The Ruins of Beverast – Exuvia

Hep çok sevdiğim THE RUINS OF BEVERAST, Alman müzisyen Alexander von Meilenwald’ın tek kişilik atmosferik black/doom metal projesi. İsmine bakınca bir yerlerde dük, ya ne bileyim kont, baron falan bir şey olmasını beklediğimiz von Meilenwald, tüm enstrümanları ve vokallerini üstlendiği THE RUINS OF BEVERAST ile benzerine çok rastlanmayan ve duyulduğunda artık “aa evet o grup bu” dedirten karakteristik bir müzik yapıyor denebilir. İyi müziği kadar kötü albüm kapakları ile de bilinen proje için daha fazla gevezelik yapmayıp, yine oldukça kötü kapaklı yeni albüm “Exuvia”yla ilgili konuşmaya başlayalım.

Albüm öncesi çıkan (daha da kötü kapaklı) “Takitum Tootem!” EP’si ile epeyce ritüelistik ve farklı bir hava sezdiren, hatta PINK FLOYD’un saykedelik başyapıtı Set the Controls for the Heart of the Sun cover’layarak değişik bir yöne kürek çekmeye başladığını hissettiren THE RUINS OF BEVERAST’ın, “Exuvia”nın tamamına baktığımızda ise yıllardır bildiğimiz ve projeyi şu an olduğu konuma getiren kendine has havası ile “Takitum Tootem! (Wardance)” şarkısının o hakiki savaş dansı atmosferini bir araya getirmeyi başardığını görüyoruz.

Önceki albümlerde daha bir ilahi tadlarında seslendirilmiş olsa da, tam olarak şarkı söylemek amacıyla pek sık kullanıldığı söylenemeyecek temiz vokallerini de bu albümde iyiden iyiye doom metal ağırlığının arttığı anlarda devreye sokan von Meilenwald, her zaman bol tekrarlı THE RUINS OF BEVERAST müziğinin tekrarlarını bu defa canı istediği zaman tam bir ayin havasına büründürüyor. Zaten albümün kapağının henüz ilk bakışta bıraktığı o “bu kapağın arkasında ruhlu cinli olaylar dönüyor” intibasının hakkını da bu şekilde veriyor “Exuvia” bize.

Benim çok sevdiğim; ama aslında THE RUINS OF BEVERAST adına doom metal dozunun biraz fazla kısıldığı ve dolayısıyla atmosferik etiketinin pek yerini hak etmediği “Blood Vaults – The Blazing Gospel of Heinrich Kramer” albümünden sonra “Exuvia”nın yine bu dengeyi black metal aleyhine biraz bozduğunu görebilirsiniz. Projenin ilk üç albümüyle tür adına klasikleşmiş eserlere imza atan von Meilenwald’ın yine de kullandığı sound’u tekrara düşürmemek, yavaş yavaş evrilterek yeni ufuklara erişmek niyetinde olduğunu da albümün içerdiği o ayinsel, zaman zaman cesur bir şekilde boyunu aşarak saykedelik yanlara kayan tavırla gösterdiğini söylersek herhalde fazla saçmalamış olmayız. Towards Malakia’nın ilk ve son yarımşar dakikalarının olduğu gibi bir ayin içerdiğini duyduktan sonra zaten başka türlü düşünmek pek mümkün değil.

“Exuvia” yine THE RUINS OF BEVERAST’ten beklediğimiz üzere taş gibi bir albüm. Tempo olarak ve fazla ekolu melodik klavyeleri ile neredeyse sırf doom metal denilebilecek bir müziği kullandığı keskin rifler ve arada bir başını uzatıp kendini gösteren blast beat pasajları ile bir black metal ruhu ile sarmalamayı başaran von Meilenwald bu defa bir de bunları üzerine ayinsel bir uyuşturucu kafası eklemeyi başarmış; müziğinin özüne dönüp o özü yeni nüanslarla zenginleştirmiş. Işıkları biraz kısın, barış çubuğunuzu tutuşturun ve kendinizi bırakın gitsin müziğe.

86/100

a3981217001_10

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

The Ruins of Beverast – Exuvia” için bir yorum

  • 29 Mayıs 2017 tarihinde, saat 12:08
    Permalink

    Acayip sinsi albüm yalnız, alttan alta ilerleyip yavaş yavaş sızıyor içeri. Son günlerde sık sık dinliyorum anca sardı. En sevdiğim Ruins of Beverast albümü olabilir zamanla, öyle bir potansiyel var.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir