Kritik

Aara – Triade III: Nyx

Merhaba.

İlk fırsatta kolayı seçmek bir iradesizlik göstergesi mi yoksa fani dünyada her koşulda erdemliliğin peşinde koşmak aptallık mı, cevaplaması o kadar da kolay değil. Sürekli bir mücadele ve onurlu davranış ile kolaya kaçmak arasında gidip gelen insan, seçimlerine kılıflar uydurmak için yüzyıllardır uğraşıyor. Çoğu zaman bir uyarı ve özendirmeme anlatısına dönüşen şeytana ruhunu satma hikayesi de bunlardan biri, belki de en ünlüsü. Sanatta, siyasette, ticarette ve tabii dinde; her yerde farklı örneklerini görebileceğiniz bu hikayenin sonu baştan belli olsa da insan disiplinin getirdiği acının bir karşılığı olacağını, kolayı seçmediği için ödüllendirileceğini veya en azından cezalandırılmayacağını, diğerinin sonunun hüsranla biteceğini bilmek istiyor herhalde; bu nedenle de her seferinde baştan sona takip ediyor bu ucuz hikayenin varyasyonlarını.

Charles Robert Maturin’in Melmoth the Wanderer adlı romanı da bir şeytana ruhunu satma hikayesi. Roman dilimize çevrilmemiş ama ufak bir kurcalamayla en azından temasını, ana fikrini anlamak mümkün. İnsan varoluşunun ışık almayan çıkmaz sokaklarında melun sesler çıkaran İsviçreli Aara ise bu romandan esinlenen bir üçleme kaydetmekle meşguldü bir süredir. 2018’de vokalist Fluss ve birden fazla enstrümana hakim Berg tarafından kuruldu ve sonra da 5 sene gibi kısa bir süre içerisinde hatırı sayılır bir kitleye ulaşmayı başardı. Tabii her sene albüm yapmak marifet değil; Aara’ya başarıyı getirden de nicelikten ziyade nitelik diyebiliriz. Bugüne kadar yayımladığı tüm materyaller belirli bir standart tutturmuş durumda.

Nyx‘ten bahsetmeden evvel grubun kurucusu olmasının haricinde bence Aara müziğindeki en önemli unsur ve aynı zamanda aşılması gereken bir engel olan Fluss’a parantez açmak lazım; zira onun hayli cırtlak, tiz ve canhıraş vokaline ikna olamazsanız Aara ile aranızda bir şey yaşanması ne kadar mümkün, emin değilim. Hayli old school, hem boğuk hem de tiz bir vokal yapıyor Fluss. Bir de İngilizce yerine Almanca tercih ediyor nedense. Elemanların rumuzları da zaten Almanca dilince Dağ ve Nehir anlamına geliyormuş. Her yiğidin yoğurt yemesi başka oluyor işte, diyelim ve albüme bakalım.

2019’da gruba dahil olan davulcu eski Chotzä davulcusu J. ile beraber üç kişinin kurguladığı müzik, grubun tüm ekosistemine yayılmış maksimalist havadan nasibini alır vaziyette. Rif üzerine rif, sonsuz bir davul saldırısı, feryat figan bir vokal, atmosferik klavye dokunuşları, koral bölümler ve daha fazlasıyla, black metali black metal yapan her şeyden biraz biraz kullanıyor Aara. Müzikal tarafındaki güçlü yönlerine aynı kudrete sahip duygusal bir zemin bulunca da Nyx gibi kısa kariyerinin zirvesi sayılabilecek bir iş çıkmış ortaya.

Öyle kadife perdelere sarılıp ağlamalı değilse bile hayli melankolik bir albüm Nyx. Hypnos, Thanatos ve Erberus’un annesi (sırasıyla uyku, ölüm ve karanlık) Nyx, gecenin tanrıçası olmasına rağmen Melmoth’un geceler boyu ettiği dualarını pek duymuyor. Sevdiği kadını engizisyonun elinden alamayan, uzun yaşamında ne kadınını ne de evladını korumayı beceremeyen Melmoth’un yakarışları geceyi inletirken, Aara da Melmoth’un feryatlarını yüzyıllar ötesine taşıyıp kulaklarımıza çalıyor birer birer. Konsepti ve hikayeyi takip etmek, dil bariyeri ve vokal nedeniyle zor belki; fakat kafanızda melankoliyle örtülü bir hikaye veya anı varsa, ruhunuz huzursuzsa Nyx hızlıca kalbinizi kırıp suratınızı astırabilecek karanlığa, yakıcılığa sahip bestelerden oluşuyor. Melmoth’un hikayesi tüm şeytana ruhunu satma öykülerindeki gibi kötü sonlu ve Aara da üçlemeyi öyle epik veya mutlu değil, tüm hayallerin ve umutların yokl olduğu bir yerde noktalamış.

J.’in üç ciğerli davul performansını ve Berg’in hikayeyi ön planda tutan, neredeyse senfonik diyebileceğim besteciliğine şapka çıkarmak lazım. Senfonik diye müziğe demiyorum gerçi; bir senfoni yazar gibi inişli çıkışlı, tekrar eden ve ruh haline göre değişen motiflerin bulunduğu, enstrüman ile duygu-durum arasındaki bağın açıkça hissedildiği bir besteciliği anlatmak için söylüyorum. Heimegesucht ve Emphase der Seelenpein‘i tek bir şarkıymış gibi hissetmeye başladığınızda, Des Wanderers Traum‘un kabus gibi davulları nefesinizi kestiğinde bestecinin müzikle kavgasını da rahatça görebileceksiniz bence.

Fluss’ın vokalleri dışında Aara’nın hiçbir falsosu yok Nyx‘te. Hem tek boyutlu hem de dediğim gibi kimi dinleyici için zor bir vokale sahip ama hem fevkalade prodüksiyon hem de sürekli önden koşan, devamlı dikkat isteyen diğer enstrümanlar sayesinde gözardı edilebilir Fluss. Kaldı ki bence hikayeyi, albümü saran melankoliyi düşününce Fluss’ın vokali de cuk oturuyor kafamda yerine. Uzun lafın kısası mutsuz, melankolik bir black metal albümü arıyorsanız Nyx, ciddi anlamta etkileyici ve defalarca dinledikten sonra dahi Melmoth’un aslında o ucuz, dandik hikayesiyle bağ kurmaya devam etmemi sağlayacak kadar güçlü. Aara yükseliyor ve yükselmeye devam edecek gibi. Beş senede beş albüm mü çıkarılır demeyin, bir an evvel bu treni yakalayın ve işe de bence diskografinin en sarsıcı eseri olan Nyx ile başlayın.

87/100


Okur puanı:

Ortalama puan 0 / 5. 0

Siteye destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreona göz atabilirsiniz👇
Become a patron at Patreon!

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

One thought on “Aara – Triade III: Nyx

  • Orhan

    Albüm kapağının güzelliğinin oluşturduğu beklentiyi rahatlıkla karşılayacak kadar harikulade bir albüm. Bu arada J’in davulcusu olduğu bir başka grup olan Malphas’ ın bu yıl çıkan Flesh, Blood & Cosmic Storms adlı albümü kendi kulvarında epeyi iddialı, tavsiye olunur.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.