Anciients – Heart of Oak

365892

Büyük bir şeyler geleceği önceden belliydi sanırım. Daha ilk albümünden önce Season of Mist ile anlaşması, piyasaya çıkmadan aylar öncesinden başlayan reklam kampanyası ANCIIENTS’ın her gün ortaya çıkan tonla gruptan farklı olacağı izlenimini veriyordu zaten. Grupla ilk tanıştığımda aklımı başımdan alan ise ne bu reklam kampanyası, ne de albümden ilk yayınlanan “Falling in Line” şarkısıydı ama. İlk gördüğüm andan itibaren hayranlık beslediğim albüm kapağıydı beni ANCIIENTS’ı devasa bir merakla beklemeye iten. “Falling in Line” da her ne kadar güzel bir şarkıydıysa bile, çoğu anında “fazla BARONESS” idi doğrusu. Gerçi bunun üzerine albüm henüz piyasaya bile sürülmeden grubun hepimizin hayallerini süsleyen “Death to All” turnesine eklendiğini duymamla, gruba olan devasa merakım biraz daha da büyüdü ne yalan söyleyeyim.

Albümü dinlemeye başladığım ilk anlarda ise aklımın başımdan hafifçe uçup gitmeye başladığını fark ettim. Akustik gitar destekli sakin; fakat deli gibi melodik bir girizgah ile açılan “Raise the Sun”, beklentilerimin tamamen karşılanacağını belirtir gibi göz kırpıyordu bana ufak ufak. Peki bu flörtöz hareketler haklı mıydı? Hepsi ve daha fazlası aşağıda, buyrun.

“Heart of Oak”u tek kelimeyle özetle deseler bana, bağıra bağıra RİF derim sanırım. Bir saat civarındaki bu albümde, biraz ferah kullanılsa iki saatlik bir eseri dahi kolaylıkla taşıyacak kadar rif var. Grubun en öne çıkan tarafı kesinlikle buyken, müziklerinin genelinde ise birçok gruptan etkilenmeye rastlayabiliyoruz. Albümle ilgili neredeyse her yazıda sıkça kullanıldığını göreceğiniz OPETH ise belki de bunlardan en az bariz olanı. Meşe üzerindeki bir saatlik yolculuğumuz boyunca kimi zaman BARONESS, kimi zaman MASTODON, kimi zaman DREAM THEATER, hatta kimi zaman IHSAHN’dan öylesine güzel lezzetler bulmak mümkün ki, yolculuğun uzunluğuna rağmen pek şikayet etmek mümkün değil.

Sanıyorum OPETH benzetmelerinin temel noktası, müziğin temposunda sık sık yaşanan değişimler. Akustik pasajlar İsveç devlerininki kadar sık yer bulmasa da (ki şahsen bulmasını dilerdim), bu eksikliği (?) blues etkileşimli gitar melodileriyle doldurmuş bu Kanadalı arkadaşlar da. Değişik etkilenimlerin her biri ayrı ayrı oldukça yer kaplasa da, müziğin geneline bakılınca rahatlıkla gruba yapıştırılabilecek progresif metal etiketinin temel sebeplerinden biri de bu.

Melodik değişimlerin çokluğu, kimi zaman vokalistler için bir sorun teşkil edebilir elbette. Eğer elinizde bir Mikael Akerfeldt, bir Greg Puciato varsa durumun öyle olmayacağı aşikar; fakat ANCIIENTS’ın elinde ikisi de yok. Yine de iki kişi var gerçi. Vokalistler Chris Dyck ve Kenneth Paul Cook da ellerinden geleni ardlarına koymuyor, yanlış anlaşılmasın; kimi zaman (daha groove ve daha progressive olarak ayırabileceğimiz) her iki dönem MASTODON tadlarında, kimi zaman ufak death metal hırıltılarında, hatta örneğin “Falling in Line”da black metal dokunuşlarında bile görebiliyoruz kendilerini, ve genel anlamda kötü bir performans sergilediklerini söylemek çok büyük bir haksızlık olur; fakat bazı anlarda arkadaki çoşkulu müziğin önünü dolduramadıkları hissi yarattılar bana. Zira albümün neredeyse her anında arkada bir enstrüman ziyafeti var.

“One Foot in the Light” isimli geçiş şarkısı haricinde şarkıların tamamı altı dakikanın üzerinde seyrediyor. Grubun progresif yapısı düşünüldüğünde bunun bilinçli bir tercih olmadığını, kendiliğinden gelişmiş bir durum olduğu düşüncesi ağır basıyor. Zira şarkılar hiç tekrara düşmeden, sürekli bir devinim halinde ilerliyorlar, ve bahsettiğim etkilenimlere rağmen özellikle son dönem DREAM THEATER’ın içine düştüğünü düşündüğüm “enstrüman mastürbasyonu” pasajlara yer bırakmıyorlar.

Toparlamak gerekirse, karşımızda henüz ilk albümüyle kendini fazlasıyla kanıtlamış bir grup olduğunu söyleyebiliriz. Kendi tarzlarını, değişik birçok tarzı üstüste koyarak oturtmayı başarmışlar. Eminim ki ileride ilham aldıkları grupların müzik üzerindeki etkisini azaltarak kendilerine has bir hava yaratmayı da başaracaklardır; fakat şu durumda bunun biraz eksik olduğunu belirtmek gerek. Buna rağmen baştan sona sürükleyici bir groove’a sahip, 2013’ün en iyi çıkış albümlerinden biri olacağı aşikar bir albüm “Heart of Oak”, ve ileride daha da büyüyeceği aşikar bir grup ANCIIENTS. Batuhan’ın daha önce paylaştığı playlistinde yer alan “Raise the Sun”ı beğendiyseniz, gerisine de mutlaka bir şans tanımalısınız.

77/100

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s