Acherontas – Amarta अमर्त (Formulas of Reptilian Unification Part II)

Vergilius’un unutulmaz, epik destanını bilenler vardır muhakkak. “Aeneid”, artık popüler kültürün bir parçası haline gelmiş, hemen hemen her alanda bir şekilde yansımasını bulmuş, inanılmaz bir destan. Truva Savaşı sonrasına, Roma’nın kuruluşuna kadar uzanan bir dönemi tüm detaylarıyla sunan Aeneid’in 4. cildinde ise bir noktada (daha önceki Homeros metinlerinde de yer aldığı üzere) Hades’te akan 5 büyük nehirden söz edilmektedir.  Bunlar DARK TRANQULLITY sağ olsun herkesin çok iyi bildiği Lethe, herkesin çok da iyi bilmediği Cocytus, Pyriphlegheton, yine iyi bilindiğine inandığım Styx ve elbette acıların nehri Acheron’dur.

Küçük bir “Inception” olarak adını bu efsanevi nehirden ismini alan küçük bir Yunan bölgesinden alan Acherontas, kurulduğu 2007 senesinden beri acının, ihanetin, unutulmanın, kibrin, yok oluşun ve daha geniş bir çerçevede cehennemin hikayesini anlatıyor. 10 yıla tam 6 albüm sığdıran grubun tıpkı Hades’in yeraltı suları gibi yeraltı piyasada gürül gürül akmasına karşın ana akımda kendine yer bulamamasının ne yazık ki çok saçma sapan bir sebebi var. Şöyle ki:

Nasyonal Sosyalist Black Metal, yani kısaca NSBM, bir dönem için yeraltı piyasada çok tutmuş bir pazarlama unsuru olarak karşımıza çıkmış bir etiket. Tabii sonradan dönemin bu etiketle at koşturan büyük gruplarından bile devran dönüp devir değiştiğinde “biz bu etiketi kabul etmiyoruz, bunlar hep söylenti,” tarzı açıklamalar geldi ve geçmişte faşist damgası yemiş olan çoğu black metal grubu bugün hala imajını toparlamaya çalışıyor. Geçmişte güçlü albümler çıkarıp ideolojisinden (çoğu grup özelinde “pazarlama” diye okunur) bağımsız olarak değerlendirilebilme şansına erişmiş gruplar bir şekilde kendini kurtarabiliyor ama eğer yeni bir grupsanız ve hali hazırda kıçınızı kurtaracak çok sağlam bir/birkaç albümünüz yoksa bu tip bir damga yedikten sonra toparlamanız çok kolay olmuyor. Acherontas da taş gibi müzik yapmasına rağmen 2007’de kurulmuş bir grubun artık NSBM gibi bir etiketle kendini pazarlama şansı faşizan düşüncelere oldukça açık olan metal dünyasında bile çok düşük olduğu için tamamen yeraltı piyasaya hitap eden ve en azından bir süre daha oralarda kalmaya mahkum bir isim.

Bu etiketi görüp gruba burun kıvıracak dinleyiciler için yazılmış bu bölümden sonra şimdi bu mitoloji ve pazarlama geyiklerini bir kenara bırakıp Acherontas müziğine odaklanalım. Tıpkı uzayıp giden o muazzam destanlar gibi, Acherontas da müziğini oldukça detaycı, titiz bir şekilde icra edip anlatacağı şeyi dallandırıp budaklandırmayı seviyor. Bir önceki albüm Ma IoN’un devamı niteliği taşıyan Amarta, 72 dakika çalma süresiyle insanın gözünü korkutan selefi kadar uzamıyor belki ama müzikal doyuruculuk açısından 47 dakikanın her anının hakkını vermeyi başarıyor.

Doğrusu bir albümün dinleyicisinden bu kadar çok şey talep ettiği işler her ne kadar ben gibi müziğe gönül vermiş, onu kurcalamayı ve araştırmayı seven kişiler için keyifli bir durum yaratsa da genel olarak kitlelere hitap edemeyen ve çağımızın bir getirisi olarak pek fazla üzerinde zaman harcanmadan üstünkörü tüketilip kıymeti anlaşılmayan işler oluyor. Genel anlamda Acherontas müziği bu kadar talepkar bir özellik taşımasa da dinamizmi ve hikayesia bakımından “Formulas of Reptilian Unification” serisi öyle hemen kavranıp içselleştirebileceğiniz bir hikaye sunmuyor.

Atmosfer – agresiflik dengesini iyi kurabilen ender gruplardan olan Acherontas, Acheron gibi zaman zaman gürül gürül, yatağından taşmak üzere bir halde, zaman zaman ise durağan ve dingin bir şekilde ilerliyor. Bu dinamik yapısı ve barındırdığı müzikal çeşitlilik sayesinde albüm süresince aynı konsantrasyon seviyesinde kalıyor dinleyici ve daha “Tablets of Mercury” ile bile “bir dakika, burada ciddi bir şeyler anlatılıyor,” galiba diyerek albüme odaklanıyor. İşin güzel tarafı bunun tamamen doğal ve hemen gerçekleşmesi. Amaranta ilk saniyelerinden sarmalıyor dinleyiciyi. Ancak ortada tamamen black metal sınırları içerisinde gezinen bir iş olmadığını da belirtmek gerek. Konusunun ve anlatım biçiminin gerektirdiği şekilde zaman zaman farklı sulardan beslenmekten çekinmiyor Acherontas ve bu özelliğiyle Amaranta daha da zengin bir hale geliyor.

Albümün öne çıkan taraflarından, şarkılardan bahsedebilirim ancak Amaranta bütünüyle tecrübe edilmesi ve değerlendirilmesi gereken albümlerden biri.  Daha önce grubu hiç dinlemediyseniz bu seriye dalmadan önce “Theosis” ve “Vamachara” albümlerine göz atmanızı tavsiye ederim. Böylece o daha çiğ ve direkt Acherontas’dan bugünkü bu aşırı detaycı ve dinamik Acherontas’a nasıl gelindiğini daha iyi anlayabilir ve Amaranta’nın pırıltısını daha berrak bir şekilde görebilirsiniz. Albümdeki yoga, Tibet muhabbetlerini görüp de böyle black metal olur mu kardeşim, demeyin; çok güzel bağlanıyor her şey sonunda.

Senenin en ilginç, en kapsamlı ve en fantastik yeni dalga (post dememek için uğraşmak) black metal albümlerinden bir tanesi. Acherontas amatör ruhla yazılmış ilk albüm haricinde firesiz ve kusursuza yakın ilerliyor; bu görkemli gösteriye kıyısından köşesinden bir şekilde dahil olun derim.

89/100

ACHERONTAS-_07

 

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Acherontas – Amarta अमर्त (Formulas of Reptilian Unification Part II)” için bir yorum

  • 21 Temmuz 2017 tarihinde, saat 11:04
    Permalink

    oldukça kararlı bir gruba benziyor. listelere eklenesi. kritik için teşekkürler!

    Yanıtla
  • 21 Temmuz 2017 tarihinde, saat 12:08
    Permalink

    Keyifli dinlemeler!

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir