Æthĕrĭa Conscĭentĭa – Corrupted Pillars Of Vanity

Merhaba.

Son 20 senede metale en çok etki eden ülke hangisi diye tartışan bir grup insan görsem elimde Fransa bayrağıyla aralarına dalarım herhalde. GOJIRA ekseninde, ana akımda yarattıkları devasa dalganın dışında yeraltında adeta Sosyal Hizmetler gibi, black metali kendi çocuğunu başıboş bırakıp macera peşinde koşmaya başlayan İskandinav grupların elinden alıveren Fransa, metal için bir ilginçlikler dünyasına dönüşmüş durumda. İsmine tükürdüğümün Aetheria Conscientia, ah pardon, Æthĕrĭa Conscĭentĭa’sı da, son dönemde black metal içerisinde türlü deneyler gerçekleştiren ilginç bir grup olarak “ulan Fransa, yine ne işler açıyorsun başımıza,” dedirtiyor. En azından ben, Corrupted Pillars of Vanity‘i dinledikten sonra böyle dedim.

Muhtemelen anladığınız üzere, black metali progresif taraftan ele alan ve türlü ilginçlikler barındıran bir topluluk Æthĕrĭa Conscĭentĭa. 2016’da kurulan dört kişilik grubun elemanları pek tanıdık isimler değiller ve 2018’de yayımladıkları Tales from Hydradh sonrası geçtiğimiz aylarda çıkardıkları Corrupted Pillars of Vanity, henüz ikinci albümleri. Hala bir şirket anlaşmaları yok ve kendin pişir, kendin ye usulü çalıştıkları için pek tanınmıyorlar ama böyle giderse önümüzdeki yıllarda hızla yükselirler gibi hissediyorum. Beş parçayla bir saate ulaşan, her şarkıda saksafon içeren, hem kozmik atmosferli hem de progresifli ekstremliklerden hoşlananlara hitap edebilecek bu müzikle yükselemezlerse kusura bakmasınlar ama kendi enayiliklerine yansınlar oturup.

Günümüzün geçer akçesi ve Saruman’ın Miğfer Dibi’ne penetre edişi gibi metalin duvarlarını patlatıp dört bir yandan metale nüfuz etmekte olan saksafon, Æthĕrĭa Conscĭentĭa’nın da en büyük kozu. Bir satış manevrasından, “değişik olalım brocum, alalım akıllarını!” motivasyonundan fazlası gibi görünüyor aslında, çünkü dediğim gibi her şarkıda bestenin kalbinde duruyor saksafon ve grubun müziğe sonradan eklediği bir hoşluktan çok daha etkin bir rolü var. Ne olursa olsun, sırf saksafon var diye dinleyecek (veya dinlemeyecek) bir sürü insan olacaktır; ben baştan belirtip çekileyim kenara. Kozmik atmosferin göbeğinde, pata-küte blast-beat‘in kucağında, perküsyonlu gırtlak vokalli pagan/folk değişikliklerin en can alıcı noktasında pat diye saksafon girince şaşırmayın.

Hydhradh adındaki kurgu bir gezegende geçen karanlık ritüelli, tövbe estağfurullah tarzı birilerini çağırmalı, başa bela almalı bir de konsepti var albümün. Fark ettiğiniz üzere çok ilgilenmedim, çünkü aslında grubun müziği o kadar da uzay uzay diye bağırmıyor (çünkü uzayda ses yok, nasıl şaka ama). Öyle THE GREAT OLD ONES gibi, BLUT AUS NORD gibi, ORANSSI PAZUZU insana hangi alemde olduğunu şaşırtacak derecede yoğun ve gerçek bir atmosfere sahip değiller. Zaten saksafon da her ne kadar karşı durduğum bir enstrüman olmasa da bu albüm özelinde tam bir atmosfer öldürücü ve perküsyon ile bas gitarın basamak basamak inşa ettiklerini pat diye deviriyor çoğu zaman. Üzerine grubun progresif yapılarla black metalin yoğun süreçlerini çarpıştırma eğilimini ekleyince öyle kozmik, uzay boşluklu, evren tarafından yutulmalı bir yoğunluk beklemek doğru olmayabilir.

Yekpare, zaman-mekan kavramı bozacak kadar yoğun olmaması, bir yolculuk ve salınım hissi vermediği anlamına gelmiyor tabii. Her parçanın kendine has bir havası var ve Corrupted Pillars Of Vanity‘nin bir güzel özelliği de parçaların bağımsız tüketime açık olması. Oturup bir saat bunu dinleme hevesim her dinleyişimde daha da azaldı doğrusu ama içerisinde bir-iki tane şarkıyı seçip bir çalma listesine alabilir, Æthĕrĭa Conscĭentĭa gibi ismiyle de prim yapmaya müsait bir grubu dinlemek istediğinizde bu işi 15-20 dakikada, iki parçayla da halledebilirsiniz. Üstelik her seferinde başka iki parçayı alabilirsiniz, çünkü aslında her şarkı kendi başına yeterince güçlü. Tabii albümün puanından yiyor bu kopuk duruşları ama en azından Æthĕrĭa Conscĭentĭa müziğini bir yere konumlandırabiliyorum zihnimde bu şekilde. Güvenli, akılda kalıcılık oranı düşük gitarlara sahipken bundan fazlası da zor zaten.

Kısacası biraz karışık hisler beslediğim bir albüm bu ve grubun niyetini, samimiyetini tam sezemediğim için huzursuz geçen bir inceleme süreci oldu. Gerçi nereden baksanız değişikli black metal kategorisinde duruyor Corrupted Pillars Of Vanity; yani bir kesim gözü kapalı üzerine atlayacakken bir kesim de yüzüne bile bakmayacak. Ben ise metalin renklerini Metalperver okuyucuna tanıtma görev bilinciyle uzaktan bakıp dışarıdan bir gözle kurcalamak istedim bu değişikliği. Yazılanlar ilginizi çektiyse biraz da siz kurcalayın bakalım.

75/100


Metalperver’i desteklemek için aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreon’a göz atabilirsiniz:

Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.