Anaal Nathrakh – Endarkenment

Merhaba.

Kariyerine çiğ, yırtıcı bir black metal ile başlayıp endüstriyel tınılara kaydıktan sonra ekstrem metalin yeni milenyumdaki en saldırgan temsilcilerinden birine dönüşen İngiliz Anaal Nathrakh hakkında bugüne kadar olumsuz çok az şey duydum. Özellikle bugünden bakıp müziği belirli bir kalıba oturttuklarını fark ettiğimiz son on dört – on beş senede (2006 çıkışlı Eschaton‘u milat kabul edebiliriz), kontrollü kaos yaklaşımıyla yaptıkları her yeni albüm ile gündemde yer tutmayı başardılar. Grubun sosyal adalet ve politika gibi konulardaki lafını esirgemeyen tutumunu da ekleyince Anaal Nathrakh, metal toplumu içerisinde güvenli, laf edilmesi zor bir konuma yerleşti.

2018’de çıkan A New Kind of Horror üzerinden Anaal Nathrakh’a dair bazı eleştirilerim olmuştu ve girdikleri yoldan, albümün hit şarkısı Forward‘dan, konfor alanını pek terk etmemelerinden duyduğum rahatsızlıkları üstü kapalı şekilde anlatmaya çalışmıştım. Hala seviyorum Forward‘ı ve konserde en çok tepindiğim parçalardan biriydi ama sorun şarkının kendisi değil, yapısıyla ilgiliydi. Kabul edememiştim herhalde. Neyse, kısacası Endarkenment öncesinde Anaal Nathrakh ile ilgili hislerim karışıktı biraz ama Endarkenment ile artık Dave Hunt – Mick Kenney ikilisini doğru şekilde anladığımı hissetmeye başladım ve çok rahatladım.

Onları anlamamı sağlayan, daha doğrusu anladığımı fark etmemi sağlayan şey ise Endarkenment ile ilgili okuduğum, albümü epey yeren bir inceleme yazısı oldu. Grubun beste yapılarının sıradanlığından, neredeyse sekiz-dokuz albümdür aynı prodüksiyon ve aynı beste tercihleriyle Anaal Nathrakh’ın fazlasıyla sıradanlaştığından yakınıyor, duyduğu şeylerin zerre şaşırtmaması üzerinden verip veriştiriyordu yazar. Bir yandan albümü çevirir bir yandan bu yazıyı okurken zaman zaman hak da verdim kendisine. Şöyle bir düşününce Endarkenment‘taki bütün parçaların iskeleti aynı gerçekten de; trafik olarak hiç şaşırtmadan, bir pop albümüymüş edasında akıcı ve geleneksel verse-chorus ritmini bozmadan ilerliyor. Davullardan tutun da akor seçimlerine, tümünü anlamak zor olsa da grubun da istediği biçimde tema üzerinden anlamı çıkarmada zorlanmadığımız sözlere kadar her şey, son on – on beş senedeki Anaal Nathrakh’ın üç aşağı beş yukarı aynısı. Elbette kendi içinde farklılıklar barındırıyor ve örneğin endüstriyel ağırlık albümden albüme değişebiliyor ama özünde Mick hep aynı albümü yazıyor gibi gerçekten de. Tüm besteciliğin, prodüksiyonun, görsel tasarımların ve albümlere dair diğer her şeyin Dave-Mick ikilisi tarafından yapıldığını düşününce ürettikleri şeye dışarıdan bakmadıkları, iş gibi yaklaşıp şunu şöyle yaparsak daha fazla insana ulaşır vesaire gibi bir motivasyonu sürece dahil etmedikleri için bu aynılık durumu çok anlaşılabilir bu arada.

Anaal Nathrakh’ın en büyük başarısı da bu bence. Yaptığı şeyi sunum açısından herkese hitap edebilecek basitliğe indirgemesi, ekstrem metal ile alakası olmayan insana ulaşabilecek besteler üretebilmesi ve bu esnada kendinden zerre ödün vermemesi. Olumsuz bir şeymiş gibi bahsediyoruz konfor alanından mesela ama Anaal Nathrakh özelinde bu alan, alışkın olmayan kulaklar için hiç de konforlu bir yer değil aslında. Kaldı ki o alanı da piyasa şartları, şirketler, hayranlar veya herhangi bir dış güç de belirlemiyor. Haliyle ortaya çıkan şey hiçbir zaman Anaal Nathrakh özünden uzaklaşmıyor. Sadece artık yaptıkları deli işi albümlere alışıp ayak uydurmaya başladık olsa olsa. Ayrıca Anaal Nathrakh’a böyle bir yerden vurmak, tam olarak tükettiği şeyi anlamamak demek benim gözümde. Sözlerine hiç mi bakmıyorsun? Progresif metal albümü diye mi açtın ne yaptın? Bu neye benziyor biliyor musunuz, BLIND GUARDIAN‘ı ya kardeşim elftir cüceymiş geçin de artık ayrıcalıklı sınıflara yapılan vergi kolaylıkları hakkında iki kelam eden bir şarkı yazın diye eleştirmeye benziyor. Aptal herif be.

Neyse, internet nefreti ve Anaal Nathrakh’ın iç dünyamdaki yansımalarından çıkıp biraz da Endarkenment özelinde konuşalım. Aydınlanma Çağı’nın tersine döndüğünü, karanlık bir dönemden geçtiğimizi duyuran isim parçasıyla beraber (Hayvan Çiftliği referanslı klip de harika) Anaal Nathrakh usulü felaket simsarlığı şovu başlıyor. Atmosfer yaratmak konusunda kariyerinin hiçbir döneminde zamana ihtiyaç duyan bir isim olmadığı için direkt konuya girip yakanızdan sürükleyerek çekiyor istediği yere. Yazının başına referans vermek gerekirse kontrollü kaos yaklaşımının (hayır, Fatih Terim futbolundan bahsetmiyorum) en olgun meyveleri Endarkenment‘ta yer alıyor. Melodi ve makine gaddarlığı arasında mükemmel bir denge var ve ne kadar çıldırırsa çıldırsın, hiçbir şarkı ezip boğmuyor, bunaltmıyor dinleyiciyi.

Bunu sağlayan en önemli faktör ve Endarkenment özelinde Anaal Nathrakh’ın en çok gelişim gösterdiği alan ise vokaller. Dave Hunt’ın tutkulu ve sürükleyici performansı göz ardı edilebilecek gibi değil. Bestelerde aranan dinamizmi Dave sağlıyor ve albümü zenginleştiriyor. Elbette söylediği sözlerin, arkasındaki inancın da etkisi var mutlaka ve yazdığı sözlere olan inancı, vokal melodisi ve düzenleme noktasında da ona ilham vermiş gibi görünüyor. Çok doğru yerlerde koro efektleriyle epik/dramatik yerlere çekip yine de çok doğru noktalarda guttural seviyesine varan (ve bol bol karşımızda çıkan domuz benzetmelerini düşününce cuk oturan) canavar vokallerle her kelimenin üzerine tonlarca ağırlık daha katıyor Dave. Zaten şimdiye anlamış olmanız lazım ama yalnızca müziğe odaklanarak dinlenebilecek bir albüm değil Endarkenment ve sözlere (sadece birkaç parçanın sözleri var; kalanları için kulağınıza güvenmek zorundasınız) dikkat edince Dave’in ne kadar detaycı çalıştığını fark etmemek imkansız. Böylesi saldırgan bir müziğe ve aynı seviyedeki sözlere yazdığı IRON MAIDEN vari stadyumda hep beraber söylenecek vokal melodileri, kulağı enstrümanları ayrıştırıp müziği anlayabilecek kadar gelişmiş herkese Endarkenment‘ı önerebileceğiniz kadar kapsayıcı kılıyor şarkıları. Tabii o tatlı vokallere aldanmayın; İngiliz karanlık nüktedanlığıyla tüm nefretini yüzümüze sıçratıyor Dave.

Spritz deinen Hass in mein Gesicht!

Toplamdaki on parçadan beşi, ilk dörtlü ve Create Art, Though the World May Perish‘in seviyesine yaklaşamıyor bence ve Endarkenment ile ilgili tek sorunum bu oldu. Tabii bu biraz da o beşliğinin çılgınlığıyla ilgili. Günün sonunda, aynı anda bu kadar yoğun ve bu kadar rahat dinlenebilen çok az albüm var ekstrem metal dünyasında ve Endarkenment hem dünyamızın geldiği rezalet hale karşı akıl sağlığımızı, insanlığımızı ve benliğimizi korumada hem de çok sevdiğimiz cam çerçeve indirmeli metalde, 2020 dahilinde bulabileceğiniz en iyi iş. Tüm iyi domuzlar gibi yemimizi hak ediyoruz ve sağ olsun Anaal Nathrakh bizleri fazlasıyla beslemeye devam ediyor. Elbette aslında bağlamı içinde bir eleştiri bu ama yazının sonuna yakışacağını düşündüğüm için albümden bir alıntıyla kapatayım: “Yanlış olduğumu düşünüyorsanız siktirin gidin.”

91/100


Metalperver’e destek olmak için aşağıdaki düğmeye tıklayıp Patreon’a göz atabilir, patronumuz olabilirsiniz:

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

One thought on “Anaal Nathrakh – Endarkenment

  • 26 Ekim 2020 tarihinde, saat 11:21
    Permalink

    Genel olarak bu tarz müzik çok dinlemesem de Anaal Nathrakh’ın bazı şarkılarının hastası oluyorum. Bir önceki albümdeki Forward! mesela inanılmazdı bence. Bu albümde de Endarkenment, Age of Starlight Ends gibi şaheserler var. Oldukça progresif ve deneysel dokunuşlar dolu bu çalışmaları da, bazıları tutuyor, bazıları biraz sakil kaçıyor. Şarkı sözleri açısından da ders niteliğinde.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.