Daeva – Through Sheer Will and Black Magic

Merhaba.

Maça başlamadan önce Daeva takımını bir sayalım: CRYPT SERMON‘da epik/geleneksel doom metalin kolay kolay ölmeyeceğini kanıtlayan harika albümler yazılmasına yardımcı olan gitarist Steve Jansson; 2008-2016 arasında thrash metalin gidişatına (gidemeyişatına da denilebilir) yön vererek türe can suyu veren VEKTOR ile şimdiden metal tarihine adını yazdırmış bas gitarist Frank Chin; 2021’in en kaliteli post-black metal albümlerinden birine -hatta bence birincisine- imza atan THE SILVER ve yine Crypt Sermon’dan tanıdığımız davulcu Enrique Sagarnaga; son olarak da tanıyormuş numarası çekip artistlik yapmak istemediğim eski INFERNAL STRONGHOLD vokalisti Eddie Chainsaw… Top yuvarlak tabii ama sanki maçın favorisi Daeva gibi, ne dersiniz?

Black/thrash, kağıt üzerinde bira ve itlik sever her müzisyenin icra edebileceği bir tür gibi görünmekle birlikte 80’lerin ortasından günümüze ulaştığı noktada artık her grubun rahatça top koşturabileceği bir saha olmaktan uzak. Sayısız reprodüksiyon sonrasında yeni, heyecan verici bir şey yaratmanın giderek zorlaşıyor olması bir yana, o serseri ruhu ve umursamaz tavrı uzun süreler koruyabilmek bile zor. Haliyle artık AURA NOIR gibi, ABSU gibi şöyle 20-30 sene çizgisini koruyabilen isimlerden ziyade birkaç müzisyenin bir araya gelip “hadi biraz da köp-peklik!” motivasyonundaki işlere bel bağlar durumdayız. Neyse ki bu tarz oluşumlar da hem enstrümanına hem de türe hakim olmadan böyle bir topa girilmeyeceğini bilecek kadar aklı başında oluyor genelde, tıpkı Daeva gibi.

Dinlediğim en dinamik ve zengin black/thrash albümlerinden biri Through Sheer Will and Black Magic. Çiğ, vahşi tavrını korumakla birlikte gitar işçiliği konusunda türün doymuşluğunu göz önünde bulundurarak temel motifler belirleyip onlar üzerinden hareket etmektense neredeyse death metal seviyesinde bir devinim halinde Daeva; bu da hem dinleme süresini yükseltiyor hem de NWoBHM kalıplarının ötesinde bir dinleme keyfi sunuyor. Polluting the Sanctuary (Revolutions Against Faith) gibi NWoBHM diye bağıran, trafik bakımından tenha parçalarda bile rahat durmuyor zaten ve albüm genelinde black metal, punk, death metal rifleri havada uçuşuyor. Bu kuduruk rif taarruzunun kesilip bireysel saldırılara geçtiğinde de enfes sololarla kulaklara suikast düzenliyor Jansson. Sırf gitarlar uğruna defalarca dinlenesi bir iş kısacası.

Günah yüklemesi tadındaki girizgah sonrası ilk parça The Architect and the Monuments‘i gitara kanalize olarak dinlemeniz yeterli fikir sahibi olmak için. Çiğ olmadan çiğ olabilen (bence anladınız ne dediğimi) capcanlı prodüksiyonun da hakkını vermek lazım; tiz, gürültücü bir karakter benimsendiği için herkese hitap etmeyebilir ama bana sorarsanız bu halt böyle dinlenir. Kaldı ki bu keşmekeşin içinde Frank Chin’in bas gitarı da bir an olsun bile kaybolmuyor -hatta yine Polluting the Sanctuary üzerinden örneklenebileceği gibi bazı köprülerde direkt direksiyonu devralıyor-. Tüm bunlar, Edward Gonet’in Quorthon yaşasaydı gurur duyacağı leş vokaliyle birleşince bu haltı dinleyiciyi rahatlıkla tatmin edebilecek bir albüm çıkmış ortaya.

80’ler kirli, karanlık thrash metalinden düpedüz black metale geçilen anlarla dolu Passion Under The Hammer ise albümdeki favorim. Hiçbir uyarı olmaksızın çat diye cehennemi bir atmosfere kayabiliyor Daeva ve umarım ilerleyen albümlerde bu geçişleri ve atmosferik pasajları daha sık duyabiliriz, zira şarkının 3:00 sonrasında olanlar apayrı bir lezzet katıyor albüme. Farklı bir yöntemle olsa da benzer bir “Şükrü abi, yanıyoruz abi,” anı da Loosen the Tongue of the Dead‘in son bölümünde var. İsteyince hakikaten cehennem kapılarına dayanabiliyor Daeva. Black metal kısmının bu kadar keskin ve kara olmasına bayıldım açıkçası.

Yılın en değerli keşiflerinden, aklıma kazınan debut albümlerinden biri oldu Through Sheer Will and Black Magic. Eksiği yok, fazlası var diyebileceğim bir noktada duruyor şimdilik Daeva. Jansson’un geçmişin NWoBHM taşkınlıklarını bugünün kulak tırmalayıcı black metal fikirleriyle birleştirişleri, Gonet’nin iyi anlamda tiksinç vokal performansı ve üzerindeki tam ayarındaki efektler (kapanış parçası Lucifearian Return‘deki böğürtü/çığlık karışımı uzatışları mesela) derken öv ha öv, bitiremeyecek gibiyim. BEWITCHER ve HELLRIPPER gibi isimlerin yanına Daeva’yı da yazdım direkt. Çok, çok iyi.

88/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

2 thoughts on “Daeva – Through Sheer Will and Black Magic

  • 10 Kasım 2022 tarihinde, saat 09:50
    Permalink

    Muk-kem-mel! Vokaldeki reverb’u odanin icinde yankilaniyor gibi hissediyorsaniz o album iyidir hahah. Gitar ve davul yardirmis durumda ayrica. Hellripper’in yanina yazilir kesinlikle.

    Yanıtla
  • 16 Kasım 2022 tarihinde, saat 02:33
    Permalink

    Bu bol renkli albüm kapaklarının bir sebebi olsa gerek. Siyah-beyaz olarak betimlenemeyecek denli zengin ve birçok farklı türün iç içe geçmişliğinden oluşan bir albüm bu. Birçok grubun artık daha renkli albüm kapaklarını tercih etmesinin motivasyonlarından biri bu olsa gerek diye düşünüyorum. Gitar işçiliğine bayıldım. Black metalin bu denli çeşitlenebilmesi ve farklı yaklaşımlarla yeniden üretilebilmesi hem enteresan hem de harika bir olay.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.