Kritik

Mayhem – Liturgy of Death

Merhaba.

Metalin kökleri, henüz erişebileceğimiz ve günlük hayatımızın bir parçası olmayı sürdürebilecek kadar yüzeydeler; Ozzy Osbourne‘u bile çok yakın bir zamanda kaybettik mesela, bu müzik ve yarattığı kültür için inanılmaz değerli pek çok isim veya grup ise hala aramızda. Hatta bazıları çalmaya, turlamaya bile devam ediyor ki bazen çok yakınımızda olduklarından ne kadar büyük, ne kadar önemli olduklarını kavrayamıyoruz.

Black metal denilince türün en önemli grubu MAYHEM için de bu durum kesinlikle geçerli.

Karakteristik özellikler taşıdığı tartışmasız tabii ama hiçbir zaman kolay tüketilebilen veya kendi içinde basmakalıp oalrak yaftalanabilecek bir black metal anlayışına sahip olmaması, yıllar içerisinde Mayhem’i kendi halinde (bunu da Mayhem kadar sansasyonel bir gruba söylemek ne kadar doğru bilemedim haha) bir gruba dönüştürdü. 90’lardaki ve 2000’lerin başlarındaki o popülerlik, o dünyayı yerinden sallama halleri kalmadı pek.

Bu ne demek? Artık insanlar her dakika Mayhem dinlemiyor veya konuşmuyorlar demek. Yoğun, Attila Csihar’ın kendine has vokal ve anlatı becerileri sayesinde kaotik ve katmanlı, adının birlikte anıldığı diğer devasa black metal gruplarına kıyasla zor bir black metal çalıyor Mayhem. İsmin büyüklüğü ve ağırlığı sabitse de o ağırlığın altını dolduracak kadar popüler albümler çıkarmıyorlar. Direkt bir iş yaptıklarında bile, Mayhem ağırlığı ve kaosu, bir bariyer görevi görüyor gündelik dinleyici ile arasında. Bu bir eleştiri veya yakınma değil, aksine Mayhem’in bir medya maymununa dönüşmeden, kendi çizgisinde devam edebilmesini değerli buluyorum. Black metalin ayakları hala yere basıyorsa, Mayhem’in kendini dağıtmaması bir faktördür belki de.

Yeni albüm Liturgy of Death, grubun kendine has kaotik, karanlık ve umutsuz bakış açısını kusursuza yakın şekilde yansıtıyor. Tamamı varoluş ve ölümlülük üzerine fikirlerden ilham bulan albümün konsepti ve tüm sözleri, tıpki diğer elemanlar gibi 60’larına yaklaşan Csihar’ın sorumluluğunda. Black metalin özelden genele geçip doğrudan yaşamın kendisine kafayı taktığı albümlerden birini yazmış Csihar da. Liturgy of Death‘in her anında, ölümlülüğün o ümitsiz isyanını duyabiliyoruz. ULVER insanı Garm’ın temiz vokaliyle, duru bir açılışın ardından neredeyse 50 dakikalık bir çaresizlik hezeyanıyla karşı karşıyayız kısacası.

Müzikal taraftaysa Esoteric Warfare‘i terazinin deneysel tarafına, Daemonuysa daha direkt olan tarafa koyuyorsak Liturgy of Death aslında Mayhem’in en cesur, en maceracı işleri arasında sayılmaz. Elbette Csihar’ın kendine has stili, Macarca dilini kullanışı, kimi zaman besteyle hiçbir alakası olmayan, o kişisel delirme hallerinin yansımaları gibi tınlayan enteresan vokalinin önderliğin müziğin alışagelmişin dışına çıktığı anlar mevcut. Öte yandan besteler Mayhem’in 40 yıl evvel temellerini attığı birtakım kalıplara uyuyor diye de Mayhem’i eleştirecek değilim tabii. Kaldı ki 40 yıldan fazla bir zaman yayılmış diskografinin belki de son eserini dinlerken hala heyecan duymak, Mayhem’in hala bir şeyler için çabaladığına şahit olmak çok ilham verici doğrusu.

Teloch & Ghul ortaklığındaki gitarlar, lokomotif görevi gören Despair, Weep for Nothing, Realm of Endless Misery gibi parçalarda direkt 90’lara götürüyor insanı. Bence konsepte uyması açısından özellikle soğuk rifler seçmiş, duygusuz bir ton tutturmuşlar ve bu ölümün kesinliğine vurgu yapılan bir işe cuk oturmuş. Atmosfer ve agresif isyan patlamaları arasında zaten iyi bir dengesi var bestelerin, Csihar’ın vokal geçişleriyle gitarlar arasındaki bağlantının payı büyük burada. 2. yarıda biraz daha death, thrash metal etkileri duyabileceğiniz Funeral Existence gibi şarkılarda Csihar da o dramatik, teatral performansını bırakıp geleneksel bir ton tutturup gitarları öne çıkarıyor mesela. Aeon’s End‘in cevval solosu bile bütüne hizmet ediyor ki pek çok yerde olduğu gibi o solonun arkasında da rahatça duyulabilen Necrobutcher’ın bas gitarı da albüme iyice hacim katmış. Prodüksiyon tarafında zaten Hellhammer’ın tok davulları, capcanlı gitar kaydı, doygun baslar, alttan alta duyulan synth. derken enfes bir iş çıkarılmış.

Okült, 80’ler ruhunu sahip ama olgun adamların elinden çıkmış, her anında bir ağırlık ve farkındalık barındıran bir iş kısacası Liturgy of Death. Sırf Mayhem diye dinleyecek, sırf Mayhem diye de dinlemeyecek bir kitle olduğunun farkındayım ama şu albümü Mayhem değil da Heyham de çıkarsaydı ayıla bayıla dinlerdim ben. Bir de şu notaların kimseye ispat edeceği bir şeyi olmayan, 60’larına yaklaşmış efsanelerden çıktığını duyunca, konuya kilit vurasım geliyor açıkçası. Black metal camiası, Mayhem hala bu seviyede çalabildiği için kendini şanslı saymalı; diğer hiçbir türün babası, bu kadar keskin, ciddi veya net değil artık.

85/100


Okur puanı:

Ortalama puan 4.9 / 5. 9

Siteye destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreona göz atabilirsiniz👇
Become a patron at Patreon!

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.