Sylvaine – Nova

Merhaba.

Sosyal medya veya Discord tarafında takip eden arkadaşların bildiği üzere yakın zamanda bir ameliyat geçirdim ve bu yüzden bir haftadır site biraz boş kaldı. Tahminimden daha hızlı düzeliyorum ve haliyle bir an evvel tekrar tam zamanlı metalciliğe dönmek istedim. Bu süreçte türlü türlü geçmiş olsun dilekleri ve hatta Patreon bağışı bile geldi “hastaneye çiçek gönderemedik ama şöyle bıraktım hocam,” diye. Ne diyeyim, çok süper insanlarsınız ya.

Kritik yazmak benim için bisiklete binmek gibi olsa da bir anda coşmamak için bildiğim yerden, sakin bir başlangıç yapmak istiyorum. ALCEST‘in kanatları altında serpilip büyüyen Norveçli Sylvaine, ilk günlerinden beri yakından takip ettiğim bir proje. Kathrine Shepherd’ın hayatının bir uzantısı tadındaki bu proje, 2016’da yayımlanan Wistful albümünden beri cazibesini hiç kaybetmedi benim için ve post-rock ile black metal arasında, shoegaze ve folk damarından da fazlasıyla beslenen Sylvaine müziği hakkında Metalperver’de haddinden fazla şey bulabilirsiniz dilerseniz.

Kathrine’in kendi ağzından aktarmak gerekirse yaşadığı sorunları ve hissetiklerini ifade etme aracı olarak 2013’de başlattığı Sylvaine projesinde bugün merkezden çok uzak bir noktada değiliz. Hala fazlasıyla duygusal, kişisel ve içe dönük besteler yapmaya devam ediyor ve geçtiğimiz haftalarda yayımlanan Nova albümü de insanlığın insanlık eksikliği, pandemisi, varoluş buhranı derken insanı dertler ormanında daldan dala savuruyor.

Hem vokal hem de prodüksiyon tarafında Sylvaine’in yeteneklerinin geliştiği, cephanesinin genişlediği belli. Albüme ismini veren açılış parçası Nova‘da üst üste kaydettiği a capella vokali, daha girişte küçük bir gövde gösterisinde bulunurken 10 dakikaya yaklaşan ilk ağır top Mono No Aware‘in katmanlı yapısı ve detaycılığı, prodüksiyon tarafında da Sylvaine’in iyice piştiğini gösteriyor. Kaotik bir dalgalanma haline benzetebileceğim beste yapısı dahilinde olabildiğince minimalist görünmeye çalışsa da alttan alta ince bir işçilik sunuyor Nova. İncelemeye, konuşmaya değer (diğer parçalar kötü diye değil, yapıları farklı olduğundan) Mono No Aware ve Fortapt, hem yeni davulcu Dorian Mansiaux’nün bol ataklı performansı hem de Sylvaine’in bir yandan tansiyonu kontrol etse de bir anda kaotikleşebilen gitar/vokal oyunu sayesinde Nova‘yı öne taşıyorlar.

Bununla birlikte diğer dört parçadan açılış ve kapanışta yer alan ikisinin bütünüyle vokal odaklı, temiz gitarlı ve düşük tempolu halleri, Nova‘yı metal tarafında güçsüz bir albüme dönüştürmüş. Diğer iki parçada da (Nowhere, Still Somewhere‘in tam Alcest tadındaki ritmik shozegaze/dreampop melankolisi çok hoş gerçi) vites yükselmeyince yaklaşık 45 dakika süren albümün yarısı, Sylvaine’in ruh halini ne kadar paylaşabildiğinize göre değeri belirlenecek bir noktada duruyor. Yogaya başladıktan sonra iyice sakinleşen Sylvaine’den pandeminin de etkisiyle birlikte durgun, melankolik ve isyan dozajı düşük bir albüm bekliyordum ama diğer işlerine kıyaslayınca Nova en kulak dostu, en yumuşak albümü. Güçlü prodüksiyonu ve Sylvaine’in türleri birbirine katan yaklaşımı sayesinde derinleşerek ekstrem metal ile arası iyi olmayan tanıdıklarınıza sunabileceğiniz iyi bir alternatif olsa da Earthbound, Mørklagt, Severance gibi parçalarla Sylvaine’i sevmiş biri olarak Nova‘da toplam blast-beat süresinin bir-iki dakikayla sınırlandırılması beni biraz üzdü.

Kapaktan (albüm ismi de keza) gidecek olursak doğumun tazeliği ve yeniliği, insanın tekillik/yalnızlık hali ve evrenin sonsuzluğu arasında kurulan denge, Nova‘nın sonuna geldiğimde içind bulunduğum ruh halini doğru bir şekilde yansıtıyor diyebilirim. Gerçi bonus şarkı Dissolution, albümden kopuk yapısı ve esas kapanış Everything Must Come to and End‘in final havasındaki yapısı nedeniyle atmosferi dağıtıp silikleştiriyor biraz ama ondan bağımsız düşününce Sylvaine’in amaçladığı şeyi başardığını hissediyorum.

Spotify’in sene sonu listelerinde görüp dalga geçtiğimiz “void-gaze” tabiri, Nova‘nın muhteviyatına tam uyuyor. Doğuştan beri astımlı Sylvaine’in Covid ortamında kendini bir odaya kapatıp hayalinde can verdiği bir dilde yazdığı sözleri tekrarlaya tekrarlaya kaydettiği çırılçıplak açılış parçasından SAOR‘dan tanıdığımız kemancı Lambert Segura ve çellocu Nostarion’un katkılarıyla iyice insanı yıpratan kapanış anına kadar her şeyiyle kişisel bir hikaye Nova. Sylvaine’i tanıdığım ve sevdiğim için albümü sevmek de çok zor olmadı ama herkese göre bir iş olmayabileceği uyarısını da buraya bırakmak lazım. Yine de eğer Nova‘yı fazla yumuşak bulsanız bile Sylvaine’i ilk defa dinlediyseniz eski albümlere de birer şans vermenizi önereceğim; folk harmanlı blackgaze fikri hoşunuza gidiyorsa aradığınızı oralarda bulma ihtimaliniz daha yüksek.

80/100


Metalperver’e destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp PATREON’a göz atabilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.