black metal yaptıracak olsam zaten böyle yaptırabilirdim ben; davula Nicholas Barker geçsin, şöyle gırtlak yırtan hayvan bir vokal olsun, araya akustik gitarlı pasajlar koyalım -interlüd havasında- ve genel hatlarıyla da korku dünyasından beslensin. Eh, tam olarak bunu yapmış adamlar da zaten, ben bunu nasıl sevmeyeyim kardeşim?

On iki yıl aranın ardından çıkmış bir albüm ile ilgili söylenmesi gereken daha önemli ve kıymetli şeyler vardır muhakkak ama açıkçası Ancient pek de umrumda olmayan bir oluşum olduğu için şurada üç-beş kişiye korkulu melodik black metal önermek için gidip grubun bütün diskografisini inceleyemeyeceğim için cok da uzatmadan bitiyorum. Nicholas Barker sayesinde tanıştığım, tanıştığıma da memnun olduğum bir grup Ancient. Back to the Land of the Dead, eğer biraz steril ve kulak tırmalayıcı kaydına alışabilirseniz gayet eli yüzü düzgün bir albüm; korku teması da bonusu. Olay bundan ibaret.

76/100

 

 

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.