Ninkharsag – The Dread March of Solemn Gods

Merhaba.

2009’da tek kişilik bir proje olarak başlayıp kadrosunu 2011’de netleştiren Ninkharsag, Liverpool – İngiltere çıkışlı bir black metal grubu. Tümüyle 2. dalga prensiplerini benimseyen Ninkharsag, atmosfer tarafını ise Sümer mitolojisinden aldığı ilhamla şekillendiriyor. Gerçi albüm kapağından bile grubun black metal estetiğini nasıl bir temele dayandırdığını anlamak mümkün bana sorarsanız. İlk albümü The Blood of Celestial Kings‘i 2015’te yayımlayan topluluk, geçtiğimiz Nisan ayının sonunda sessiz sedasız paylaştı yeni albümünü.

The Dread March of Solemn Gods‘ın damarlarında DISSECTION, EMPEROR, IMMORTAL gibi hem melodik hem de majestik olmayı becerebilen devlerin kanı akıyor. Dondurucu bir soğuk, gri bulutlar ve armonik gitarların estirdiği kasvetli rüzgarların uğultusuyla kulaklarımıza taşınan, habis varlıkların fısıltıları… Ninkharsag, 10 parçasının hiçbir anında farklı bir amaç gütmeden, 90’lar black metalinin modern bir kopyasını üretmeye çalışmış gibi görünüyor. Bunu büyük oranda başardığını söylemekle birlikte, içine ekstra hiçbir şey katılmadığı takdirde neden elimizde birbirinden enfes, klasik mertebesine ulaşmış işler varken onlardan bir-iki gömlek aşağıda kalan, eski kafalı yeni albümlere yönelelim ki sorusu, bu tarz grupların en büyük sorunu herhalde. Ninkharsag’ın da bu soruya net bir cevabı yok maalesef.

Aslında kötü veya sıkıcı değil besteler ama çeşitlilik namına hiçbir şey sunmuyorlar ve 10 parçanın tamamı da melodi ve ritmi aynı kalıplar içerisinde sunuyor. Her an Storm of the Light’s Bane‘in gövdesine açılacakmış hissi veren orta tempo geçişlerle, kısa süreli patlamalarla dolu şarkılar ilk bir-iki dinlemede keyif verse de sonradan hem rif kalitesinin Dissection seviyesinde olmaması hem de sihirbazın numarasını açık etmesi gibi bir durum sebebiyle büyü bozuluyor ve tatlar kaçmaya başlıyor. Under the Dead of Night ve Spectres of the Ancient World neredeyse aynı şarkı mesela ve 45 dakikayı zorlarken yaratıcılıktan kaybetmektense albümü 30 dakikaya indirip 7 şarkıda çok daha rafine bir 90’lar saygı duruşu yapılabilirmiş gibi hissettiriyor bana. Motiflerin, fikirlerin ve beste iskeletlerinin tekrarı, albümün süresini ve şarkı sayısını haklı çıkaracak kadar argüman sunamıyor kesinlikle. Dissection ve onun açtığı kapıdan geçen gruplara (THE SPIRIT mesela) hakim dinleyiciler, ilk dinlemede dahi şarkıların nereye gideceğini tahmin edebilir. Benim açımdan bu kesinlikle olumsuz ve sıkıcı ama kimisi de güvenli sularda takılayım, hep bildiğim şeyi dinleyeyim istiyor; o yüzden bu noktada kararı verecek olan sizlersiniz tabii.

zaten bi mahçup mahçup bakmıyorlar mı ya hahah

Bu kadar şikayete rağmen oturup kritikleme isteği uyandıran şey ise The Dread March of Solemn Gods‘ın aslında iyi bir replika olması ve bu spesifik black metal türünü sevenler için Ninkharsag’ı takibe değer bir grup addetmiş olmam. Akılda kalmasa da su gibi akıp giden minik sololar, tremolo kere tremolo rifler ve çift-bas davul ağırlıklı davullarla melodi ve brutallik dengesini koruyan, eli yüzü düzgün şarkılar yazmışlar bir şekilde. Detaylara dikkat kesilince Discipline Through Black Sorcery‘nin 2. yarısındaki heavy metal rifleri (bu anlarda bir BATHORY havası da esmiyor değil), Lunar Hex; The Art of Mighty Lycanthropy‘nin arka plandaki vokalleri derken ufak tefek süsleme çabaları da göze çarpıyor ama tüm bunlar, Ninkharsag’ın klon kimliğine özgün bir karakter katmaya yetmiyor açıkçası.

Chris Fielding (WINTERFYLLETH, PRIMORDIAL) tarafından yapılan kayıt tam olması gerektiği gibi ve 90’ların mekanik tınlamayan temiz prodüksiyonlarını iyi adapte etmiş gruba. Genel anlamda Ninkharsag’ın hedeflediği şeyi başardığını söylemek mümkün ama biraz daha fazlası olabilseydi The Dread March of Solemn Gods, 90’lar ruhunu hakkıyla yaşatan modern bir isim olarak rahatlıkla 2021 listemi zorlayabilirdi. Bu haliyle de Ninkharsag’ı takip listeme sokmaya yetti ama elimde taş gibi Dissection albümleri varken tutup da The Dread March of Solemn Gods‘a tamah eder miyim kolay kolay, emin değilim.

67/100


Metalperver’e destek olmak isterseniz aşağıdaki düğmeye tıklayıp PATREON’da aramıza katılabilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.