Hulder – The Eternal Fanfare [EP]

Merhaba.

Amerikalı Hulder, son birkaç senede Kuzey Amerika yeraltı black metal sahnesinde hayli heyecan uyandıran bir proje. Hem 90’lar Norveç sahnesine selam duran müziği, hem projenin arkasında kadın bir müzisyenin yer alması hem de dört sene gibi kısa bir süre içerisinde arka arkaya yayımlanan 2 demo, 2 EP ve bir de stüdyo albümünde kaliteyi hiç bozmamasıyla underground madenlerinde yeni bir damardan ışıl ışıl parlayan bir cevhere dönüştü Hulder.

20 Buck Spin gibi özellikle son 10 yılda Kuzey Amerika ekstrem piyasasında söz sahibi olmuş bir şirketle anlaşan Hulder, bu anlaşmayı The Eternal Fanfare EP’siyle kutluyor. Aslında geçen yılki Godslastering: Hymns of a Forlorn Peasantry ile tanıtmak daha uygun olurdu ama hem güncel kalmak hem de şöyle ucundan, kıyısından gösterip merak ettirmek istediğim için 1 Temmuz’da çıkan The Eternal Fanfare‘den girelim biz konuya; vakit olduğunda albüme de döneriz belki.

26 dakika süren, 5 parçalık bir EP The Eternal Warfare. SATYRICON ve EMPEROR gibi grupların ilk yıllarını anımsatan, geçmişin özlemiyle dolu bir havası var. Açılıştaki Curse From Beyond, temiz vokal ve synth. ikilisinin melankolik yapısıyla ilk saniyelerden bu hayavı dolduruyor ciğerlere. Black metalde girişlerin dramatik ve yapıtın kalanına göre atipik olması bir klişe. Asıl bestelerdeyse black metalin önüne atmosferik ibaresi ekleyecek kadar kadar etkin bir klavye yok.

Geçmişe kıyasla tümüyle soğuk ve çıplak değil bu defa enstrümanlar; 20 Buck Spin’in prodüksiyondaki etkisi, gitarların ve bilhassa davulun daha sıcak tınlamasını sağlayarak Hulder’in karakterini biraz değiştirmiş. Albümde çok daha çiğ ve takır tukur bir prodüksiyon varken artık oturaklı, ağır bir Hulder var karşımızda. Gitar solosu veya üst üste kaydedilmiş koro vokal gibi fikirlerden de kaçınmadığı için bu dramatik ve melankolik hava, Hulder’e çok yakışmış.

Burden of Flesh and Bone parçasının 4. dakikasında giren beklenmedik gitar solosu, dile dolanmaya müsait melodisiyle öne çıkan Sylvan Awakening‘ın daha 35. saniyesindeki solo ve 3:30 civarındaki ani agresif vokal değişimi, isim parçasındaki öfke ve nefret, kapanışı yapan A Perilous Journey‘nin daha folklorik, hatta druid vari klavye melodileri derken Hulder müziği sadece genel havasıyla değil, çeşitliliğiyle de cezbediyor. Katmanlı korosu, hafif doom türüne de kayan atmosferiyle harika bir final ve EP’nin yıldızı.

Godslastering: Hymns of a Forlorn Peasantry‘i biraz fazla çiğ bulup içine girmekte zorlanmıştım ama The Eternal Fanfare kısa süresine rağmen bütüncül bir etki yaratmayı başarıyor. Hulder, 20 Buck Spin transferiyle birlikte çok iyi bir yola girmiş gibi görünüyor, umarım hiç bozmadan devam eder ve buradaki fikirler ve prodüksiyon, yeni albüme de yansır. Black metalin geçmiş günlerinden keyif alıyorsanız, DRUDKH vari folk dokunuşları hoşunuza gidiyorsa 26 dakikanızı ayırıp bir bakın, pişman olmayacaksınız.

83/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

2 thoughts on “Hulder – The Eternal Fanfare [EP]

  • 24 Eylül 2022 tarihinde, saat 00:01
    Permalink

    abi çok güzel bi yazı olmuş eline sağlık. tıpkı ana yemekten önce tadılan minik bir kase çorba gibi bu ep’yi içtikten hemen sonra albüme atladım. dediğin gibi ucundan gösterip merak ettirme durumu aynen oldu yani. sadece ufak bir maruzat, başlıkta ve yazının geri kalanında ep’nin adını yanlış yazmışsın düzeltmek istersen söyleyeyim dedim.

    Yanıtla
    • 24 Eylül 2022 tarihinde, saat 00:06
      Permalink

      Warfare o kadar sık kullanılan bir kelime ki direkt ona gitmiş elim. Bazen akıl tutulması yaşıyorum ya böyle haha teşekkürler düzeltme için.

      Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.