Slægt – Domus Mysterium

Danimarka kökenli Slægt’in enteresan bir müziği var.

TRIBULATION dinlemişliği olanların bir nebze daha fazla yakınlık kurabileceğini düşündüğüm Slægt, henüz yeni bir grup ve Domus Mysterium da 6 yıllık grubun 2. albümü.

İlk albümde daha direkt bir yaklaşım ile, melodik black metal sınırlarında kaldığı söylenebilecek, vasat üstü bir müzik icra eden Slægt için işler 2. albümde biraz değişmişe benziyor. Zira artık grup black/heavy metal karışımı bir müzik icra ettiğini iddia ediyor ve Domus Mysterium özelinde bence epey haklı bir iddiada bulunulmuş.

Doğrusu daha önce hiç black/heavy metal dinlediğimi zannetmiyorum. Ya da dinlediysem de kötüsünü dinlemiş olacağım ki pek hatırımda kalmamış. Fakat Slægt’in yeni albümünü dinledikten sonra “ne kadar yeni şeyler ya, hahayt vay be,” diye sevindiğimi hatırlıyorum ve ileride de bir şekilde bu albümü hatırlayacağım.

Albümün ilk dikkat çeken ve oldukça cesur bulduğum çiğ, enerjik kayıt ve tertemiz gitarlar kimi dinleyicileri rahatsız edebilir ama albümün ortalarına doğru buna alışmak ve hatta bu tercihin oldukça doğru olduğuna kanaat getirmek işten bile değil. Zira black metal / heavy metal dengesi ve karışımı büyük oranda bu çiğ ve coşkulu sound sayesinde dinleyiciye geçiyor. Bilinçli bir tercih olduğunu düşünmekle beraber eğer tamamen şartlar gereği böyle bir sound ortaya çıktıysa da hem müziğe çok yakıştığı için grup açısından hem de uzun zamandır böyle çiğ bir kayıt dinlemediğim için benim açımdan şanslı bir sonuç olmuş.

Gitarlar üzerinden yükselen bir albüm Domus Mysterium ve bu kayıt tercihi sebebiyle de gitarın işini savsaklama ihtimali neredeyse sıfır. Bu nedenle de 54 dakika boyunca cayır cayır gitar dinliyor, rife, melodiye, soloya doyuyoruz. Kimi zaman NWOBHM çift gitar oyunlarına, kimi zaman kazımasyon black metal tremololarına denk geldiğimiz Domus Mysterium boyunca birbirinden enerjik ve coşkulu sololar da sağa sola serpiştirilmiş durumda.

Albüm geneli yüksek tempoda, brutal vokalli ve her ne kadar neredeyse heyecan verici hiçbir şey yapmasa da görevini layıkıyla gerçekleştiren at koşturmalı davullar eşliğinde giderken heavy metal bölümlerden bahsetmek kolay değil. Fakat Slægt’i özellikle başarılı bulduğum nokta da bu aslında. Biraz black metal, biraz da heavy metal yapıp birbiriyle alakasız şeyleri arka arkaya dizmek gibi bir gaflet içerisinde olmamış Slægt. Bunun yerine albümü, hatta pek de hatırda kalmasına da müsaade etmeden hemen geçiştirerek, ara ara mid-tempo pasajlar yerleştirerek ve bol tekrarlı gitar – blast-beat – patlama yapan vokal öncesi sessizliği veya sonrasında sular çekildikten sonraki yıkımı anlatmaya çalışan yumuşak, atmosferik bölümleri melodik heavy metal sololarıyla, çift gitar armonisi veya albümün en Vladimir Putin parçası “The Tower”‘da olduğu gibi neredeyse ballad girişleriyle donatmışlar ve ortaya gerçekten de gönül rahatlığıyla black/heavy metal şeklinde tanımlayabileceğimiz bir iş çıkmış.

Intro sonrası ilk ve albümdeki en heavy metal şarkı olan “I Smell Blood” itibariyle “ben bir gitar albümüyüm!” diye bas bas bağırıyor Domus Mysterium ve pek çok iyi fikri çok fazla uzatıp suyunu çıkarmadan peş peşe patlatıyor dinleyicinin kulağında. Bu iki şarkı dışında özellikle son 1-1,5 dakikasındaki tatlış melodisiyle “Egovore” ve Alman ruh hastası NOCTE OBDUCTA, AGRYPNIE, HERETOIR tarzı işleri anımsatan, bir ara da geleneksel dooma selam çakan “In the Eye of the Devil” albümdeki diğer favorilerim.

Farklı bir bakış açısı görmek ve şimdilik sadece Slægt’in çok iyi yapabildiği bu ilginç müziği tecrübe etmek için Domus Mysterium’u en az 1-2 defa döndürün. Kayıt ve tamamen gitar üzerinden gitmesi nedeniyle herkese hitap etmeyebileceğinin farkındayım ancak en azından bu kadarını kesinlikle hak ediyor. Umarım ileride bu türü daha da heyecan verici bir hale getirebilir ve daha da ileri götürebilirler.

P.S. Videolardaki tasarımları gördükten sonra insan “bu nasıl kapak ulan!” demekten kendini alamıyor, farkındayım. Umarım bir çeşit svastika değildir zaten o kapaktaki, etmeyin eylemeyin yahu.

81/100

a0295477639_10

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Slægt – Domus Mysterium” için bir yorum

  • 14 Mayıs 2017 tarihinde, saat 10:31
    Permalink

    Black/Heavy deyince aklıma hemen Abbath’ın “I” projesi geldi. Gayet iyi bir albüm olduğunu hatırlıyorum.

    Yanıtla
    • 14 Mayıs 2017 tarihinde, saat 10:50
      Permalink

      O albümü sevmeyen 2-3 kişiden biriyim ben.

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir