Vintersorg – Til Fjälls, del II

Viking metalin lokomotiflerinden, halen hem kendi adı altındaki grubunda hem de BORKNAGAR’da ürettikçe üreten Vintersorg mahlaslı Andreas Hedlund‘a saygı duymamak pek mümkün değil. Duyulduğu anda kendini belli eden vokali, progresif, folk ve black metali eş ölçülerde harmanlayarak yaptığı nefis besteleri, birden fazla enstrümanla uğraşıp bunların hepsinde belli bir seviyenin üzerinde performans verebilmesinin üzerine bir de akılda kalıcılık konusunda eşi benzeri az olan vokal nakaratları yazma becerileri eklenince, metal dünyasında neden bu denli el üzerinde tutulduğunu anlamak hiç de zor değil.

Grup olan VINTERSORG da bir dereceye kadar da olsa onun ne dönemde ne tür müzikle ilgilenmekte olduğunu takip etmekte kullanılması hiç abes kaçmayan bir projesi. Daha sert albümleri de, progresif, yahut tamamen folk metale kaymış albümleri de bulunan VINTERSORG, 2011 yılından beri ufak bir konsept üzerinde çalışıyor ve ana dört elemente (ateş, su, hava, toprak) adanmış birer albümle yoluna devam ediyordu. Bu süre içinde çıkarttıkları üç albümde de belli bir müzikal gidişat tutturduklarını söyleyebiliriz sanırım. Progresif elementlerin hiç de az yer tutmadığı, folk etkisinin ise gittikçe azaldığı, illa bir kalıba sokmak istesek progresif Viking metal olarak adlandırabileceğimiz bir dalı iyice benimsemişti VINTERSORG bir süredir ve dolayısıyla taa 1998’de çıkan “Till Fjälls”in adını taşıyan ve Hedlund‘un sözlerine inanacak olursak “yıllar sonra kaybettiği ikizini bulmuş gibi” hissettirecek bir albüm haberi en hafif tabirle şaşırtıcı olmuştu. Hem de konsept dörtleme henüz bitmemişken.

Gerçekten de “Till Fjälls, del II” grubun son yıllarından farklı bir çizgide; fakat bu farklı çizgi herhangi bir sonradan caza kaymış black metal grubundan duyacağınız bir köklere dönüş tadında da değil tam olarak. Kabul etmek gerekiyor ki “Till Fjälls“i ve bu karşımızdaki ikinci parçasını peş peşe dinleyince aynı şeylerden beslendikleri gayet bariz; fakat VINTERSORG arada geçen neredeyse yirmi yıllık sürede repertuarına kattıklarını da körü körüne bir köklere dönüş muhabbeti için bir kenara atmış değil.

Her şeyden önce elbette ki gelişen teknolojinin de yardımıyla karşımızda çok daha temiz duyulan, içerdiği fazlaca katmanın hakkını vermeye yardımcı olan bir prodüksiyonla zenginleşmiş bir albüm var bu defa; ancak bence en önemli fark bundan ziyade özellikle grubun kariyerinin orta dönemlerinde iyiden iyiye öne çıkan progresifliğin de kökleri zenginleştirmek için yine buralarda olması. VINTERSORG’un kariyerinin tüm dönemlerinin en iyi unsurlarını bir araya getirmeyi başardığını söylememek haksızlık olur doğrusu.

Biraz genel yapıdan uzaklaşıp şarkıların kendilerine odaklanacak olursak, yine bizleri bir nakarat şenliğinin beklediğinden bahsedebiliriz. Hedlund’un sayıca hiç de az olmayan müzisyeni bir yerlere hapsedip onlara kuru ekmek ve su karşılığında sürekli akılda kalıcı vokal melodileri yazdırdığından ciddi anlamda şüphelenmeye başlıyorum artık; zira bunca şey bir tane adamın kafasından çıkıyor olamaz. Vinterstorm’un, En väldig isvidds karga dräkt’ın nakaratlarını bunca yıldır metal dinlemenin bana kazandırdıklarını dahi katınca koca bir sıfır olan İsveççem ile bağıra çağıra söyleyeceğim diye uğraşıp sözleri katlediyorsam bunda suçlu sensin Andreas. İki haftadır olur olmadık KATASTROF diye bağırmaktan ben de memnun değilim inanın ki.

Albümün bence en büyük handikapı olan uzunluğu (77 dakika), VINTERSORG’un kariyerinin farklı dönemlerini bazen farkı şarkılarda da sergilemesine izin vermiş. Yukarıda da bahsettiğim ve eminim ki albümü 2-3 defa dahi dinlemiş herkesin iyi kötü aklında kalmış olan Vinterstorm ilerlemecilikten oldukça uzak ve tekrarlı bir Viking-folk metal şarkısıyken örneğin, Alt Mellan Himmel och jord hem daha sert, hem de daha progresif bir yapıya sahip ve grubun başka bir yanını ortaya dökmesine olanak sağlıyor. Söz konusu VINTERSORG gibi zengin bir geçmişe sahip bir grup olunca, burada bir araya gelmiş unsur sayısı da elbette ki hiç az değil.

227_photo

Bilmiyorum bu konuda yalnız mıyım; fakat konu VINTERSORG iken hep şikayet ettiğim, her şeyin biraz fazla duygusuz tınlaması durumu ise “Til Fjälls, del II”de beni yine rahatsız etmeyi başarıyor maalesef. Özellikle akustik son şarkı Svart måne oldukça etkileyici bir eser olabilecekken bence bu bahsettiğim sebepten ötürü bir nebze “soğuk” kalmış ve bu soğukluk sevdiğimiz, istediğimiz kış soğukluğundan öte bir duygusuzluk içeriyor.

Sonuç olarak belki de benden başka pek bir kimseyi rahatsız etmeyen ufak tefek problemler bir kenara, VINTERSORG kuruluşundan yirmi yıl sonra kariyerinin en iyi albümlerinden birini yapmayı başarmış, ki kariyerlerinin de öyle boş albümlerden oluşmadığını hepimiz biliyoruz. Andreas Hedlund gibi bir değere sahip olduğu için hem VINTERSORG, hem BORKNAGAR hem de metal dünyası gerçekten çok şanslı. Ve elbette ki bizler de öyleyiz.

87/100

TillFjalls_DelII

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Vintersorg – Til Fjälls, del II” için 2 yorum

  • 8 Ağustos 2017 tarihinde, saat 12:01
    Permalink

    Vintersorg ile Borknagar’dan önce tanışanlardanım.Özellikle ilk üç albümünün hastasıydım. Andreas abimizin Borknagar diye bir gruba katıldığını ve grubun “Vintersorg’dan bile iyi” olduğunu bir arkadaşımdan duymamla Borknagar’ın Empiricism albümünü dinlemem bir olmuştu. O andan sonra çıkan her Borknagar albümü başucu albümüm olurken Vintersorg biraz geri planda kalmıştı benim için. Cosmic Genesis’ten sonra çıkan albümleri-hepsinin belli bir kalitenin üstünde olduğu kesin olsa da- önceki albümler kadar sevememiştim. Bu albümü ise sevmek için hiç çaba harcamadım. İlk dinlemeden itibaren bayıldım diyebilirim. Şindiye kadar yaklaşık 20 kez dinledim ve süresine rağmen hiçbirinde sıkmadı. Çok zengin bir albüm, senenin en iyilerinden.

    Yanıtla
  • 2 Kasım 2017 tarihinde, saat 16:40
    Permalink

    Mastadon’un albümü ile beraber 2017’nin en muhteşem işlerinden biri bence.

    Çok çok iyi bir albüm gerçekten.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir