PESTE NOIRE – La Chaise-Dyable

peste-noire-la-chaise-dyable.jpg

Bu kritik 30 Mayos 2015’de kaleme alınmıştır.

Gelin her şeyi bir köşeye koyalım ve bu albümü öyle konuşalım dostlarım. PESTE NOIRE’nin geçmişte nasıl canınızı sıktığını, ilk epik albümünün ardından nasıl da vites düşürdüğünü, Famine’in abuk sabuk hareketlerini, anlam verilemeyen video kliplerini ve grubun müziği dışındaki her şeyini bir köşeye atıp yalnızca müziğe odaklanalım. Doğrusuyla yanlışıyla, iyisiyle kötüsüyle kendi yolundan pek çıkmayan 15 yıllık bir grup PESTE NOIRE.  Sitedeki kritiklerinin aksine benim hemen her albümünü sevdiğim, bu sebeple doğrudan ‘tarzını sevdiğim’ bir grup. 2013’de kendi isimleriyle çıkardıkları albümü de o kadar kötü bulmuyorum. Hatta komik biçimde grup elemanlarıyla kendimi özdeşleştirebildiğim için hangi şarkılarını dinlersem dinleyeyim, kendi şarkılarımmış gibi geldiğinden sanki kendi albümümü yazıyor gibi hissediyorum şuan. Neyse devam edelim.

Pisliği hemen her anlamıyla müziğine yansıtabilen Famine, bunu karanlık riffler, sonsuzluktan başlayıp sonsuzluğa doğru giden blastbeatler, gırtlak yırtan çığlık vokaller ve benzeri elementleri kullanarak değil, tatlı melodiler, akordeon pasajları ve kendine has vokaliyle yapıyor. Ki bu albümde de en çok hoşuma giden şey, bu pislikle güzelliğin tam dengede birbirine yedirilmesi olmuş. Genele bakıldığında kirli, tozlu bir yapımken, içine girildiğinde türlü güzelliklere yataklık ettiği fark ediliyor. Dediğim gibi kendimi fazlaca içinde hissettiğim bir müzik olduğu için belki kimi dinleyici tarafından asla anlaşılmayacak, hatta yanlış bulunacak bir takım dengeler, bağlar, ironiler bulmuş olabilirim. Fakat örneğin “Dans ma nuit” şarkısının son dakikasındaki o melodiyle (ki şarkının büyük bir kısmını kaplıyor o melodi) şarkının yarılarındaki Famine’in tuhaf vokaliyle eşliği arasındaki büyük ancak kendi içinde tutarlı tezat, söylediğim pislik/güzellik dengesinin en bariz örneklerinden biri.

“La Chaise-Dyable”ın PESTE NOIRE diskografisinin en kaliteli prodüksiyonuna sahip olması da, dinlerken kayıt kalitesine önem veren kimseler için oldukça olumlu bir gelişme. Önceki albümlerinde black metalin şanından gelen kötü kayıt kalitesi olayından bir türlü çıkılamaması, elbette bir takım dinleyici için iyi olsa da, genel manada hoş bir şey değil. PESTE NOIRE kanımca hiçbir zaman bundan ekmek yiyecek bir grup olmadı. Müzikleri gerek melodiklik, gerek ekstra enstrümanlar ve progresifliğin kıyılarında gezen şarkı yapıları bakımından “La Sanie des Siècles – Panégyrique de la Dégénérescence” hariç hep daha kaliteli kayıtlara ihtiyaç duydu. Bununla birlikte artık grubun imzası haline gelen gitar tonlarının da bu albümde hiç değişmemesi, aslında birçok aşama geçiren PESTE NOIRE müziğinin “biz hep aynıyız” deme biçimi denilebilir.

Albümün son üç şarkısı için ayrı bir paragraf açma isteği duydum. Albüme adını veren “A La Chaise-Dyable” ile başlayıp DIAPSIQUIR ile 2014’de yapılan splitte mevcut olan “Dans ma nuit” şarkısıyla biten o 20 dakikalık kısım, belki de bu sene içerisinde en çok sevdiğim 20 dakika oldu diyebilirim. Açıp araştırdığında rapçi tavırlarıyla şarkı söyleyip, elindeki içkiyi sağa sola dökerek, bir fırt çekip kameraya fışkırtan bir adamın “A La Chaise-Dyable”ın 03:00de giren o “çok güzel!” kısmı nasıl yazmış olduğuna anlam veremeyerek yağ gibi akan tatlı melodinin ardında güneşli günlerde kamaşan gözleri düşünürken, “Quand je bois du vin”in girmesinin ardından kırlarda koşup, önüne gelene sarılıp dans etme isteğiyle dolup taşmak ve her şeyin sonunda yine yeniden şu güzel müziğin çirkin herifler tarafından yazıldığının farkına varıp, içine girilen onca duyguyu başkalarına paylaşmaktan imtina etmek… Başka türlü açıklayamıyorum, hala anlatamadıysam buyurun açın dinleyin.

Önyargılar, beklentiler, etiketler olmadan, yalnızca dinlemek için dinlenildiğinde anlaşılabilecek bir albüm “La Chaise-Dyable”. Hiç “Fransız milliyetçiliği” demedim farkındaysanız. Ne gereği var adamların yaklaşımlarına, ortadaki ürüne bakmak lazım. Belki de yanlışım, varsın yanlış olayım, sanki nolcak.

88/100

 

Ozan Turakine

Carnac

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir