Saor – Guardians

a1358539386_5

İngiliz müzisyen Andy Marshall, Arsaidh ismiyle başlattığı tek kişilik black metal projesini 2013 yılında piyasaya sürülen ve mükemmel bir ilk albüm olan Roots’un hemen sonrasında “Özgür İskoçya!” mottosundan yola çıkarak Saor ismiyle değiştirmiş ve daha sonra çıkardığı Aura albümüyle de Roots’un bir tesadüf olmadığını herkese ispatlamıştı. Guardians ise Andy’nin Saor projesinden çıkardığı 3. albüm olma özelliği taşıyan ve henüz 1(bir) gün önce dinlemeye sunduğu bir albüm.

Roots kritiğinden hatırlayanlar ve genel olarak Saor’u bilenler bilir, Andy’nin black metal algısı folk tabana yerleşmiş, klasik enstrümanların yanı sıra İrlanda halk müziğinin olmazsa olmaz enstrümanlarından da (bodhrán, gayda ve flüt gibi) yararlanan, müziğin ruhani boyutunu ön planda tutmaya özen gösteren ve dinleyicisini ucu bucağı olmayan, ıssız ve insanı huşu içerisine sokan bir doğanın ortasına bırakmayı hedefleyen bir algıdır. Eh, insan ne yapmak istediğini bu kadar net bir şekilde bildiği zaman bu fikri hayata geçirmesini sağlayacak noktalarda (bu durumda bu noktalardan enstrüman hakimiyeti, besteleme aşaması ve kayıt süreci olarak bahsedebiliriz) herhangi bir noksanlığa mahal vermedikçe ortaya kötü bir şey çıkması mümkün olmaz. Yani evet, Guardians da çok iyi bir albüm.

Önceki albümlerde olduğu gibi geleneksel İskoç öykülerinden ve Kelt kültürel mirasından beslenmeye devam eden Guardians, önceki iki albüme göre çok daha melodik bir yapıda. Agresyon seviyesini bir tık düşüren Andy, Guardians’da melodiyi, yaylıların ve flütün hakimiyetini iyice ön plana çıkarmış. Özellikle Roots’da yer alan flüt melodilerinin hala hatırımda olduğunu ve Guardians’da da bu tip melodilerin daha ilk dinlemeden içime işlediğini göz önüne alırsak bu tercihi ne kadar doğru bulduğumu anlayabilirsiniz.

Saor’un başarısı da aslında tam olarak burada ortaya çıkıyor. Andy’nin neredeyse Moonsorrow vari bir şarkı yazma yeteneğine sahip olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ortalama 11 dakikada seyreden şarkıların black metal kısmı ile halk müziği ezgilerini o kadar iyi birleştirip o kadar düzgün kompozisyonlarla karşımıza çıkıyor ki şaşırmamak elde değil. Yanlış anlaşılmasın, black metal ve folk diye bahsederken 1-2 dakika black metal yardırıp sonra 1-2 dakika folk bölüme geçmekten bahsetmiyorum. Bu iki ayrı müziğin iç içe geçmesinden, ikisini aynı anda sunabilmekten bahsediyorum. The Decleration’daki özlemi, Autumn Rain’deki yokluğu ve bunları dinleyenin iliklerine işletebilmekten bahsediyorum.

Eğer dazlak bir İngiliz değilseniz ve işlevini büyük ölçüde yerine getiren bir çift kulağa sahipseniz Saor müziğini beğenmeme ihtimaliniz olduğunu sanmıyor, çok da uzatmadan bir an evvel tekrar İskoçya’nın puslu dağlarında yıllar önce kaybettiğim şeyler için özlem, yaşadığım güzel şeyler için minnet duymak ve kendimle barışık bir 55 dakika daha geçirebilmek için bilgisayardan uzaklaşıyorum.

P.S. Saor kapaklarının her biri ayrı bir muhteşemlik abidesi değil mi?

88/100

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir