In Mourning – The Bleeding Veil

Merhaba.

Potansiyeline kavuşamayan gruplardan biri olarak gördüğüm In Mourning, son olarak Garden of Storms ile tekrar gündemime girmiş, gönlümdeki meh seviyesindeki yerini pekiştirmişti. İsveçli grup 3M Migros death metali yapıyor (3M = modern, melodik, melankolik); yetmezmiş gibi bir de progresiflik peşinde koşuyor. Tabii bu kadar malzemeden mantıklı bir yemek çıkarabilen aşçı sayısı az ekstrem metal dünyasında ve zaman zaman damak çatlatan lezzetler yakalasa da yemeğin tamamını (diskografiyi) düşününce In Mourning’in kendi klasmanındaki diğer isimlerden (standart belirleyici OPETH, BE’LAKOR ve INSOMNIUM bir yana, yenilerden BARREN EARTH vs. bile daha heyecan verici) geride kaldığını düşünüyorum.

Grubun odaksızlığı bir lanet gibi görünse de aslında Shrouded Divine ve Monolith (ilk iki albüm), biraz ondan biraz bundan formülünün tutabileceğini gösterip heyecanlandırmıştı. Parlak tonlar ve akorlar ile yarattıkları modern, progresif havayı daha melankolik melodiler ile birleştirip dengeli besteler çıkarabildiklerinde gerçekten hem kaliteli hem de güçlü atmosferlere sahip parçalara imza atıyorlar. Zaten neredeyse her albümlerine bir şekilde bok atabilme kapasiteme rağmen 6. albümünde bile hala çıktığı gün dinleyip kurcalama hevesimin geçmemesinin bundan başka bir açıklaması yok. In Mourning’in bazı şarkıları gerçekten çok iyi ve şükürler olsun ki The Bleeding Veil de büyük oranda, iyi In Mourning şarkılarından oluşuyor.

Bir “İsveçli Melodik Death Metal Grubu”ndan beklenecek her şey ve de biraz daha fazlası var The Bleeding Veil‘de. Duygulu kükremeler ile temiz, melodik şarkı söylenen anlar; sert ve ritmik gitarların yanında melankolik/melodik sololar; en yıkık anında bile gözü kapanmayan enerjik besteleri ileri taşımaya yeminli, güçlü bir davul ile kendi formülünün en rafine halini sunuyor In Mourning. Grubun olgunlaştığını, devamlı şikayet ettiğim o dağınıklıklarını toparladığını söyleyebilirim gönül rahatlığıyla. Bununla birlikte bu defa da bir tekrar ve ulan ben bu şarkıyı dinlemedim mi daha demin, hali oluyor albüm ilerledikçe. Başta buna epey takıldıysam da dinledikçe şarkılar ayrışmaya, tekil akılda kalıcılık anlamında kuvvetlenmeye başladı ve günün sonunda The Bleeding Veil, iyi bir albüm olarak yer etti zihnimde.

Sovereign‘in enerjisi zaten daha kapıdan içeri girer girmez atmosfere kapılmanızı sağlıyor. Başında ve ikinci yarısında temiz gitarlı, hatta konuşma vokalli melankolik anlar bulunsa da tarama gitarlar ve hızlı davullarla gümbürdediğinde yer yerinden oynuyor. Ayrıca ikinci yarısındaki (3:25 ve sonrası) geçişlerde hem atmosferi kökleyen enfes klavyeler hem de progresif tarafını öne çıkaran hoş bir bas gitar solosu var ki formül itibariyle basit ve sıkıcı duran şarkıyı yukarı taşıyor bu unsurlar. Grubun daha çok güvendiği At the Behest of Night ve ondan iki sonraki Thornwalker ise şarkı yazımında ne kadar ilerlediklerinin en büyük kanıtları. İlki ritim oyunlarını zeki sololar ve nakarat arkasındaki enfes baslarla süslerken diğeri de vokali merkezden çıkarıp enstrümanlara odaklandıklarında ne kadar güçlü işler yapabildiklerini, radyo dostu (görece tabii) bir yapının içerisinde göstermelerini sağlamış. Ana motifteki küçük Opeth’çilikler de gözden kaçmadı ki ayrıca hoşuma gitti bu. Tüm albümün iskeletini oluşturan fikirlerin en yaratıcı, dengeli ve güçlü şekilde kullanıldığı parçalar bu ikisi bence. Örneğin Solitude and Silence, lokomotif rifinin basitliğinden, Light on the Mire ise sürprizsizlik, dağınıklık ve Sovereign‘den (fazlaca benziyorlar) kaybederken bu ikiliye (ve kapanıştaki Beyond Thunder‘a) hiçbir lafım yok galiba.

Bir tek In Mourning’in hardcore vokallerini zorladığı, o yetmezmiş gibi bir de uyduruk bir alternatif metal grubu gibi iki akorun üzerine melankolik nakarat kastırdığı anların varlığı burada da canımı sıkmadı değil ama artık 20. senesinde, 6. albümünde hala ısrar ettiklerine göre ya bu deveyü güdecek ya da bu diyardan gideceğim. Uzun zamandır bir solukta bu kadar rahat dinleyebildiğim, bittikten sonra dur, bir daha çevireyim de bu defa da basa dikkat edeyim, diye diye her seferinde başka bir özelliğine takıldığım bir In Mourning albümü dinlememiştim; bu yüzden de bazı küçük memnuniyetsizliklerimi yutacağım The Bleeding Veil için. Afterglow ve Garden of Storms sonrası iyice beklentimi deniz seviyesine çektiğim bir gruptan defalarca dinlesem de sıkmayan bir albüm gelmişken huysuzluğun alemi yok galiba, tadını çıkarayım.

85/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.