Mastodon – Emperor of Sand

Baştan belirteyim ki, ilk defa bir MASTODON şarkısı duyduğumdan beri (ki sanıyorum March of the Fire Ants idi o şarkı) grubun devasa bir fanboyuyum. O dönem aklımızı başımızdan alan Sonisphere festivallerinin İstanbul ayağında 2011 yılında 45 dakika gibi kısa bir süre de olsa sahne alacaklarını öğrendiğim zaman azalan aklımı tamir etmek için grup sahnede göründüğünde bile hala uğraşıyordum. O 45 dakikanın sonunda oldukça hızlı, heyecanlı parçalardan oluşan setlistlerinin kapanışını efsane şarkılarından Blood and Thunder ile yaptıklarında artık o azalan aklımın geri gelmesine olan inancımı da tamamen yitirmiştim zaten.

MASTODON’un Remission gibi öküzlük abidesi şarkılar barındıran bir albümden “hey ho lets rakın rol” şeklinde şarkılar söyleyen minnoş çocuk koroları kullanmasına kadar geçen sürede bu ekstrem yelpazenin iki ucu da dahil olmak üzere yaptıkları her; ama her şeyi çok fazla seviyorum. Canım hala “dur bir Crusher Destroyer patlatayım” demeyi de çekiyor vakti gelince, “açayım bir The Czar da düşeyim iyice” ruh haline girmeyi de, High Road ile durduk yere gaza gelmeyi de.

Geliyorum sadede tamam. Hal böyle olunca “Emperor of Sand” ilk duyurulduğunda nasıl bir heyecana kapıldığımı az çok gözünüzün önüne getirmişsinizdir herhalde: üzerimde mor “Remission” tişörtümle sokaklarda bayrak sallayarak… ehm. Neyse. Genelde albümler çıkmadan önce sürekli single yayınlanmasına gıcık olsam, bunun albüm çıkınca yaşanan heyecanı sekteye uğrattığını düşünsem de konu MASTODON olunca elbette ki bunlar bir rafa kalkıyor. “Emperor of Sand” ile ilgili ilk şüphe aklıma Show Yourself’in yayınlanması ile düştü bu noktada. Grubun radyo dostu şarkılar yapmasından hiçbir rahatsızlık duymuyorum, herhalde orası yeterince anlaşılmıştır yukarıda; bu noktada canımı sıkan şarkının tüketilebilirliğinin yüksekliği idi. En basit gözüken şarkısı bile aslında defalarca dinlenildikten sonra dahi beni şaşırtabilen MASTODON resmen dümdüz bir şarkı yayınlamıştı. Hem de albümü tanıtsın diye piyasaya sürülen şarkılardan biriydi bu.

Albümün tamamını dinleyip de bu durumun yalnızca söz konusu şarkıyla sınırlı kaldığını duyunca bu sıkıntım biraz kendini rahatlamaya bıraktı. Sound olarak bayıldığım iki albüm olan “Crack the Skye” ve “Once More ‘Round the Sun”ın aşk çocuğu gibi duran “Emperor of Sand” yine tam bir MASTODON albümü. Bence yıllar geçtikçe grubun en önemli üyesi haline gelen davulcu Brann Dailor’ın başı çektiği bir şekilde en umulmadık anlarda öylesine enstrümantal ziyafetler var ki canım albümü dinlemek istediğinde sanki her enstrümanı ayrı ayrı, sonra bir defa da hepsini birlikte dinlemek için beş defa çevirsem ancak yetecekmiş gibi hissediyorum. İlahi bir kuvvetin birlikte müzik yapsınlar diye özellikle tanıştırdığını düşündüğüm bu adamlar topluluğu birbirlerini tamamlamanın ötesine geçiyor müziklerinde: bazen fazlasıyla aykırılaşıyorlar aynı şarkının aynı noktasında birbirlerinden ve sanki sihirli bir değnek değmiş gibi bu defa bu aykırılıklar o şarkıyı çekici hale getiriyor.

Ama. Bana ilk defa MASTODON hakkında negatife yakınsayan kelamlar ettirecek şekilde bir şeyler yanlış benim için “Emperor of Sand”de. Albümün gidişatında genel bir istikrarsızlık havası var. Her ne kadar baştan sona oldukça karanlık, hüzünlü yönünü görüyor olsak da grubun, her şarkının her anının aynı seviyede olmaması daha önce hiç olmadığı şekilde çalan şarkıların bazı anlarda bir odak noktası olmaktan çıkıp arkaplana karışmasına sebep olabiliyor. Tamam, sonra bir anda olmayacak bir solo ya da davul atağıyla tekrar sımsıkı yakalıyor MASTODON dinleyiciyi; ama aralardaki bu odak kayıpları bir şeylerin yanlış olduğuna delalet ediyor. Hele ki bazen bu anları doldurmak ya da bunların çok uzamasını engellemek için her ne kadar albüm kayıtlarında Brann Dailor yavaş yavaş bu konuda bir tanrı haline geliyor olsa genelde grubun en zayıf yönü olan vokallerin çok üzerine düşülmesi iyiden iyiye canımı sıkıyor. Bundan birkaç yıl önce uzun bir turnenin sonlarında bir konserde izlediğim ve canlıda vokal performansları için (özellikle Brent Hinds’in) benim utandığım bir grup bir yandan da MASTODON; albüm turnelerinde bu şarkılar ne olacak diye düşünmeden edemiyorum.

“Emperor of Sand” kötü bir albüm demiyorum bakın, haddime değil. Şimdiden onlarca defa dinledim, evin içinde “aaay voondır huu aay em” diye gezinip duruyorum ve eminim ki bir sonraki MASTODON albümü çıkana kadar arsızca çok kez dinleyeceğim diskografilerine bunu da severek ekleyeceğim; ama… ama işte. Konu BETWEEN THE BURIED AND ME olunca ne kadar iyi olsa da bir “Coma Ecliptic”ten, konu MASTODON olunca yine ne kadar iyi olsa da bir “Emperor of Sand”den daha fazlasını bekliyorum ben, ve şimdiye dek beni hiç hayal kırıklığına uğratmayan MASTODON bu defa bu hayvani beklentilerimi ortaya yeni bir şey koyamayarak karşılayamadı açıkçası. Diğer yandan da ortada yalnızca MASTODON’un yapabileceği nefis bir müzik var, bana ne bakıyorsunuz, açın dinleyin işte.

84/100

1200x1200bb

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Mastodon – Emperor of Sand” için bir yorum

  • 31 Mart 2017 tarihinde, saat 11:35
    Permalink

    albüm hakkında okuduğum şeylerin hepsi birbirinden alakasızdı şuana dek. nedendir bilmiyorum dinlemek için albümün çıkışını bekledim ve şimdi mastodon’dan yetersiz bir şey duyma ihtimalinin ürkekliğiyle spotify’a koşuyorum.

    bu arada mastodon’un kolay sindirilebilir yönünü de en az progresif ve katmanlı yönü kadar çok sevsem de show yourself hakikaten de mastodon minvalinde hayli basit bir şarkı idi (hastasıyım o ayrı mevzu). sultan’s curse ve andromeda’da hafif bir eskiye öykünme vardıysa da pek sarmamışlardı beni. grubun eski logoya dönüşünü de göz önünde bulundurunca…. bztttt-brain fart-ssshhhhhzzt

    Yanıtla
    • 1 Nisan 2017 tarihinde, saat 10:41
      Permalink

      Dinledikten sonraki yorumunu merak ettim. Bazı arkadaşlar beni linç edecekler hayal kırıklığına uğradım diye hahah.

      Yanıtla
  • 31 Mart 2017 tarihinde, saat 14:58
    Permalink

    Her şarkı için geçerli olmasa da suya sabuna dokunmayan sertlikleri üzdü açıkcası bu albümde, gitarda oldschool sololar, derin olmayan vokaller yer yer cılız kalmış hatta. tabii Mastodon sonuçta Mastodon ama daha heycanlandırabilirdi sanki.

    Yanıtla
      • 5 Nisan 2017 tarihinde, saat 09:47
        Permalink

        yorumumu yapmak için albümü iyice sindirmeyi bekledim abi. albümü ilk kez dinleyecekken gerçekten tedirgindim. zira mastodon’dan “yeterince mastodon olmayan şeyler” veya “mastodon soundu dahilinde yetersiz, tekrar edilmiş şeyler” duymak; beni ne idüğü belirsiz varoluş sancılarına sürükleyecek, yemeden içmeden kesecek, dilimin altında jilet döndürmeme vesile olac.. ehm.. öhm.. abartmayalım tabi de beni hoşnut etmeyeceği kesindi işte.

        adını hatırlayamadım şuan ama 3. şarkı girdiğinde kafamı yukarı kaldırmıştım ve karşımda ki dükkanlardan birinin camında “tam ağzınıza layık” yazdığını fark etmiştim. sahiden de öyleydi galiba, albüm tam da benim ağzıma layık olmalıydı, rahatlamalıydım artık, ölüm yoktu ucunda.

        işin şakası bir yana söz konusu grup mastodon olunca ben de çoğu kişi gibi albümün müzikalitesini yorumlamaya gerek duymuyorum. mastodon gibi gruplar albüm çıkardığında teraziye konması gereken şeyler vizyonları ve ne yapmaya çalıştıkları gibi etmenlerdir bence.

        albüm çıktığından beri pek nadiren başka şeyler dinliyorum. neredeyse tüm şarkılara kardeş payı dağıtılmış imoşınıl pasajlarının da, daha bodoslama, direkt kısımlarının da, elden bırakılmayan catchy anlayışın da albüme gayet pürüzsüz yedirildiğini düşünmekteyim şahsen. kritikte de bahsedilen istikrarsızlıktan neyin kastedildiğini anlayabiliyorum galiba ama şahsen algı kapasitem dahilinde böyle bir kanıya varmadım ben. albüm çıkmadan önce albümün yarısının brent, kalan yarısının grubun kalanı tarafından yazıldığı haberleri çıkmıştı. burada bir problem yok, zaten piyasada ki grupların bir çoğunda gidişatın böyle izlendiği bilinen bir şey ama burada dikkat kesinilmesi gereken kısım albümün başta iki diskten oluşacağının söylenmesiydi. eğer bir albüm içinde ayrı iki disk halinde sunulacak kadar başka amaçlara hizmet eden şarkılar bulunduruyorsa ve sonrasında bu iki disk birleştirilip, bazı kısımları elenip tek bir disk olarak sunulma kararı alınıyorsa sanırım bahsedilen söz konusu istikrarsızlığın sebebi daha rahat anlaşılır bir hal alıyor. (albüm iki disk halinde sunulsaydı nasıl bir şey ortaya çıkardı çok merak ediyorum.)

        sadede gelecek olursam ki artık bi zahmet geleyim; zaten bir mastodon albümünü sevmeme ihtimalimizi elediğimizi farz edersek albüm her şeyiyle mastodon, her şeyiyle taş gibi ama sahidende;

        ‘’tabii Mastodon sonuçta Mastodon ama daha heycanlandırabilirdi sanki’’

        Yanıtla
        • 5 Nisan 2017 tarihinde, saat 10:49
          Permalink

          Çok güzel yorum, buradan ayrı bir kritik çıkar neredeyse, ellerine sağlık.

          Çok da farklı düşünmüyoruz aslında albümle ilgili, ben biraz daha sert yargılıyorum sanırım istemsizce, o yüzden beğenim biraz aşağı çekiliyor. Yine de taş gibi albüm işte ya hahah.

          Yanıtla
  • 8 Mayıs 2017 tarihinde, saat 10:59
    Permalink

    Benim hayatta en sevdigim albüm Crack the Sky. Crack the sky ile ilk kez Metallica ve Megadeth cemberini kirip ekstrem dunyaya adim attim. O gunden beri Mastodon’un yeri cok baski benim icin. Bu album ise ilk 4-5 dinlememde cok moralimi bozdu. Sanırım ilk defa en sevdigim grup benlik olmayan biseyler yapmisti. Ama sonra albüm yavastan kanima girdi. Arkadaslar sunu soylemek lazim bu albumu dunya uzerinde yalniz Mastodon yapabilir. Cok farkli dinamikleri var. Kendi diskografisi icerisinde cok baska bir yerde duruyor(belki biraz Crack the Sky’a yakın denebilir). Klise olacak ama adamlari bu yuzden cok seviyorum. Heriflerin her albumu birbirinden farkli. Bu farklilik tabii bir ulver farkliligi degil ama gonul dostlari ne demek istedigimi biliyorlar. Kisacasi benim durumda olan varsa albume onyargisiz bir sans daha versinler. Emin olun album ona verdiginiz sansi bosa cikarmayacak zira albumde tek bos sarki yok.

    Yanıtla
    • 8 Mayıs 2017 tarihinde, saat 18:05
      Permalink

      Ben hala içine giremedim ya istediğim kadar. Canım Mastodon çektiğinde belki de en son bu albüme gidiyor elim ve en az 40-50 kere dinledim baştan sona. Artık ümidi kestim pek fazla açmıyorum bile. Yukarıda verdiğim not dahi fazla gözükür oldu gözüme, o denli.

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir