Hypermass – Empyrean

Merhaba.

Yeni, tanıtılmaya muhtaç bir isimle karşınızdayım bugün. Norveçli Hypermass, aslında 2012’den beri aktif ama 2015’te yayımlanmış bir EP dışında herhangi bir üretimleri bulunmadığı için yeni demekte sakınca görmüyorum. Melodik, progresif, ritmik bir death metal yapıyorlar ve mevzubahis Empyrean, henüz ilk albümleri.

Aynı anda hem akıllı hem de erişilebilir olma amacı güttüklerine inanıyorum, çünkü kozmik klavyeli girizgah sonrasındaki ilk parça Hivemind, aynı anda pek çok tuşa basıp mümkün olabilecek her noktadan vurmaya çalışıyor hedefi. Güçlü bir ritim duygusuyla açılan parça vokalle birlikte sabit çift bas davullu, kesik taramalarla dolu bir şekilde devam ediyor. Sindre Dagestad – Thomas Pedersen ikilisinin armonik minör melodileri djent ilhamlı taramalarla birleştirme fikri çok başarılı. Arada kendini gösterse de çoğunlukla abartısız, belli belirsiz bir klavyenin desteklediği bu yapı, ilk olarak aklıma ORBIT CULTURE gibi isimleri getirdiyse de Hypermass daha melodik ve dinamik bestelere sahip.

Aynı şekilde ilerleyip merkezdeki fikri dağıtmadan ritmi besleyen The Degenerate Strain, nakarattaki vokal-davul ortaklığıyla grubun zekasını ve becerisini kanıtladı bana. Malı satacak açılış parçaları tamam ve ilk 10-12 dakika itibariyle gazı aldık, artık yardırmak lazım dediğim noktada Null and Void‘in harika bas ve gitar sololu, ağza çalınan bir parmak bal tadındaki blast-beat süslemeli (2:15) mevzuları, grubu takip listeme aldırmakla kalmayıp bu kritiği yazma kararı vermemi de sağladı. Benim için albümün iki yıldızından biri Null and Void.

LAMB OF GODVigil‘in çılgın attığı bölümleri anımsatan girişiyle To Dissect and Serve de grubun durmaya niyetinin olmadığını gösteriyor. Açıkçası tüm albüm The Degenerate Strain tadında ilerlese bayabilirdim ama orta bölümde açılan blast-beat kabiliyeti, elemanların oyuna hakimiyetini güçlendiriyor resmen. Hep doğru yerde ve asla uzatmadan çekilen bu numaranın albüme kattıklarını açıklamakta zorlanıyorum. Ayrıca vokalist Markus Sundet’in de bu parçadan itibaren vitesi yükselttiğini söylemek lazım.

İpuçlarını gösterdiği derin brutal vokali, albümün epik parçası Behind the Leviathan ile ayyuka çıkıyor. Tıpkı mitolojik Leviathan canavarı gibi ağır, kendinden emin hareketlerle açılan şarkının vermek istediği havayı iyi yansıttığını düşündüğüm bu vokali anaakım dostu, neredeyse -core soslu yarı temiz vokallere tercih ederim kesinlikle ve umarım ileriki albümlerde daha çok kullanırlar. 3. dakikasından sonrası büyük oranda enstrümantal ve atmosferik olan parçanın bu kısımda klavye ile birlikte yükselen kurgusu, yine denizlerden, deniz yaratıklarından ilham alan IN MOURNINGThe Weight of Oceans‘ını anımsattı bu arada.

Geçici saplantıları, heyecan ve hızlı tüketim kültürünü eleştiren, mizantropik bir bakış açısııyla ele alınmış isyan bayraktarlığındaki sözler ve henüz şirket çatısı altına girmemiş bir grup olduklarını düşünürken hayli başarılı prodüksiyon ile birleşince Empyrean‘ın gelecek vadeden bir ilk albüm olduğuna iyice kani olmuş durumdayım. Ritmik bütünlük yaratsa da biraz tekrarlı ve son bölümde cazibesini kaybeden bir albüm olmasına rağmen oturup incelemek isteyecek kadar uzun süreler dinletti ki bir ilk albüm için bundan fazlası lüks zaten bu devirde.

Grubun Metal-Archives sayfasında melodik death metal ibaresini görüp aldanmayın yalnız; 10 yıl önce yola çıkarkenki fikirler farklı bir şeye evrilmiş ve bugünün Hypermess’i için benim tanımlamam progresif/groove death metal şeklinde. Yine de melodiyi tümden kaybetmiş değiller tabii, o yüzden iyisi mi bir şekilde death metale ilginiz varsa Empyrean‘ı biraz kurcalayıp kararı kendiniz verin. Çok bekletmeden, buradaki anaakım dostu fikirleri parlatıp ekstrem tarafla dengeli bir şekilde sunabilirlerse bir anda patlayabilirler, dikkat.

80/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

2 thoughts on “Hypermass – Empyrean

  • 2 Ağustos 2022 tarihinde, saat 19:36
    Permalink

    Kritik çok güzel olmuş. Böyle şarkı şarkı detaylı tespitlerin olduğu yazıları ayrıca seviyorum.
    Grup bizim piyasada popüler olmadı henüz ama seviyeyi düşürmezlerse daha fazla tanınacaklardır.

    Yanıtla
  • 16 Kasım 2022 tarihinde, saat 20:38
    Permalink

    İlk dönem Revocation özleyenlere ilaç gibi albüm. Vokalin tonlaması bile David Davidson’a benziyor

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.