Falls of Rauros – Vigilance Perennial

Atmosferik folk/black metal dünyasında zirve son birkaç yılda epeyce yerinden oynadı. Yıllarca bu işin belki de tartışmasız en tepesindeki AGALLOCH’un önce kendisini özel yapan her şeyi yavaş yavaş geride bırakıp sonra ise tamamen dağılması, WOLVES IN THE THRONE ROOM’un metalle olan bağlarını kopartması, bu yıla değin benim kişisel favorilerimden olan FEN’in inanılmaz derecede gereksizlik barındırıp iki saati geçen “Winter” gibi bir garabet ortaya koyması falan derken bu dönemlere kadar daha yeraltında kalan isimler iyiden iyiye ön plana çıkmaktalar. Bilhassa “Autumn Eternal” ile çıkartıp masaya vurmak deyimini somutlaştıran PANOPTICON birçokları için en tepeye yerleşmiş olsa da WALDGEFLÜSTER, WINTERFYLLETH gibi isimleri yabana atmak da doğru olmaz. Ve elbette ki FALLS OF RAUROS’u.

İlk albümünden beri çok iyi bir grup olsa da, 2014 tarihli “Believe in No Coming Shore”un FALLS OF RAUROS’un kariyeri için şimdilik bir dönüm noktası gibi gözüktüğü aşikar. Daha önceki işlerine göre çok daha derli toplu olan ve birçok listede yılın en iyileri arasında kendine bir yer edinmeyi başaran bu albümden sonra grubunun merakla beklenen yeni albümü “Vigilance Perennial” bence çıtayı daha da yukarı çekiyor.

Elbette ki “Vigilance Perennial”da grup adını duyurmasını sağlayan “Believe in No Coming Shore”un önemli temel taşlarından biri olan post-rock etkileşimlerini bir kenara atmış değil ve albümün açılışını yapan White Granite de akla şüphe bırakmaksızın ALCEST çağrışımları sokan gitarlarıyla bunu baştan açık ediyor; ama birçok yerde (ki buna ilk örnek de hemen peşinden gelen ikinci şarkı Labyrinth Unfolding Echoes) her şeyi bir kenara koyup çiğe varan bir black metale dönmüyor da değiller. Atmosferik metalin “atmosfer” kısmının gittikçe tamamını ele geçirmesine olan hoşnutsuzluğu gittikçe artan bir dinleyici olarak bu tarz hareketleri memnuniyetle karşılıyorum.

Albümün ortasına yerleştirilmiş iki dakikalık, kısa bir enstrümantal ile nefes almamıza izin verdikten sonra ise FALLS OF RAUROS aradan önce gösterdiği iki yüzünün bir arada nasıl daha da iyi olduğunu göstermek istercesine her şeyiyle dopdolu, albümün “ağır topları” iki şarkıyla karşılıyor bizi. Siniri, haşinliği, hüznü, acıyı; her şeyi içinde taşıyan bu iki şarkıdan Arrow & Kiln grubun ortaya koyduğu bir ültimatom gibi adeta. Albümü kapatan Impermanence Streakt Through Marble ise tüm “Vigilance Perennial” boyunca biriken tüm ihtişam hissiyatını alıp üzerine daha bir şeyler katıyor, dinleyicinin gözleri önünde büyüyor adeta.

FALLS OF RAUROS “Vigilance Perennial” ile türe yeni bir şey getirmiyor; ama her şarkısında dinleyiciyi soğuk bir kış ormanına götürüp doğayla iç içe bırakmayı başarıyor ve bunu yaparken doğanın iyisini de, kötüsünü de, yalnızlığını da, ürkütücülüğünü de eksik bırakmıyor; aksine tüm bunların yapaylıktan uzak bir şekilde üzerimizden akmasına izin veriyor. Daha önceki albümlerinin aksine şarkılarda gereksiz parçalar bulmak daha zor, her şey daha düzenli ve basılan her bir nota bir amaca hizmet ediyor. Eminim ki yıl sonu geldiğinde isminden halen bahsediyor olacağımız, bir döneminin büyük isimlerinin bizi hayal kırıklığına uğrattığı bir türün şu günlerdeki kurtarıcılardan biri olabilecek bir albüm var karşımızda.

84/100

a3828839175_10.jpg

Ertuğrul Bircan Çopur

Bilek metal.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir