Kritik

Alcest – Les Chants de l’Aurore

Merhaba.

Tatilin son günü gibi bir albüm yapmış Alcest. Pat diye konuya girdim ama şu saatten sonra Neige’nin Alcest’ini tanıtıp uzun uzadıya shoegaze ile black metal ögelerini birleştirerek metal dünyasına yeni bir alt tür daha kazandırışını (tabii ki tek başına değil ama ciddi bir rolü var), 25. yılına girdiği Alcest kariyerindeki başarılarını konuşmanın anlamı yok. Direkt albüme odaklanalım ve Les Chants de l’Aurore‘da bildiğimiz, sevdiğimiz veya sevmediğimiz Alcest’e dair neler var, onu konuşalım istiyorum.

Tatilin son günü benzetmesini açacak olursak, o ılık akşam güneşinin son ışıkları vururken hissedilen hüzünle karışık mutluluk ve huzur, ne günler geçti be hey gidi minvalindeki tatlı duygusallığı yansıtan sıcak, hafif melankolik ve elbette her yaz aşkı, yaz tatili gibi uçucu bir havası var 7. Alcest albümünün. Müzikal açıdan da atmosfer bakımından da Shelter‘a yakın durduğuna işaret ederek diskografideki yerini şıp diye göstermek mümkün. Bir-iki şarkıda elbette Neige’nin kendine has çığlıklarını duyuyor, black metale kayan gitarlar ve davullarla duyguları kabartıyoruz ama toplama bakınca agresiflikten uzak bir yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Alcest’in shoegaze ağırlıklı işlerini daha çok sevenleri tatmin edecek; fakat o hülyalı ortamların arasından sık sık feryat figan bir black metal kesiti fırlamasını bekleyenleri biraz hayal kırıklığına uğratacak gibi görünüyor.

Bunun haricinde konuşmaya değer, yeni veya heyecan verici bir şey var mı peki? Bu sorunun cevabı koca bir hayır. Neige, on yıllardır aynı müziği yapıyor ve sadece ağırlığı ne tarafa verdiği üzerinden değerlendirmeler yapabiliyor, bu daha sert olmuş, bunun kıvamı daha yumuş yumuş gibi yorumlarda bulunabiliyoruz sadece. Elbette etkilendiği Japon kültüründen, şarkı sözlerinden ve iç çalkantılarından bahsederek ruhani çıkarımlar yapmaya hala çok müsait Alcest albümleri. Aynı şekilde demin benzettiğim şekilde mevsimlerden girerek her albümü birbirinden ayırmak da oldukça kolay. Ne var ki günün sonunda elimizdeki müzik üç aşağı beş yu… Yok yok, bunun aşağısı yukarısı da yok. Bayağı aynı ya.

Ana kıyas noktası Shelter olacağı için oradan girip bir-iki cümle kurmaya çalışayım yine de. Davulda Neige’ye eşlik eden Winterhalter, aradan geçen 10 yılda hem enstrümanını ve müzik algısını geliştirdiğini gösterircesine çok daha önde, müziğe etki eden bir performans göstermiş. Bu da toplamda Les Chants‘ı Shelter‘dan daha elle tutulur, daha ayakları yere basan bir noktaya taşıyor. Aksi taktirde dağılıp kaybolacak akışa sahip olan Flamme Jumelle gibi parçalar, Winterhalter’in ağır basan davulları sayesinde kendini dinlettirmeye devam ediyor. Baskın konumdaki temiz vokal, her ne kadar sıkça katmanlı bir biçimde sunulsa da, tek kişilik bir koro havasında ve müziğin üzerine çıkmaktansa yanında gitmeyi tercih ediyor çoğu zaman. Katmanlı gitarların da tek, net bir melodi veya riften ziyade oradan oraya salınma eğiliminde olduğunu düşününce, Winterhalter’in bu tok, keskin davulculuğu daha da önem kazanıyor. Prodüksiyon ve performans açısından Les Chants’ı Shelter‘ın üzerine çıkaran detaylardan biri bana kalırsa.

Diğer pek çok şeyde olduğu gibi metal (müzik diyelim hatta) de tezatlıklarıyla, çekişmeleriyle güzel. Alcest, çirkinin içinden bir güzel çıkarmasıyla (black metal / shoegaze gibi düşünelim), en güzelin içindeki o karanlığı, çarpığı bulmasıyla gönüllerde yer etmişti. Bugünlerde hep güzelin peşinde ve oradan çıkardığı en çirkin şey, bir akşamüstü sefası kadar yıpratıcı olabiliyor ancak. Hal böyle olunca da arkaya yaslanıp sakin sakin dinliyorum Alcest‘i. Ha, bu sırada içim geçiyor, uyuyakalıyorum sıklıkla ama Neige de zaten puşt büyük kardeş gibi odaya dalıp korkutmaktansa şefkatli bir şekilde ince bir pike örtmenin peşinde üzerime. Biraz hayatın (metalin) hır güründen uzaklaşıp ılık güneşin altında tatlı tatlı kestirmek isterseniz Les Chants de l’Aurore iyi bir seçenek. Sağlayacağı maksimum şey, bu olabilir bence.

75/100


Yazıyı/albümü değerlendirmek için:

Average rating 3.2 / 5. 5

Siteye destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreona göz atabilirsiniz👇
Become a patron at Patreon!

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.