Pure – J’aurais Dû

Yeni dönem black metal evrimlerinden (onlarca klon grup ortaya çıkartmasından başka) pek bir şikayeti olmayan bir dinleyici olsam da, ilk dalga black metalini epeyce özlediğimi inkâr edemeyeceğim galiba. Uzun zamandır bu tarzı icra eden kayda değer grup bulamamanın ve Nisan ayında baştan sona “De Mysteriis Dom Sathanas” setlistiyle sahnede olan bir MAYHEM izleme şerefine nail olmanın etkisiyle iyice kabaran bu damarımı İsviçreli PURE oldukça sakinleştirmeyi başardı.

Tek kişilik bir proje olan; ama dinlenirken hiç de öyle durmayıp gayet dolu dolu bir müzik yapan PURE’un dördüncü albümü “J’aurais Dû” ve de kendisi geleneksel black metalin baya net iyi bir örneği. Belki o dönemki türdaşlarına nazaran bir nebze iyi kalan (yalnızca bir nebze) prodüksiyonu dışında 90’lardan fırlamış gibi durmayı başarıyor: özlediğimiz o soğuğu da, yırtıcılığı da müziğine buram buram yedirmeyi başarmış Ormenos lakaplı kardeşimiz.

Tam olarak çiğ black metalden beklendiği üzere gitarlar ve vokaller albümü taşıyan unsurlar. Davulların biraz fazla tekrara düşme kusuruna rağmen tempoyu ayarlama işini iyi kotardığını söyleyebiliriz ve o tempo değiştikçe gitarların da kimlik değiştirerek müziğin atmosferini peşinden sürüklediğini görüyoruz. Zaman zaman soğuk bir çaresizliği, zaman zaman ise yırtıcı bir dehşeti bir ahenk içinde kotarıyor Ormenos: tedirgin edici bir kimlik hüküm sürerken vokalleri de o gerginliği yaşatıyor, kazımalar müziği ele geçirdiği zaman ise bunların önündeki çığlıkları gerginliği ciddi anlamda bir rahatsızlığa, korkuya dönüştürüyor.

Anonyme et Sans Visage isimli açılış parçasında örneğin; vokaller ve enstrümanlar birlik olup tek bir kitle halinde sarıp sarmalıyor biz masum kurbanlarını adeta. Albümün büyük avantajlarından biri sürekli aynı tempoda ilerleyip bitince sanki aynı rifi 40 dakika boyunca dinliyormuş hissi bırakmaması; her şarkının kendine has bir karakteri var. Je tuerais le monde pour ta lumière geleneksel black metal sınırları içinde kalarak da olsa oldukça depresif ve yavaş iken, albüm ile aynı adı taşıyan J’aurais Dû kuduz bir köpek gibi boş gözler ve köpüren bir ağızla saldırıyor. Hem bunu, hem de 38 dakikalık makul süresini düşününce “J’aurais Dû” tüm pislik, çiğ black metal halini göz önüne alınca olabileceğinden çok daha kolay bir dinlenilebilirliğe sahip oluyor.

z99

Black metale yeni bir soluk falan getirecek olmasa da Ormenos çok özlediğimi fark ettiğim bir müziği 25-30 yıl öncesinden alıp 2017’de önüme koyarak beni baya sevindirdi açıkçası. Belki davulların biraz daha yaratıcı olmasını tercih ederdim evet; fakat bunun dışında hem vokalleri, hem de sanki bir yerde unutulmuş da yıllar sonra bir kasadan çıkıp albüme sokulmuş gibi duran pek keyifli (black metal keyfi bu tabii; deniz, şezlong ve bronzlaşmaya başlamış bacak keyfi değil) gitarlarıyla “e olmuş bu” dedim henüz ilk dinleyişten. Sanatsal, teknik veya aşırı post- olmaya çalışan black metal gruplarından gına geldiyse, yahut eski IMMORTAL’ı, MAYHEM’in ilk albümlerini hatırladıkça gözleriniz doluyorsa (yuh) baya can simidi olabilir PURE sizin için de. Adı bile “saf black metal kardeşim bu işte” diyor baksanıza.

81/100

094_1

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir