Pyrrhon – The Mother Of Virtues

pyrrhon_the_mohter_of_virtues.jpg

Bu kritik 17 Aralık 2014’de kaleme alınmıştır.

Müziğin belli başlı duyguları temsil etmesi durumu, geçen zamanla ve kendini ifade eden insanların daha rahat kendini duyurabilmeye başlamalarıyla birlikte gittikçe çeşitlilik kazandı. Öyle ki, artık aşk gibi, coşku gibi temel duyguları konu edinen albümler yerine çok spesifik bir hissi genele yayan albümler çıkıyor. Bununla birlikte elbette dinleme zevki de kendi içinde çeşitlenebiliyor ve gerçek anlamda “farklı” olan şarkılar sevilebiliyor. Metal müziğe yedirilen atonallik, disonanslık, belirsizliği ifade eden pasajlarla birlikte dinleyici, 6-7 dakikalık bir şarkıyı dinlerken müzikal bir keyif almaktan çok müzikal bir tecrübe yaşamaya başlıyor. Bu tecrübe durumu bir de albümün geneline yayıldığında, artık dinlenilen albümler, yalnızca duygulara hitap eden, düşünmeye vesile eden bir araç olmaktan çok, belli başlı düşüncel performanslara sürükleyen bir ittirici güç haline geliyor. Bugün bahsedeceğim albüm de, tam olarak bu işte.

PYRRHON müziği hakkında ilk albümlerine sitede yazılmış olan kritikten farklı bir düşüncem yok gibi. “The Mother of Virtues” albümü de bir önceki albümleri gibi “bir türlü rayına oturmayan müzik” etiketinin altında yerini almış. Albümde ilk saniyesinden son davul ziline kadar boydan boya hastalıklı vokaller, ustasını bile şaşkına çevirecek, karmakarışık gitar kullanımı, sanki grup elemanlarının diğerlerine düşmanmışçasına kafasına göre takılan bas partileri ve son olarak da kanımca asla kulaktan tamamen çıkarılamayacak düzensiz davul kullanımı mevcut. Bunca karmaşanın aslında belirli bir tertip içinde olması da kimine çok büyük müzisyenlik, kimine de tamamen ters etki yapabilir. Yaklaşım farkı elbette…

Gelişen teknoloji ile birlikte hemen herkesin bildiği gibi müzik dinleme alışkanlıkları da değişti. Kalkıp da burayı şikâyetle doldurup “Ah eski günler muhabbeti” yapmayacağım elbette, ancak kolay ulaşılabilirlik nasıl çıkan seslerin çeşitlenmesine katkıda bulunuyorsa, fazla olanın her zaman değersiz görüldüğü çağımızda maalesef büyük çabaları da önemsizleştirebiliyor. Kast ettiğim şu ki, artık ortalama bir metal müzik dinleyicisinin yeni bir albüme verdiği süre gittikçe azaldı. Her zaman olduğu gibi, bir kitle varsa onun tam zıttı bir kitle de ortaya çıkacağından, durumun böyle devam etmesi dinleyici profiline “yalnızca underground müzik dinleyen dinleyici” profili ekledi. Artık aramızda bu tip dinleyiciler var. (Laf aramızda ben de biraz bu gruba dâhilim)

PYRRHON gibi çizgileri çok keskin ve zor müzik yapan gruplar ise maalesef benim de içinde olduğum tipte dinleyicilere muhtaç. (muhtaç biraz ağır oldu biliyorum) Ana akımın dışında yürüdükleri ve bu yoldan çıkmaya pek niyetleri olmadığı için, hatta kimliklerini böyle kazandıkları için, doğrudan yüzbinlere hitap etmeye yüzlerini çevirmiş oluyorlar. Ellerindeki materyal ne kadar üst düzey olursa olsun, hatta bir senfoni orkestrası tarafından seslendirilse modern çağın en büyüleyici eseri olabilme ihtimalini taşısın, yine de önüne gelen grubu “dinleyici sayısına” göre ölçüp tartan, ekstrem müziği kendine bir nevi ana dal yapan, bir elin parmaklarını geçse de kendi içinde samimiyeti sorgulanabilir olduğundan iki elin parmaklarını bir türlü geçemeyen dinleyici kitlesine muhtaç kalacaklar. Tabi bunu bir problem olarak algılamamak gerek, sonuçta bu işe atılırken kimlerin dinleyip kimlerin dinlemeyeceğinin farkındadır elbette grup elemanları.

Albümden çok bahsetmediğimin farkındayım, bunun sebebi ise zaten içindeki hemen her şeyi karmaşayı temsil ediyor olması. Gerçekten formülize etmenin hiçbir manası yok, yazının başında da dediğim gibi, bu albüm müzikal keyiften çok müzikal bir tecrübe sunuyor dinleyiciye. Bundan ötürü konsantre olamayacağınız yerde yalnızca ve yalnızca halının üzerinde dolaştığını gördüğünüz ve sonrasında gözünüzden kaçırdığınız bir karafatmanın varlığı gibi sizi sürekli rahatsız edecek, defalarca kovmanıza rağmen başınıza konmakta ısrar eden bir karasinek gibi sizi işinizden alıkoyacaktır albüm. Albümü benim yaptığım gibi, anlamaya çalışarak hatta tasnif etmeye çabalayarak dinleyin, beğenirseniz baş tacı yaparsınız, beğenmezseniz ise en fazla 4-5 dakikanızı kaybedersiniz. Seçim sizin.

80/100

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s