Abigail Williams – A Void Within Existence
Merhaba.
Metal dünyasının devamlı bir şeylerle meşgul figürlerinden Ken Sorceron’un Abigail Williams’ı, kadro ve tür istikrarsızlığı (bir ara senfonik metalcore bile çalıyorlardı), albümler arasındaki uzun boşluklar, her seferinde başka bir şeye dönüşme çabası gibi sebeplerle, herhangi bir haberi önüme geldiğinde “aa evet, böyle bir şey vardı,” diye yeniden hatırladığım, gündelik hayatta çok da ilgilenmediğim gruplardan biri. Metalcore logosuyla black metal çalmak, her albümde Sorceron hariç tüm elemanların değişmesi, şarkının ortasında zart diye başka bir türe geçmek gibi “ya hadi kardeşim, hadi,” diyeceğim pek çok özelliğe sahip Abigail Williams. Haliyle favori gruplarımdan biri değil.
Öte yandan, 2019’da çıkan Walk Beyond the Dark sayesinde biraz coşar gibi olduğumu itiraf etmeliyim. Logo değişti (eskisini de kullanmaya devam ediyorlar gerçi), çok daha oturaklı bir müzik ve bütüncül bir tavırla heyecanlandırdı ama aradan 6 yıl (ki sonsuz gibi gelen pandemi de var bu 6 senenin içinde) geçince yine hafızanın derinliklerine itildi Abigail Williams. Zaten öyle çok orjinal, akılda kalıcı bir şey de çalmıyor Sorceron ve şurekası; biraz ondan, biraz bundan usulü bir black metalde bırakmıştık kendilerini en son. A Void Within Existence da benzer bir kafanın ürünü.

Genele bakarsak modern, ancak bu modernliği cazibeli bir duygusallıktan ziyade düşmanca bir karanlık oluşturmak için kullanan bir Abigail Williams dinliyoruz. Hızlı anları oldukça agresif ve ezici, atmosferik kısımları da fazlasıyla iç karartıcı. Birkaç tekrarlı dinleme sonunda insanın ruh halini olumsuz taraflara çekebilecek kadar yoğun besteler, bu karakteri besleyen sıkışık -yine de enstrümanları ayırt edebildiğiniz bir prodüksiyonla desteklenmiş. Çok ciddi bir bas eksikliği hissedilse de nefes aldırmayan kayıt kesinlikle albümün yararına. Önceden olduğu gibi death metal, post-rock, blackgaze gibi türlerden aldığı ilhamı da gözümüze sokmuyor Sorceron, daha bütüncül ve dikiş göstermeyen bir besteciliğe ulaşmış. Senfonik dokunuşlar da tam kararında. Embrace the Chasm‘ın kozmik çerçevede buram buram nihilizm kokan synth. katmanları harika mesela.
Tam her şey yolunda diyecekken son parça No Less Than Death, yine kafaları karıştırıyor gerçi. 35 dakika gayet başarılı bir post-black metal tonu tutturmuşken gider ayak 10 dakikaya yaklaşan, temiz vokalin sürüklediği orta tempolu bir parçaya ihtiyaç var mıydı gerçekten? Duygusal bir katarsisten, albüme ulaştırdığı bir climax‘ten de söz etmek mümkün değil üstelik, kendi halinde başlayıp bitiyor. Sorceron müzik yaparken kimseyi sallamıyor, hiçbir amaç gözetmiyor, anladık ama yani bu kadar kel alaka bir şeye de tepki gösteremeyeceksek…
2023’te gruba katılan üç yeni eleman içerisinde, birçok grupla çalışan ve session işler nedeniyle devamlı hareket halindeki davulcu Gabe Seeber’ın yerine FEAR FACTORY, GHOST BATH, MALIGNANCY, SIGH gibi çeşit çeşit grupta çalan/çalmış Mike Heller girmiş kayda. Abigail Williams’tan daha önce görmediğimiz bir enerji, çeşitlilik ve devinim katıyor Heller müziğe. Still Nights, yüksek hızlarda tekniği elden bırakmayan hallerini, melodik veya atmosferik pasajları nasıl daha canlı kıldığını görmek adına iyi bir örnek. Özellikle daha önceki albümleri dinlediyseniz muhtemelen ilk kulağınıza çarpacak şey davul olacak; 20 yılda 30 civarı eleman değiştiren, bazen kadrosundaki müzisyenlerle bile stüdyoya giremeyen bir grup olarak gelecekle ilgili konuşmak anlamsız, fakat Heller sağlam bir performansla albüme seviye atlatmış, en azından bunu söyleyebiliriz.
Gitar tarafında da fazlasıyla cesur, bazen alakasız tınlasa da genele bakınca albüme karakter kattığını düşündüğüm bir solo işçiliği var. Talk to Your Sleep‘in daha 2. dakikası bitmeden giren soloya bir kulak kabartabilirsiniz mesela. Tüm albüm bu tarz sololarla bezenmiş ve her ne kadar “et misin balık mı?” kafa karışıklığını biraz daha körüklese de albümün kendine has havasına katkıda bulunmuş.
Son parçanın abesliği haricinde A Void Within Existence, bir şekilde cezbetmeyi başarıyor kısacası. Dağınık gibi görünen tarafları, birkaç dinleme sonunda geriye elle tutulur bir şey bıraktığını fark ettiğinizde albümün kendi kimliğini şekillendiren şeyler olarak anlam kazanıyor. Melankolik, atmosferik, bazen senfonik; toplamda bir şekilde black metal tınlamayı beceren, dinlediğiniz pek çok şeye benzeme avantajına sahip bir şeyler için Abigail Williams’a kulak kabartabilirsiniz. Olur da aklıma gelirse ben bir önceki albümden devam ederim muhtemelen ama son parça haricinde A Void Within Existence‘tan bir şeyler karşıma çıkarsa da kapatmaz, sonuna kadar dinlerim.
75/100


