Moonspell – 1755

MOONSPELL de tıpkı PARADISE LOST gibi kariyerinin ortalarında elektronik temalarla deneyler yaptıktan sonra tekrar metal sularına kesin dönüş yaptı. Bu kesin dönüşten sonra epey iyi albümler de çıkarttılar aslında. Kariyerlerine fazla iyi işlerle başladıkları için bu yeni albümlerin seveni olduğu kadar bunlardan fazla etkilenmeyeni de oldu ama o da böyle devasa bir geçmişin cilvesi olsa gerek. Bence uzun zamandan sonra yaptıkları en iyi albüm olan ve bol bol oryantal element de barındırmasıyla bizleri inceden kıvırmaya sevk eden “Extinct”ten sonra grup bu defa kariyerinin ilk tamamiyle Portekizce albümü olan “1755” ile karşımızda.

“1755” adını bu yılda Lizbon’u vuran büyük depremden alıyor. Gerçi sanıyorum vurmak yeterli bir tabir değil; zira deniz kenarındaki bu şehir depremin yıkıcılığı üzerine önce tsunami, ardından da günlerce süren bir yangınla neredeyse tamamen yok olacak raddeye gelmiş. Albüme bu depremi tema olarak seçen MOONSPELL, temanın gerektirdiği ihtişamı, dehşeti verebilmek için de hiç olmadığı kadar senfonik bir altyapı kullanmaya karar vermiş.

Bu senfonik yaklaşımın bir yere kadar güzel bir fayda sağladığını inkar etmek manasız olur; ancak grubun bu konuda büyük bir başarı sağladığı anlamına da gelmiyor maalesef. Albüm grubun eski bir şarkıyı tekrar kullanmasıyla başlıyor ve bu pek güzel bir başlangıç sağlamıyor. “Alpha Noir”in belki de en güzel şarkısı olan Em Nome Do Medo’nun senfoni ile zenginleştirilmiş ancak bir şekilde ruhsuzlaşmış bir versiyonu ile başlıyor “1755”. Kısa bir intro şeklinde kullanılsa belki de etkileyici olabilecek bir giriş, beş buçuk dakikalık tüm bir şarkı bu amaçla kullanılınca maalesef bitmek bilmeyen, sündükçe sünen bir hal alıyor. Bu aslında “1755”in gerisine epey yazık ediyor bence, çünkü sonrasında gelen birçok güzel şeye ulaşmak için belki biraz ileri giderek bayık olarak nitelendireceğim bir açılışa katlanmak mecburiyetinde kalıyoruz. Evet grubun fısıldanan vokaller ve gittikçe yükselen bir senfoni ile ne yapmaya çalıştığı gayet açık; ama buradaki uygulamanın herhangi bir şekilde isteneni yansıttığını düşünmüyorum.

Sonrasında ise albüm gittikçe güzelleşiyor. In Tremor DeiDesastre ikilisi, sonlara doğru Ruínas neredeyse MOONSPELL’den beklediğimiz lezzette, Antep fıstığı gibi şarkılar. Özellikle ilk ikisinin başlattığı ve albümün bitimine değin pek zayıflamadan devam eden o gerçek sarsıntı hissi albümün temasının ne olduğundan bihaber olan dinleyicilere bile bir şeylerin yanlış olduğu hissini verebilecek denli kuvvetli. Aralara serpiştirilen, “Extinct”teki kadar yoğun olmasa da belli ki artık MOONSPELL müziğinin bir parçası olan oryantal elementler eminim ki bizi gülümsetirken daha batıda işleri daha da ilgi çekici hale getiriyordur. Bunları geride bıraktıktan sonra ise tatlı ve üzücü bir cover olan Lanterna Dos Afogados’un hüzün dolu piyano melodisi albümü şehrin yalnızca devasa bir yıkıntıdan oluşan silüetiyle kapatıyor.

Albümün senfonik alt yapısının yeterince kuvvetli olmadığı konusundaki fikrim sabit olsa da bence “1755”in en yetersiz kaldığı nokta en iyi diye bahsettiğim şarkıların bile tek başlarına aslında çok güçlü olmaması. Bir konsept albümün baştan sona dinlenildiğinde parçalarının toplamından daha çok şey veriyor olması elbette ki beklenen bir şey; fakat şarkıların albümün dinleyiciyi yakalayan ruhundan ayrı değerlendirildiğinde söz gelimi “Extinct”teki, ya da “Night Eternal”daki birçok şarkının seviyesinin çıkamaması bence bir problem. Elbette ki grubun bu defa önceki işlerinin aksine bir hikaye anlatmayı seçtiği ve dolayısıyla bütüne odaklandığı savunulabilir; ama ben bunu yeterli bulmuyorum.

BA335738-3668-4C00-8112-082A5CEF4799.jpeg

Eminim ki “1755”i çok beğenen birçok dinleyici olacaktır; ama yukarıdaki övgülerime rağmen ben bu dinleyicilerden biri değilim. MOONSPELL’in her el attığı alanda çok iyi işler çıkartabileceğine yıllar boyunca tanık olduğumuzu göz önüne alınca, ve anlattıkları hikayeye ve anlatış biçimlerine saygı duymakla beraber, albümün kuvvetinin olabileceği kadar yüksek seviyede olmadığını düşünüyorum. Daha iyisini yapabileceklerinden de hiç şüphem yok.

72/100

82367B41-C39B-452D-99A6-F895E2668CF5

Ertuğrul Bircan Çopur

Doydum ama aç gözlülükten yiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.