Cryptopsy – An Insatiable Violence
Merhaba.
Son zamanlarda herhangi bir şeyin bana yaşattığı en iyi 34 dakikaya hoş geldiniz. Bu orgazmik 34 dakikayı yaşatan şeyin adı “Doyumsuz Bir Şiddet” ve kendisi teknik/brutal death metalin ikonik isimlerinden Kanadalı Cryptopsy‘nin son albümü. İsmiyle müsemma diyebiliriz, zira çıkışından beri albümün barındırdığı şiddete doymuyor, doyamıyorum gerçekten de.
Flo Mounier ve dadaşlar, 2023’te gayet sağlam (bence biraz da gözardı edilen) As Gamorrah Burns ile kötü günlerin artık iyice geride kaldığını (maalesef hafızalardan çıkmıyor o 2008 krizi) kanıtlamış, 30 küsür yıllık pek çok grupta yaşanılana benzer şekilde zirve dönem sonrası saçmalamaların sona erdiğin duyurup 2. baharı müjdelemişlerdi zaten; An Insatiable Violence‘ın stilistik veya bir başka açıdan çuvallayacağını bir an olsun bile aklıma getirmemiştim ben de. Ne var ki son yıllarda dinlediğim en gaddar, en dayakçı ve buna karşın en ritmik, yaratıcı ve akılda kalıcı teknik/brutal death metal albümlerinden birini çıkaracaklarını da tahmin etmiyordum doğrusu. None So Vile biraz yana kayar mısın abisi? Bak sana kardeş geldi.

Suudi Arabistan’da sahne almış ilk metal grubu gibi ilginç bir unvana sahip olan Cryptopsy hakkında, kurulduğu 90’lardan bugüne cephaneliğindeki her şeyi harcadığı yönünde düşünceler hiç de mantıksız olmazdı ama Flo Mounier ve kurmaylarının hala yeni taktikler, silahlar ve planlara sahip olduğunu görmek harika. Son iki CATTLE DECAPITATION albümünde de çalmış Olivier Pinard (yakın zamanda ayrıldı gruptan), Lord Worm’un yeri ayrı olsa da altına girdiği yükü başarıyla sırtlayan vokalist Matthieu McGachy ve fazlasıyla geniş bir ilham skalasına sahip gitarist Christian Donaldson, davullara fısıldayan adam Mounier’e eşlik eden isimlerken An Insatiable Violence‘ın bir grup çalışması olduğu her halinden belli oluyor. Hangi enstrümanı, hangi şarkıyı tutsanız bir cevhere dokunmuş olacaksınız, öyle bir 34 dakika sunuyor bu dörtlü.
İlk parça The Nimis Adoration, kapıya tekmeyi vurup içeri hücum ederken hem grup tarihinin belki de en melodik gitar solosunu hem de atipik bir black metal blast-beat & tremolo kombosunu barındırmasıyla olumlu anlamda şaşırtıyor. Merak etmeyin, 2008 vari bir yumuşama/tarz değişikliği/piyasaya oynama durumundan bahsetmiyorum; hala dört sayıp camı çerçeveyi indiriyor bu adamlar ama bu defa araya sıkıştırdıkları şeyler gerçekten çok özel, karakteristik bir hava katmış. Until There’ Nothing Left‘in 2.35 sonrasında bas ve davul ikilisinin yaşattıklarından tutun da Our Great Deception‘ın sölümündeki rahatsız edici pinch harmonics işlerine, Malicious Needs‘in son bölümündeki aşırı dramatik sessizlik & drop kombosuyla Olivier Pinard’ın Cattle Decapitation’dan bir-iki numara kaptığını gösteren epik finaline kadar birçok favori an sıralayabilirim ki tek nefeste bambaşka şarkılardan bir paragraf daha çıkar zorlasam. Hem genel dinamizmi hem de akılda kalıcı gitar işçiliğiyle her dinleyeni başka bir yerinden zımbalayacak muhtemelen kendine.
Dış katmanda teknik, kaotik bir virtüözlük var gibi görünse de An Insatiable Violence‘ın bu kadar övgüye mazhar olmasının temel sebebi aslında basit, akılda kalıcı besteciliği. Her şey büyük bir karmaşa, hız ve şiddet içerisinde gerçekleşse de The Art of Empiness‘in o harika, groovy ana fikri gibi daha ilk dinlemeden insanın aklına kazınacak pek çok fikir barındırıyor. Matt McGachy’nin yeri gelince derinleşip ürkütebilen, yeri gelince de daha tiz ve cırtlak bir karaktere sokabildiği vokali muhtemelen Cryptopsy kariyerinin zirvesi; kenara çekilip işi diğer enstrümanlara bıraktığında ortaya çıkan şeyler de Our Great Deception‘daki gibi avangart akustik gitarlarla Dead Eyes Replete‘de YouTube jenerasyonunun ürettiği çocuk yıldızlara bir ikaz tadındaki (albüm genelinde sözler hiç fena değil bu arada) “Beware the spotlight!” çığlıkları sonrası (03:00 diyelim) girip insanın yüzünü eriten slam cın cınları arasında gidip geliyor. Hepsinin arkasında Flo Mounier’nun 28 günlük kalistenik egzersiz programını yarım saate sıkıştırmış insanüstü davulları var ki… Överken yoruldum ya. Bir ara gözlerimi kapatıp sadece saçma sapan yerlere soktuğu minik splash zillerini duymaya odaklı bir şekilde dinliyordum albümü. Sen nasıl 51’sin birader.
Cryptopsy’den daha önce hiç duymadığım şeylerle Cryptopsy’den duymayı çok ama çok sevdiğim şeylerin harmanı şeklindeki An Insatiable Violence‘ın tek kusuru prodüksiyonu herhalde. Ben 1-2 dinlemeden sonra kendimi kaptırıp bir daha da takılmadım ama açıkçası bu kadar keskin, direkt ve temiz kayıt biraz yorabilir insanı, onu söylemek lazım. Bunun haricinde grubu ilk kez dinleyecekler için de 90’larda dinleyip sonrasında küsen tayfa için de, kulağı hızlı, teknik death metale alışkın her metalperver için harika albüm. Aşırı sallantılı, hatta bu iniş çıkışlar yüzünden kendi mirasını bile tehlikeye atan bir grubun kariyerinin 30 küsür yılında yeniden bu kadar geçerli, güçlü bir hale gelmesine şapka çıkarıyorum müsaadenizle. Eklemlerine zeval gelmesin Flo Mounier; böyle şeyler çalmaya devam ettiğin sürece bir 30 yıl daha dinleriz seni.
88/100


