Nite – Darkness Silence Mirror Flame

Merhaba.

Önceden sisteme girdiğiniz metal ile ilintili bazı kelimeleri rastgele sıralayıp size farklı albüm isimleri türeten bir programın çok da başarılı olmayan bir denemesi gibi görünen Darkness Silence Mirror Flame, 2018 yılında Amerika’da kurulmuş karanlık grup Nite’ın ilk albümü. Biraz NWOBHM, biraz black metal kasveti ve biraz da 80’ler karmaşası… İşte! Nite’ın özeti çıktı bile bir cümlede.

Dönemi fiilen yaşamadım belki ama 80’ler metalinin nostaljik hissini bazen özleyecek kadar çok 80’ler metali tüketmiş biri olarak bazen bu işin suyunun çıkarıldığını, suistimal edildiğini düşünüyorum. Kabul edelim ki yapması en zor müzik bu değil ve her zaman için de belli bir alıcı kitlesi hazır olduğu için güvenli, konforlu bir iş gibi görünüyor. O yüzden de bu tip albümleri değerlendirirken grubun samimiyetini, albümdeki o ruh denen hadiseyi özellikle tartıyor, ön plana koyuyorum. Neyse ki Darkness Silence Mirror Flame (lan adın batsın bu ne ya), en azından bu konuda testi başarıyla geçiyor.

ABBATH sevenlerin çok tanıdık bulacağı bir anlayışla açılan Genesis, albümün çizgisini de belli ediyor az çok. Rock’n’roll heyecanını kaybetmeyen, 80’ler heavy metalinin sınırlarında dolaşan bir black metal şeklinde özetleyebiliriz bu müziği. The Way şarkısının girişiyle IRON MAIDEN odaklı NWOBHM ilhamını da iyiden iyice açık eden Nite, Ezelia‘ya doğru ise yüzünü Danimarka taraflarına çeviriyor ve MERCYFUL FATE‘e dönüşüyor. Albüm boyunca bu böyle devam ediyor ve şarkıdan şarkıya grubun baz aldığı klasik isimler etrafında şekillenmiş parçalar, orta temponun akılda kalıcılığını da kullanarak akıp gidiyor.

Fakat Nite’ın bestelerinin tümünün ciddi şekilde törpülenmeye, usta bir ismin elinde yeniden şekillendirilmeye ihtiyacı var gibi. 6 dakika ortalamaya yaklaşan bestelerin hepsi bir süre sonra cazibesini kaybediyor ve ana melodisinin, rifinin gücünü kullanıp bir-iki tekrarla pat pat vurması gereken şarkılar, birçok farklı fikri aynı potada eritme heyecanı uğruna azalarak tükeniyor. Örneğin Ezelia için Mercyful Fate referansı verdim ama o kadar uzağa gitmeye bile gerek yok; bir TRIBULATION parçası gibi giriyor adeta. Fakat yaptığım eleştiri ve öneriyi haksız çıkarak şekilde tekrarın da faydasının olmadığını ispatlarcasına ilk yarısından sonra aynı şarkıyı tekrar, bir daha dinletmeye çalıştığı için kaybediyor heyecanı. Son bölümde yer alan ve albümdeki en iyi parçalardan biri gördüğüm Night Terrors bile bir noktada yine bu vurucu olamama, mevzunun etrafında dolaşıp sadede gelememe hastalığıyla elden ayaktan düşüyor.

Buna karşın saydığım grupları sevenler (ben dahil), albümden keyif alacaktır mutlaka ve ben de ilk bir-iki dinlemede gayet heyecanlıydım aslında. Fakat detaylara baktıkça, albüme alıştıkça grubun kendi kendinin önünü kestiğini fark ediyor insan. Yoksa Van Labrakis’in Abbath tadındaki vokalleri, eski DAWNBRINGER gitaristi Scott Hoffman ile beraber yazıp çaldıkları NWOBHM çift gitar armonileri, dolgun bas gitar işçiliği vs. derken öyle veya böyle akıp gidiyor albüm. Eh, okült konsept ve gecenin çocuğuyuz biz tavrı da mis gibi… Fakat kağıt üzerinde doğru görünse de uygulamada o karizması, vuruculuğu çok eksik maalesef.

Nite iyi bir gruba dönüşebilir ve çok da kötü bir başlangıç değil Darkness Silence Mirror Flame ama beste yazımı konusunda, fikirleri elekten geçirmek ve rafine hale getirmek gibi noktalarda gelişime ihtiyaç duydukları kesin. Bir-iki tur dinleyin ve tam bir kıyas doğru değil tabii ama atıyorum TRIBULATION‘ın veya CLOAK’un neden iyi gruplar olduklarını bir kez daha anlayın böylece, haha.

65/100

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.